Kilim Gazetesi
HV
04 EKİM Salı 13:34
Advert

Ferda Ataman Olayı

Ramazan Özdemir
Ramazan Özdemir
Giriş Tarihi : 05-07-2022 22:39

Almanya’da kendimizi güvende hissetmiyoruz ve "Bizim kaygılarımız ciddiye alınmalı diyerek bir makale yazan bayan Ferda Ataman o zamanki federal içişleri bakanı Horst Seehofer’i öyle kızdırıyordu ki, Başbakan Angela Merkel’in ev sahipliğindeki Berlin'de 2018’de yapılan Uyum Zirvesi'ne katılmıyordu.

Yazıda kendisinin "Haksız yere nasyonal sosyalizm ile ilişkilendirildiğini” düşünen Seehofer, bunu "hakaret” olarak gördüğünü belirtiyordu.

Ferda Ataman ise : Seehofer için ne kendisini ne de partisini ne de politikasını nasyonal sosyalizm ile ilişkilendirmedim. Yazımda Alman İçişleri Bakanlığı'nın adının "İçişleri, İmar ve Yurt Bakanlığı" olarak değiştirilmesini, yurt kavramının eklenmesini mercek altına aldım.
Almanya'da tarihsel nedenlerden ötürü yurt kavramına kan ve toprak bulaştığını, bu nedenden ötürü yurt kavramının kullanıldığı çerçevenin de çok özenle seçilmesi gerektiğini ifade ettim. Bunun sağcı seçmenlerin kazanılmasına dönük bir hamle olarak algılanabileceğini ama arzu edilirse de olumlu bir içerikle doldurulabileceğini söyledim.
Ben yazımda Almanya'nın herkes için memleket, yurt olması gerektiğini savunuyorum.

Ferda Ataman devamındaki yazısında ben düşünce ve ifade özgürlüğünün bizim kültür ve değerlerimizin bir parçası olduğunu düşünüyorum… Bu nedenle bir yorumu, düşünceyi zirveye katılmama gerekçesi olarak sunmasına şaşırdım. Tabii ki Yurt Bakanı'nın gelip bizimle bu konuları tartışmasını, yurt kavramı ile ilgili görüşlerini, varsa da eleştirisini bizlerle konuşmasını beklerdim, isterdim.


Bunu gerçekleştirebilseydik, büyük bir ihtimalle bizi bir arada tutan, birleştiren konuların ayrıştıran konulardan çok daha fazla olduğunu görecektik.

Almanya'nın kendisini evinde hisseden herkesin, kaç yıldır Almanya'da yaşadığından bağımsız olarak herkesin yurdu olduğu açıkça ifade edilmeli.

Tartışma, Almanya'da göçmen sayısının çoğaldığı ve bazı insanların artık kendilerini, kendi ülkelerinde yabancı gibi hissettiği söylemi üzerinden yapılırsa, bu tartışma zaten dışlayıcı bir boyuta evrilir, çünkü bu söylem benim gibi burada doğmuş kişilerin de buraya ait olmadığı sonucuna varıyor.

Kanımca bu çok tehlikeli ve işte yazdığım yorumda da bu konuda uyarıda bulunuyorum. Oysa Almanya din ve inanç özgürlüğünün yurdu, farklılıklara hoşgörünün yurdu, geçmişi unutmama, insan haklarına saygının yüceltildiği bir yurt olabilir…
Çünkü biz bunların neden önemli olduğunu biliyoruz.

Bayan Ferda Ataman’ın Federal Aile Bakanı tarafından Ayrımcılıkla Mücadele Merkezi’nin başkanlığına aday gösterilmesi eleştiri oklarını üzerine çekmesine ve çalışmalarının ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve kışkırtıcı olduğu noktası öne çıkarılıyor.

Almanlara hakaret ettiği “Kartoffel (Patates)” olarak nitelemiş olması veya Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in vatan tarifini Nazilerin vatan tarifine benzetmiş olması gibi.
Uygun aday değil veyahut Alman düşmanlığı yapıyor eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor.

Münih’te yayımlanan haber mecmuası Focus, Ataman’ın adaylığına sert tenkit yönelten medya kuruluşları ortasında yer aldı.

Öyle ki göçmen kuruluşu olduğunu iddia eden bazı kuruluşlarda çok sert eleştiriler yapıyorlar.

Almanların yanında göçmen kuruluşlarının bayan Ataman hakkında konuşmaları çok
düşündürücü.

Bazı göçmen kuruluşları Federal Şansölye’ye açık mektup yazdılar ve yazıyorlar.

Ne kadar EX Müslüman, LGBT’li varsa kampanya açarak bu atamanın yapılmamasını istiyorlar.

Dünya görüşü olarak bayan Ferda Ataman bu kuruluşlara çok uzak değil fakat buna rağmen bu atamaya karşı çıkmaları çok enteresan.

Arap kökenli İsrail ve Alman vatandaşı toplumbilimci Ahmad Monsour tarafından yazılan yorumda, Ataman’ın adaylığının tümüyle yanlış bir tercih olduğu ileri sürüldü.

Seyran Ateş, Necla Kelek, Lale Akgün, Ahmad Monsour sert eleştiriler getirerek bu atamayı durdurmaya çalışıyorlar.

Diğer taraftan buradaki en kalabalık göçmen kuruluşları olan Türkler ve Müslümanların kendilerini ilgilendiren böyle bir atamaya sessiz kalmaları hayret verici.

Acaba hangi konularda bu kuruluşlar görüş beyan edecekler?

Eğer tarafsız kalmak gibi bir düşünceleri varsa vah ki vah bu gibi konularda tarafsız kalmak mümkün değildir.
 

YORUMLAR