DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Yaşar Mert
Yaşar Mert
Giriş Tarihi : 28-04-2020 14:32

“Evde kal”ırken, kitap okumak

Ne demiştik? Tarih kitapları, korona öncesi ve korona sonrası diye yazacak. Aslında eksik olmuş çünkü arada bulunan ve hiç de öyle kısa olmayan bir süreç var; şu an yaşadığımız süreçten bahsediyorum. Birçoğumuz için, iş hayatı ile ev hayatı en azından mekan olarak, bütünleşmiş durumda. Diğerleri için, iş hayatına bir mola verilmiş olduğundan, onlar da evde kalıyorlar. Yani ekseri çoğunluğumuz, son birkaç haftadır ve önümüzdeki haftalar hatta belki aylar boyunca, hayatlarını evlerinde yaşayacak. 

Benim için de aynısı geçerli. Çalışmalarımın büyük bölümünü “home-office” ten yapıyorum, yani görüşmeler telefon veya video-konferans şeklinde oluyor. Böylece geçmiş yılların yoğun yurtiçi ve yurtdışı seyahatları en azından şimdilik tarihe kavuştu. Dijital ortamı çok farklı uygulamalar ile yaşama ve verimli kılma imkanımız var: İş mülakatları, ortak kahve saati, yeni iş arkadaşları ile tanışma saatleri, iş sunumlarını daha önce hiç irtibatta bulunmadığınız müşterilere dijital ortamda sunmak gibi. Hal böyle olurken, ben de hem “eski hayattan” bir payda olsun diye, hem de boş zamanı faydalı geçireyim niyetiyle, sırada bekleyen kitapları okumaya başladım. Onlardan birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum. 

Birincisi, Hayati İnanç ve Bekir Develi'nin “Fabrika Ayarı: Anlamlı Bir Hayatın Peşinde Konuşmalar” kitabı. “Biz sohbetin gücüne ve bereketine inanıyoruz. Sohbet kalbin içindekinin bütün yalınlığıyla dışa vurmasıdır. Bütün meselemiz, bir insanın kalbine dokunabilmektir. Sadece bir kardeşimizin fabrika ayarıyla, yani fıtratıyla yüzleşmesine aracı olsa, bu kitap görevini fazlasıyla yapmış olacaktır.” diye tanıttıkları kitap, gerçekten kalbe ve gönüle dokunuyor. Mutlaka okuyun, derim!

Bir başka kitap ise, gerçek bir hayatı konu alan, Deborah Feldman’ın New York Times’ın çoksatar listesinde yer alan “Unorthodox” adlı eseri. ABD’nin New York şehrinin, Brooklyn, Williamsburg mahallesinde vuku bulan ve orada yer alan Satmar isimli bir cemaate mensup genç bir kızın dünyasını anlatıyor. Kendi kurallarını ve kültürünü koruyan cemaat bir ceviz kabuğu gibi kendi içinde, dış dünyadan bağımsız bir hayat sürer. Kitabın merkezinde olan genç kız ise bu dünya'ya aykırı biri ve orasını terk etmek ister ve bunu sonunda başarır. Yahudilik ile ilgili çok konuşulan ancak az bilinen birçok ortam var; onun için buna benzeri kitaplar bilinçlenmek için iyidir.  

Tarih tutkunu olarak, tarih kitaplarını es geçmem olmazdı tabii ki. Bu sefer, Almanya ve ikinci dünya savaşı ile ilgili, hem resmi tarihte hem de popüler tarihte çok az işlenen bir konuyu seçtim: 1944 ile 1946 arası, Alman kadınlara ve bilhassa Doğu bölgelerinden göçe mecburi bırakılanlara yapılan zulmü. Okuduğum kitabın biri, “Die vergessene Generation: Die Kriegskinder brechen ihr Schweigen” ve gazeteci/ yazar olan Sabine Bode tarafından yazılmış. Onlarca savaş mağduru Alman kadının yaşadıklarını belgeleri ile anlatıyor. İnsanların neden bu konuyu unutmak istediklerini birebir yaptığı görüşmeler ile belirtiyor. Diğer kitap ise, Ingo von Münch adında, siyasetçi, hukukcu ve yazar kimliği ile tanınan bir Alman tarafından ele alınan “Frau, komm!” adındaki eser. Bu kitab daha çok, Rus askerlerinin işledikleri insanlık dışı olayları ve zulmü konu almış. Bunca yıl geçmesine rağmen, tarihi şahitlerden alınan bilgiler ile donatılan kitap, kalbinize, ahlakınıza, vicdanınıza, kısacası insanlığınıza sesleniyor; hem de öyle bir gür ses ile ki...

Ayrıca, Mısırlı lider ve Müslüman Kardeşler’in kurucusu Hasan el Benna’nın torunu olan Tariq Ramadan tarafından yazılan “Radical Reform: Islamic Ethics and Liberation” eseri de okudum, daha doğrusu büyük bir bölümünü okudum. Lakin itiraf etmeliyim ki beklediğim hazı alamadım. Bilmiyorum, beklentim hem yazarın isminden yola çıkarak hem de kitabın ismine bakarak belki çok yüksek idi. Yine de İngilizce okumak isteyenlere tavsiye ederim.
  
Geçen ayki yazımı şöyle noktalamıştım: İnanıyorum ki, daha çok bir olarak, karşılaştığımız zorlukları aşacağız ve geleceğimize sahip çıkacağız. Kurumların önerdiği temizlik önlemlerine uyalım, yani bizler tedbirimizi alalım; takdir Allah’u tealânın. Bu dilek ve temennilerim geçerliğini korumakta. Diğer yandan bu süreçte birçok “ilk”ler yaşadık, örneğin Almanya, Fransa, İngiltere veya İspanya’da açıktan okunan ezanlar gibi. An itibari ile idrak ettiğimiz Ramazan ayı’da bu sefer birçok “ilk” lere gebe. Almanya’daki oruçların bir yönüyle Türkiye’deki oruçlardan daha cazip ve güzel kılan, toplu iftarlar, teravihler ve sonraki birliktelik bu yıl olmayacak gibi. Günlük mukabele takibi ise başka bir örnek. Yine de, iri olacağız, diri olacağız. Mevlam, hepimize hayırlı ve sağlıklı bir Ramazan ayı nasip etsin.

Yaşar Mert

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fatih Karagümrük37
  • 2Alanyaspor37
  • 3Galatasaray37
  • 4Antalyaspor37
  • 5Hatayspor37
  • 6BB Erzurumspor36
  • 7Göztepe35
  • 8Fenerbahçe35
  • 9Konyaspor24
  • 10Trabzonspor34
  • 11Beşiktaş34
  • 12Sivasspor34
  • 13Kasımpaşa33
  • 14Kayserispor33
  • 15Gaziantep FK32
  • 16MKE Ankaragücü21
  • 17Gençlerbirliği21
  • 18Çaykur Rizespor31
  • 19Yeni Malatyaspor31
  • 20Denizlispor31
  • 21Başakşehir FK30
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA