DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
ad768x90
Mikayil Baydaroğlu
Mikayil Baydaroğlu
Giriş Tarihi : 30-05-2020 01:14

Sürücüsüz Araçlar

Siz değerli okurlarımı en samimi duygularla selamlıyorum.
Bu yazımda otonom, yani sürücüsüz araç teknolojisinin güncel gelişim seviyesi, teknik özellikleri ve ileriye dönük kullanabilirliği hakkında ayrıntılı bir inceleme yaptım. 
“Otonom yolculuk” terimini genellikle insan sürücü (şöför) müdahalesi olmadan, hedeflenen bir şekilde hareket eden, kendi kendine giden araçları veya taşıma sistemlerini tanımlamak için kullanıyoruz. Bahsettiğim otonom vasıtalar sürücüsüz yolculuğu gerçekleştirmek için “lidar”, “radar”, “GPS” ve “yapay zeka” gibi teknolojiler kullanırlar ve böylece çevresini algılayabilme “becerisine” sahiptirler. Son yıllarda, halen sektör lideri konumunda bulunan Alman otomobil üreticileri öncülüğünde, sürücüsüz araç modellerine ciddi bir geçişin yaşandığını gözlemleyebiliyoruz. Tartışmasız konu sadece otomatik araçların hareket edebilmesinden ibaret değil. Kuşkusuz “güvenlik” ileride çok daha hayati bir öneme sahip bir öncelik olacak ve sürüş konforu daha da mühim hale gelecektir.
“Otonom sürüşün” derecesini tanımlayan, uluslararası camiada “standart” niteliğine sahip bir sınıflandırma ölçeği mevcut. Bu seviye kriterlerine göre sürüş sorumluluğunu insan faktöründen tamamen aracın kontrolüne geçişini ifade eden 5 farklı aşamadan bahsedebiliriz. Söz konusu otomasyon seviyelerini hâlihazırda piyasada bulunan otobillerin güncel teknolojik düzeyiyle birlikte özetlemek istiyorum. 
Birinci seviye diye nitelendirebileceğimiz “asistanlı sürüş” düzeyinde, sürücü hem fiziksel hem de yasal olarak araç kontrolünden 100% sorumludur. Seyir halindeyken şöför son on yılda üretilen araçlarda bulunan “asistan sistemler´den” faydalanmaktadır. “Mesafe koruma” veya “şerit takip” asistanı gibi sistemler sürücü tarafından devreye sokulur, ancak halen insan faktörünün ön planda olduğu bir yolculuk gerçekleşir. “Kısmen otomatik” diye tanımlayabileceğimiz ikinci seviyede, sorumluluk yine sürücüde olsada, “sistem” hız ve fren kontrolüne hatta direksiyona tam erişime sahiptir. 2016 yılından beri üretilen kalburüstü otomobillerin “kısmen otomatik” özelliklerinden rahatlıkla bahsedebiliriz. Üçüncü derece “yüksek otomasyon” teknik özelliğine sahip araç sistemleri çevre kontrolünü tamamen üstlenmekte. Bu seviyeden itibaren, hem yasal hem teknik olarak, sürücü gerekli “reaksiyon süresini” sağladığı sürece ellerini direksiyon simidinden uzaklaştırabilir, hız ve fren kontrolünü tamamen araca bırakabilir. Son iki yılda üretilen üst düzey otomobil modelleri bu seyahat imkanını sunmakta. Dördüncü seviye “tam otomatik” araçlar, şöför gereksinimini ortadan kaldıracak. Bu noktadan itibaren, sürücü de aslında artık bir yolcuya dönüşüyor. Gerekli sistemler çalıştığı sürece, sürücü trafik durumuna dikkat etmek zorunda kalmaz, ani müdahaleler için bi reaksiyon süresini hesaba katması gereksiz olur ve tamamen farklı uğraşlara odaklanabilir. Çok sayıda şirket şu sıralar dördüncü seviyenin “tam otomatik” test araçlarıyla yollarda deneme sürüşleri gerçekleştirmekte. 2025 yılından itibaren hatrı sayılır rakamda otomobilin “tam otomatik” özelliklere sahip olacaği öngörülüyor. Maksimum evre olan 5. seviyeyi “otonom sürüş” diye adlandırıyoruz. Bu dereceye erişecek araçlar her koşulda (aydınlık, iklim şartları) özerk seyir halinde olacak. 
Sonuç olarak, gelecek dönemin otomobillerinde gaz veya fren pedalı gibi, bir direksiyon simidi de olmayacak. “Otonom sürüş” nihayetinde vasıtaları “şöföre” dönüştürecek! En geç bu evreden itibaren otomobillerin gerek dış, gerekse iç tasarımı radikal değişime uğrayacak. Uzmanların tahminine göre, 2040 yılından itibaren teknolojinin bu noktasına erişmiş olacağız. 
Makalemin son bölümünde izah ettiğim gelişimin ne tür sonuçları beraberinde getireceğini ele almak istiyorum. Trafikte insan hatası ortadan kalkacağı için, ölümcül kazalar vuku bulmayacak. Bu bağlamda tabiki otomotiv “yedek parça” sanayi ve servisi sekteye uğrayacak. Günümüz otoyollarından alışık olduğumuz trafik tıkanıklığı tarih olacak. Değerli yaşam süremizi kitlenmiş yollarda heba etmeyeceğiz, daha az hava ve çevre kirliliğine sebep olacağız. Toplumun yaşlı insanları bireysel ulaşımdan taviz verme zorunda kalmayacak. Âmâ veya daha farklı engele sahip insanlar rahatlıkla trafiğin akışına dahil olabilecek. Örneğin cocukları okula araçlar götürüp, okuldan tekrar araçlar alacak. Çocuk demişken belirteyim, yaşadığımız şu yıllarda doğan çocuklar, ileride artık bi “sürücü belgesine/ehliyetine” ihtiyaç duymayacak. Yirmi yıl sonra “şöför” diye bir meslek dalı kalmayacak iş hayatımızda. Cümlelerimi okurken, 80´li yılların efsane dizisi “kara simşek” gelmiştir herhalde bir çoğununuz gözü önüne. Sevgili okurlar emin olun; “sürücüsüz araçlar” uzun zamandan beri bilim-kurgu olmaktan çıktı, son sürat gerçek hayatımıza doğru ilerliyor.
Esen kal güzel insanım
Mikayil Baydaroğlu
Soru ve görüşleriniz için: m.baydaroglu@gmail.com

 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3063
  • 2Trabzonspor3061
  • 3Sivasspor3054
  • 4Galatasaray3052
  • 5Beşiktaş3050
  • 6Fenerbahçe3049
  • 7Alanyaspor3048
  • 8Göztepe3038
  • 9Gaziantep FK3038
  • 10Antalyaspor3037
  • 11Kasımpaşa3036
  • 12Gençlerbirliği3032
  • 13Denizlispor3032
  • 14Kayserispor3031
  • 15Konyaspor3030
  • 16Yeni Malatyaspor3029
  • 17Çaykur Rizespor3029
  • 18MKE Ankaragücü3025
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
BİYOGRAFİ
Banu Terzioğlu
Banu Terzioğlu
ARŞİV ARAMA