DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Yaşar Mert
Yaşar Mert
Giriş Tarihi : 04-11-2020 02:14

Tepkisiz Türk toplumu ve Koronalı kış

Geçen seferki yazımda, “yaklaşan seçimler ve gayri-siyasi Türk toplumu” başlığı altında, bizleri teslim değil de temsil eden insanların olmamasından yakınmıştım.  Zira bu eksiklik bize çok pahalıya mal oluyor. Eski deyimi kullanacak olursam, daha mürekkebimin boyası kurumadan, ne kadar haklı olduğumu gösteren olaylar gelişti ve ne yazik ki gelişmeye de devam edecek gibi görünüyor.

Camiye koç başlı baskın
En bariz örneklerden birisini Ekim ayının ortasına doğru yaşadık. Ne olmuştu? Berlin’in en eski camilerinden olan Mevlana camisine cemaat sabah namazındayken, mali usulsüzlük nedeniyle, yüz (!) civarında maskeli (!) polisin katıldığı bir baskın düzenlendi. Olaya tepkisini Berlinli abim İsmet Mısırlıoğlu şöyle yazmış: “Bu ülkede normalde mali konularda bir usulsüzlük yaşandığında maliyeden bir zarf alırsınız. Siz de cevap yazarsınız. Bu işlemler neticesinde devletin hak kaybına uğradığı belirlenirse, bir ceza belirlenir. Ödersiniz. Bu kez öyle olmadı. İçinde insanların ibadet ettikleri camidekilere gözdağı verilmesi amacıyla “Koç Başı” ile gelmişler. Geçmişte Alman papazlarının erkek çocuklarına tecavüz ettiği iddiasıyla polis soruşturmaları yaşandı. Polis devreye girdi, ifadeler alındı. Lakin, gidip kilise cemaatini hedef alıp, kiliselerin mihrabına emniyet mensupları koç başı ve postallarla dalmadı. Almanya’da polisin kiliseye vazife icabı bile üniforma ile girmesi yasaktır. Laiklik gereği Kilise Allah’ın egemenlik alanındadır. Bunu Almanya’daki tüm Türk siyasiler bilir. O zaman neden susarlar? Türk olmadıkları için mi, yoksa siyasetçi olmadıklarından mı?” Ben diyorumki, seçtirene diyet ödedikleri ve bizlerin temsilcisi olmadıkları için. Ayrıca, ortada bir usulsüzlük varsa, yargı bunu en kısa zamanda ortaya çıkarmalıdır ve suçluları en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Ama bir usulsüzlük yoksa, kolluk kuvvetlerinin yaptığı bu hadsiz ve beyhude baskının siyasi sorumluğunu birileri üstlenip istifa etmelidir.

Münster Üniversitesi'nin İslam kürsüsü başkanı
Münster Üniversitesi'nin, Almanya’daki İslam ilahiyat fakülteleri arasında önemli bir yeri vardır. 2004 yıllarının sonunda, Muhammed Sven Kalisch adında birisini başına getirdikleri ilk İslam kürsüsünü kurmuşlardı. O tarihlerde ben de çok heyecanlanmıştım. Zira böyle bir olay Almanya için önemliydi. Ne var ki bu adam, 2008 yılında İslam peygamberinin yaşamadığını iddia etti ve sonunda işgal ettigi koltuğu bırakmak zorunda kaldı. 2010 yılında halef olarak M Khorchide isimli, Lübnan asıllı, gençliğini Suudi Arabistan'da geçirmiş ve daha önce Avusturya makamlarına İslam konusunda çalışmış birisi o koltuğa oturtuldu. Ve sanki tarih tekerrür eder gibi, bu zat son kitabında Müslüman olmak hatta Allaha inanmak kendince gerekli olan birsey değilmiş gibi beyanatlarda bulunuyor. Fikir hürriyetine saygımız olmakla beraber, bu tür kişilerin neden İslam kürsü başkanı yapıldığını da sormak hakkımızdır. Madalyonun diğer bir tarafı ise, bu duruma kimsenin tepki göstermesi. Bakalım bu kişi ne zaman istifa edecek?

Koronalı kış
Bu yıl Mart’tan itibaren olağanüstü bir dönem geçiriyoruz. Yaz aylarında nisbeten bir rahatlama olsa veya öyle olduğunu düşünmüş olsak bile, son haftalarda vaka sayılarındaki artıştan, Korona salgınının siddetli bir şekilde geri döndüğünü anlıyoruz. Bununla beraber daha önce aklımıza bile gelmeyen kısıtlamaları kabul ediyoruz ve toplumsal olarak büyük değişimler yaşıyoruz. Yaşadığımız toplumun diğer adı da özgürlükcü demokrasidir. Durum böyle olunca, yani uygulanan kısıtlamaların kişisel ve toplumsal özürlüğü hedef alınca, doğal olarak tepki yaratıyor. Almanya’daki tepkilerin ne kadar ciddi olduğunu Ağustos ve Eylülde yapılan büyük katılımlı gösterilerden anlayabiliyoruz. Devletin tepkisi de ciddi. Bu konuda kafalar gerçekten karışık; açıkcası benim kafam da karışık. Bir taraftan var olan bulaşıcı bir hastalık. Diğer taraftan orantısız şekilde alınmış gibi görünen tedbirler ve sonu açık olan uygulamalar. Yani önümüzdeki hafta ve aylarda ne yaşayacağımızı kestirmek bile güç artık. Ekonomi yine dibe vurulacak mı? Sokağa çıkma yasağı gelecek mi? Okullar ne olacak? Soru üzerine soru. Ve komplo teorisi üzerine teori. 
Öyle görünüyor ki bu kabus en azından Nisan 2021’e kadar böyle devam edecek. Tedbiri elden bırakmayalım ama salgın adına alınan kararlara da bilinçli vatandaş şüphesiyle yaklaşalım. Allah hepimizi korusun. Duamız böyle.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor820
  • 2Galatasaray1020
  • 3Fenerbahçe920
  • 4Gaziantep FK1015
  • 5Başakşehir FK1014
  • 6Fatih Karagümrük913
  • 7Beşiktaş813
  • 8Konyaspor812
  • 9Kasımpaşa912
  • 10Çaykur Rizespor912
  • 11Yeni Malatyaspor912
  • 12Hatayspor712
  • 13Trabzonspor1012
  • 14Göztepe811
  • 15Sivasspor89
  • 16Antalyaspor99
  • 17BB Erzurumspor88
  • 18Kayserispor87
  • 19Denizlispor96
  • 20Gençlerbirliği85
  • 21MKE Ankaragücü82
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA