DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Nejdet Niflioğlu
Nejdet Niflioğlu
Giriş Tarihi : 09-05-2021 01:56

Bu Kez de Haklı Çıkmayım

Değerli okurlarım, keşke haklı çıkmasaydım dediğiniz oluyor mu? Benim çok sık oluyor.
ABD seçime giderken adaylar hakkında soru soranlara kendimce kısa değerlendirmeler yapıyordum. Falanca kazanırsa şöyle olur, filanca kazanırsa böyle olur gibi. Joe Biden hakkında, büyük bir Türk düşmanı, Yunanlılara yakınlığıyla bilinen biri olduğunu söylerdim. Keşke bu kez haklı çıkmasaydım!

Bazı olaylara ilişkin ön görmeler oluşturmak aslında pek zor değil. Zor olan, yapılan ön görüşlerin ve tahminlerin doğru çıkmasına dayanabilmektir. Kehanet olarak da bilinen ön görmeler, detaylı tahminler doğru çıktığında, hele bir de olumsuz olanları, beni oldukça üzüyor. Yine de bu işin sırrını burada Sizlerle paylaşacağım.

Bizim bilerek algıladığımız dünyamızda herşey ama herşey doğrudan insanlarla bağlantılıdır. Bu yüzden önce  insan fıtratı ile insan tabiatı ile ilgilenmemiz gerekmektedir. Evrim teorisine göre insanlar sosyal varlıklardır. İttifak kurmaları zorunludur. Bu da, olası bir saldırı için hayatta kalma stratejisi teşkil etmesidir. Yani, yanlız olan bir insan bir yaban hayvanın saldırısına uğradığında ilk hedef olur. Böylece ölüm riski çok yüksektir. Yanında bir kişi bulunduranın ölüm riski ise %50 oranında yükselir. İttifak gurubu kalabalıklaştıkça, olası saldırıdan sağ kurtulma şansı artıyor. Tabiki ittifak kalabalığının da bir sınırı var. Önceleri gurup bilinci ve samimiyet oluşturmak gibi gayretler gösterilirken artık gurubun içersindeki iletişimi sağlayan dolayımlara ihtiyaç duyulmaya başlar. Dolayım, kanaat önderleri olarak bildiğimiz kişilerdir. Günümüzde dolayım olarak TV kanalları, gazeteler, kitaplar veya internet siteleri kullanılmaktadır. Dolayımların başlıca görevi kimlik siyaseti uygulamaktır. Kendi gurup liderlerini devamlı iyi gösteren, diğerlerini kötüleyen, ötekileştiren, gerekirse iftira atarak aşağlıyan tutumları göze çarpabilir.

Dolayım değiştiğinde toplumun olaylara olan algısı da genelde değişir. Aslında burada kötü niyet söz konusu değildir. İnsanların sosyal yaşamını sürdürebilmeleri için doğal fıtratı bu davranışı yaratmaktadır. Sadece bu şekilde gurup bilinci oluşturulur. Diğer gurupların normları eleştirilir, çoğu kez ötekileştirilir. Günümüzde insanların bu eğilimlerini spor kulübü taraftarları arasında çok net görebilirsiniz.

Buradaki konumuz biraz da siyaset ağırlıklı olduğu için konuya siyasi açıdan devam edelim. Yukarıda tarif ettiğimiz davranışların önemli bir mesajı da, sinyaller vermektir. Bizim gurubumuzun kurallarına, normlarına uymayanlar da aynı hedef aldığımız bu gurup gibi dışlanacaktır anlamında sinyallerdir bunlar. Şimdi bir ulus devleti düşünün sevgili okurlarım. Farklı ırklardan ve dünyanın farklı bölgelerinden bir araya gelmiş ve bir ulus devlet oluşturmuş olan bir devlet yapısı. Bu devlet mutlaka bir vatandaş topluluğu üretmek zorundadır. Genelde baskıcı bir yönetimle idare edilme, dolayımlarını kontröl etme zorunluğu da mevcuttur. Çoğu kez gerçekte var olmayan söylentiler ortaya atılır. Ulus devletini oluşturan topluluk da bu söylentileri kabul eder, hızla yayılmasını sağlamak ister ve böylece gurup içerisinde kalmayı hedefler. Bu mekanizma her türlü ırkçılık, ötekileştirme ve dışlama süreçlerinde uygulanır. Sanki kendiliğinden derhal iki gurup oluşur: Dışlayanlar ve dışlananlar. Bunlar birbirlerini hedef alırlar. Uzlaşmaya gitmeye direnirler ve cepheler sertleşir. Siyaset biliminde buna Popülizm denir. Popülizmin temelleri herzaman kutuplaştırmak, kimlik siyasetine sıkıştırmak ve kendi gurubunun birliğinin çözülmesini engellemektir. Çoğu zaman kimlik siyaseti içersinde siyasi partilerin ve görüşlerin aşağılanması, şeytanlaştırılması görülmektedir. Aynı zamanda ise hep ve devamlı belirli yargıyla birlikte ifade edilen yorumlar yapılır. ABD siyasetinde mutlaka çok kez tanık olduğunuz bu durum şöyledir: „Koministlere, siyahi topluma, asyalılara, ortadoğuya vs. yanlış yolda olduklarını, durumlarının düzelmesi için mutlaka bizim kurallarımıza uymaları gerektiğini, aksi takdirde bir uçuruma doğru ilerlediklerini defalarca belirttik…“ gibi ifadelerdir bunlar. Kendi görüşlerine uymayan ve hatta daha başarılı görülen yabancı devletlere derhal haset uygulanır. Haset, başkasının başarısından rahatsızlık duymaktır. Başarılı görülen kişiye veya siyasi lidere derhal bir iftira atmak kaçınılmaz olur. 2011 yılında Libya lideri Gaddafi’nin sonunu getiren siyaset bu şekilde sürdürülmüştü.

40 yıllık siyaset hayatında samimi bir Yunanlı dostu olduğunu devamlı vurguluyan ABD başkanı Biden, yaptığı açıklamasında 1923’te kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetine doğrudan suçlama yapmadığını, İstanbul yerine Constantinopolis ve Türkler yerine Osmalılar terimlerini kullanmaya özen göstermiş. Ama bu konuya ilişkin bazı gerçekler de aydınlatılmalı. Durup dururken, ABD’de henüz karara bağlanmamış olan Halk Bank davası, Rusya’dan satın alınan S400’ler yüzünden F35 programından çıkartılmış olmamız, Fettullah Gülen’in Türkiye adaletine iade edilmemesi gibi konular gündemdeyken şimdi bu açıklamayı yapmanın anlamı nedir diye sorabiliriz. Ancak şu gerçeği de bilmeliyiz; 1915 olaylarında ölen Ermeni’lerin yakınlarının çoğu ABD sigorta şirketlerinden tazminat almışlardı. Bu sigorta şirketleri de ödedikleri paraları Türkiye’den geri ödenmesini talep ediyorlar fakat resmi mahkemelerde dava açabilmeleri için siyasi liderlerinin bu olayları soykırım olarak ifade etmesi zorunluydu. Önceki başkanlar konuya pek yaklaşmadılar. Biden kendince en ılımlı bir ifade şeklini bulduğu inancıyla, Türkiye Cumhuriyet yapısını da mümkün olduğunca az hedefleyen bir açıklama yaptı ve olaylarda büyük pay sahibi ülkeleri – Fransa, İngiltere ve başta Almanya’yı harekete geçireceğini umduğu baskıyı uyguladı. Bilhassa bu konuyla ve bu ülkelerle ilgili çok önemli bir gerçek daha var; soykırım olarak nitelendirilen her olay, Naziler tarafından Yahudi toplumlara uygulanan katliamlarla eş değer taşıyacaktır. 1915 olaylarının bu şekilde tanımlanması ise, Yahudi katliamlarını meşrulaştıracağından, ABD’de yoğun bulunan Yahudileri kızdıracak, belki de ayaklandıracaktır. Bu sebepten hiç bir ABD başkanı Türkiye Cumhuriyetini doğrudan soykırım suçlamasıyla hedef gösteremez.Sadece mümkün olduğu kadar ılımlı bir ifadeyle kendi şahsi görüşünü açıklayabilir. Bu ise ancak yukarıda tarif ettiğimiz ulus devletlerini bir arada tutma popülüzminin bir örneğini teşkil eder. Tüm okuyucularımın Ramazan Bayramı Mübarek olsun. 

Sevgiler ve Selamlar 
Nejdet Niflioğlu

 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Beşiktaş4084
  • 2Galatasaray4084
  • 3Fenerbahçe4082
  • 4Trabzonspor4071
  • 5Demir Grup Sivasspor4065
  • 6Atakaş Hatayspor4061
  • 7Aytemiz Alanyaspor4060
  • 8Fatih Karagümrük4060
  • 9Gaziantep Futbol Kulübü4058
  • 10Göztepe4051
  • 11İttifak Holding Konyaspor4050
  • 12Medipol Başakşehir4048
  • 13Çaykur Rizespor4048
  • 14Kasımpaşa4046
  • 15Helenex Yeni Malatyaspor4045
  • 16Fraport-TAV Antalyaspor4044
  • 17Hes Kablo Kayserispor4041
  • 18BB Erzurumspor4040
  • 19MKE Ankaragücü4038
  • 20Gençlerbirliği4038
  • 21Denizlispor4028
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
Kilim Gazetesi Temmuz 2020 Sayısı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA