DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Nejdet Niflioğlu
Nejdet Niflioğlu
Giriş Tarihi : 18-04-2021 01:42

Güvercin Gerdanlığı

Değerli okurlarım, yaşadığımız bu ülkeye yani Almanya‘ya „Şairler ve Düşünürler Ülkesi“ lakabı takmışlar. Uzun edebiyat ve bilim tarihine sahip bir ülke olduğu tartışılmaz. Ancak doğada herşeyin bir kaynağı vardır. Bu da bilimsel bir gerçektir ! İsterseniz şimdi bu kaynağı birlikte araştıralım.

Orta Avrupa’da edebiyat kültürünü şekillendirmiş olan „Minnesang“ geleneği kuşkusuz, Ortaçağ devrinin en tanınmış ve en yaygın lirik şiir türüdür. Minnesang tüm Avrupa’da Ortaçağ’dan, Rönesans devrine geçişinde, Avrupa kavimlerini kültüre ve güzelsanatlara  yönlendiren önemli bir faktör olmuştur. Fakat yukarıda belirttiğimiz gibi: doğada herşeyin bir kaynağı vardır. Minnesang’ın kaynağı bilim insanları arasında tartışılıyor ama, o devrin İslami Cordoba’sında gelişen ilimin ve sanatın etkileri çok ağır bastığını bilmeliyiz.

İberik yarımadasından kaynaklanan, kuzey ve batıya doğru ilerleyen bu yeni sanat türü, daha önce bilinmeyen çalgılar ve enstrümanlar eşliğinde hemen herkesin ilgisini çekmiş. Davul, Zurna, Ud, Tulum gibi enstrümanlar da Avrupa‘ya bu sayede giriş yapmış. Vurgulayarak tekrar ediyorum: O tarihlerde, İberik yarımadası, yani bugünkü İspanya, Osmanlı topraklarının bir parçasıydı, halkı Müslümandı, kültürü ise İslam kültürü. Cordoba’da, Granada’da, Sevilla’da o devirden kalma sayısız kültür hazineleri halen görülebilinir. Her yıl milyonlarca turist tarafından da ziyaret edilir. Aralarında en tanınmış eser Alhamra olsa da, yüzlerce binalar, çini tablolar ve halılar bu yüksek kültürün izlerini günümüze yansıtmaktadır.

Minnesang en çok da bugünkü güney Almanya yörelerinde başarılı olmuş. En tanınmış Minnesang ozanları bu yöreye aittir. Yani Ulm şehri çevresine ve Baverya’da Tuna nehrinin kıyısındaki topraklara. Fazla uzatmayalım; tüm Avrupa edebiyatının kaynağı; İslam kavimlerinin, Osmanlı sancağı altında İberik yarımadasına taşıdıkları kültür zenginliğinin sadece bir parçasıdır.

Özellikle 993-1064 yılları arasında yaşamış olan bilgin ve şair İbn Hazm El-Endelüsi günümüzde bile çok okunan eserleriyle bu gelişime damgasını vurmuş. 1050 yıl önce şöyle nasihat etmiş: „Akıl temel, / ahlâksa onun üzerinde yükselen kale, / İlimsiz akıl bir hiçtir, / aklı süsleyin siz hep ilimle !“ Bu güzel nasihatın ardından da en tanınmış eseri olan „Tauq al-hamuma“ yani Güvercin Gerdanlığı isimli şiirini yazmış. Bu şiirde, sevgilerinden birbirlerini öldüren güvencinleri anlatmış: „deylem vadilerinde / ilkbaharda ölü güvercinler bulunur / kar beyazlığında / söylenene göre / sevgilerinden ötürü öldürürlermiş birbirlerini / ve boyunlarında / kan damlalarından / bir zincir taşırlar parlak kırmızı.“

Biz de Türkiye’nin her yerinde bulabiliyoruz sevgiden ötürü öldürülmüş eski sevgilileri, eski eşleri veya hiç sevgili olmayacak, eş olmayacak, anne olamayacak cansız bedenleri. Boyunlarında ve tüm bedenlerinde kan damlaları…

Osmanlı torunları olduğumuzu savunarak fakat Osmanlı hakkında hiçbir tarihsel, kültürel ve ahlaki bilgiye sahip olmayanlar olarak kaldırıveriyoruz var olan, hatta Osmanlı imparatorluğu başkentinin ismini taşıyan andlaşmaları. Ve bize Allah tarafından emanet edilmiş o canlılara kıyılmasına seyirci kalmayı tercih ediyoruz. Peki gönlümüz rahat mı? Benim gönlüm rahat değil sevgili okurlarım. Hele koskoca bir kıta’ya edebiyat kültürünü, medeniyeti aşılamış olan İbn Hazm El-Endelüsi’nin bin yıllık eserlerini okuduktan sonra, bedenlerimizin 21‘ inci Yüzyılda yaşadığını fakat medeni yapımızın Ortaçağda hapsedildiğini düşünüyorum. "Adalet Mülkün Temelidir." Hz. Ömer'in bu sözünü, toplumumuzda din, dil, ırk ve cinsiyet eşitliği içersinde, devletin veya düzenin esası adalettir anlamında uygulanmasını arzu ediyorum. 
Sevgiler ve Selamlar 

Nejdet Niflioğlu


 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
Kilim Gazetesi Temmuz 2020 Sayısı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA