Kilim Gazetesi
HV
13 AĞUSTOS Cumartesi 03:02
Advert

Savaş Çığırtkanlığı

Ramazan Özdemir
Ramazan Özdemir
Giriş Tarihi : 14-02-2022 23:51

Almanya’nın Sol parti kurucusu olan Oskar Lafontaine yaptığı açıklamalarla, uyarılarla Almanya’nın dış ve iç politikadaki hatalarını bir bilge kişi olarak ikaz ediyor.


Oskar Lafontaine ünlü bir Alman politikacı 1985'ten 9 Kasım 1998'e kadar Saarland Başbakanıydı.
2 Aralık 1990'daki federal seçimlerde SPD şansölye adayı ve 1995'ten 1999'a kadar SPD genel başkanıydı.


1998’da kurulan Schröder hükümetinde Federal Maliye bakanlığını üstlenerek bir yıl görev yaptıktan sonra Schröder ile anlaşamayarak istifa etmişti.

Son uyarısını Cumhurbaşkanı Steinmeiere yaparak onun Rusya-Ukrayna krizi ile ilgili yaptığı açıklamayı eleştiriyor.

Steinmeier ve Kaçırılan Fırsat

Aylardır Batılılar tarafından (yani yalancı topluluğunun) siyasette ve medyada savaş çığırtkanlığını nasıl yapıldığını görüyoruz.

“Doğu Avrupa'da bir askeri çatışmanın, bir savaşın ortasındayız. Bunun sorumluluğu Rusya’ya ait.” Eski ve yeni Federal Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, bir ay süren tek taraflı suçlama oyununa katılarak Ukrayna ihtilafında Rusya’yı suçladı.

Gerçek şu ki: Kanada veya Meksika'da ABD sınırında bulunan Rus birlikleri değil, Avrupa'da Rusya sınırında bulunan ABD birlikleridir.

Rus füzeleri Meksika, Kanada veya Küba'da konuşlanmıyor, fakat ABD füze üsleri Polonya ve Romanya'da.


Rusya açık ara dünyanın en büyük savaş bütçesine sahip değil (2020'de 61.7 milyar ABD doları), ancak ABD yeniden silahlanma ve savaşlara 778 milyar dolar silahlanmaya para harcıyor.

Bugünkü Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland'a göre, Meksika veya Kanada'da bir darbeyi finanse eden Rusya değil, ABD'nin Ukrayna'yı istikrarsızlaştırmak için beş milyar dolar harcadığı bir gerçek.

Birinci Dünya Savaşı'ndan önce bir milliyetçi tarafından öldürülen pasifist ve sosyalist Jean Jaurès diyordu ki : "Kapitalizm, bulutların yağmuru taşıması gibi savaşı kendi içinde taşır." Ve yine Papa Francis de benzer şekilde, "Ekonomi öldürür" derdi.

Biden, Putin veya Xi Jinping'in savaşa yol açan en tehlikeli dış politikayı takip edip etmediğini tartışmak yerine, devletlerin ekonomik düzeninin savaşın nasıl olduğu sorusuna cevap verme olasılığının daha yüksek olduğunu bakmak gerekir.

ABD ve Rusya'da oligark kapitalizme karşın, Çin'de devlet kontrolündeki ekonomi, kapitalizm ve parti diktatörlüğünün bir karışımına sahibiz.

ABD, Rusya ve Çin, diğer ülkelerde hammadde ve ekonomi pazarları güvence altına almak isteyen rakip ve emperyal güçlerdir.

ABD dünyada açık ara en büyük askeri güçtür, dünya çapında 800 askeri istasyonuna sahiptir, Çin ve Rusya'yı kuşatacak ve onları bombalayacak askeri güce sahiptir.
İnsansız hava araçları ile bu savaşı daha acımasız yapacak potansiyele sahip.

Yine bugün milyonlarca insanı öldüren ekonomik savaşları yürütüyor.

Rusya, sınır komşusu olduğu diğer ülkelerin NATO'ya kabul edilmesini engellemek istiyor ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra askeri araçlar da dahil olmak üzere dünyadaki etkisini yeniden genişletmeye çalışıyor.

ABD ve Rusya'nın aksine Çin ekonomik gücüne güveniyor ve özellikle Asya ve Afrika'da hammadde ve satış pazar payını artırmaya çalışıyor.

Emperyalist güçler nüfuz alanları, hammaddeler ve ekonomik pazarlar için birbirleriyle savaştığında, "Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" kuralı, çatışmaları etkisiz hale getirebilir ve barış içinde bir arada yaşamaya katkıda bulunabilir.

Ukrayna ihtilafı ABD'nin Rus sınırlarına yakın askeri üs yerleştirilmesini veya NATO tarafından füze üslerinin kurulmasını kabul edilemez olduğu için, Rusya'nın haklı olarak NATO'dan, yani ABD'den kendi sınırlarına yakın yerlerde garanti talep etmesi geliyor.

Steinmeier bugünkü konuşmasında tarihi bir şans yakalamıştı: Barışın güçlü devletlerin dış politikasının temeli olması halinde gerçekleşebileceğini belirtmesi gerekirdi.

Almanya ve Avrupa, rakip emperyalist güçler arasındaki çatışmanın içine çekilmelerine izin vermemelidir diyerek bir arabuluculuk ve denge politikası takip etmeliydi.

Amerikalı tarihçi George Kennan: Avrupa'nın ve NATO'nun doğuya doğru genişlemesinin "Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerikan politikasının en feci hatası" olduğunu kabul etmesi gerektiği anlamına geliyor demişti.

Yine Avrupa'da bir savaşı önlemek için Willy Brandt'in Doğu politikasına ve yumuşama politikasına dönmenin tam zamanı, diyerek barışın önemine vurgu yapıyordu.

Lafontaine bu açıklamaları ile ne kadar etkili olur bilinmez fakat dünyaya ve Almanya’ya barış ve yeşil politikalarını savunun Yeşiller partisinin bugünkü geldiği yer çok tartışılacak gibi.

Çevre ve Barışı temel politikası olarak benimseyen Yeşiller partisi bugün çok savrulmuş durumda.

Yeşiller partisi kurucusu Petra Kelly barışın savunucusu olarak dünyada isim yapmış birisiydi.

Bugünkü Federal Almanya’nın Dışişleri Bakanı ve Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Annalena Baerbock ise Ukrayna - Rus sınırında başında miğfer, sırtında kurşun geçirmez yelek ile basına poz veriyordu.

YORUMLAR