DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Doğan Tufan
Doğan Tufan
Giriş Tarihi : 15-10-2020 20:20
Güncelleme : 16-10-2020 19:14

Gençlere önce güven, sonra bir görev veya meşguliyet verilmeli

Almanya'ya ilk geldiğim yıllardan beri 40 senedir dostum arkadaşım olan, Kanal Avrupa TV'nin başarılı yapımcısı Mehmet Baş beyin, başarılı iyi eğitimli oğlu Yasin Baş ile röportaj yaptık. Yasin Baş, 1982 yılında Almanya'nın Aşağı Saksonya Eyaleti’ne bağlı Osnabrück şehrinde dünyaya merhaba dedi. Yüksek lisans eğitimini Osnabrück Üniversitesi'nde Siyaset Bilimleri ve Tarih alanında tamamladı. Bir sivil toplum kuruluşunda araştırmacı olarak görevli olan Yasin Baş, aynı zamanda gazetecilik ve siyasi danışmanlık mesleğini de ifa ediyor. Yasin Baş çeşitli Almanca ve Türkçe gazete, dergi, internet haber sitelerinde yorum ve köşe yazıları kaleme alıyor, siyasi ve toplumsal gelişmeleri değerlendiriyor. Baş’ın çeşitli Alman, Avusturya ve İsviçre gazetelerinde yayınlanan yüzden fazla okuyucu mektubu ve makaleleri bulunuyor. Medya takibi ile de meşgul olan Baş, mütercimlik hizmetleri de sunuyor. Baş, 2003 senesinde T.C. Hannover Din Hizmetleri Ataşeliğince düzenlenen kompozisyon yarışmasında Aşağı Saksonya ve Bremen birincisi, 2005 yılı T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavriliğince düzenlenen Almanya „5. Ödüllü Kompozisyon Yarışması“ Almanya birincisi oldu. 2002 ile 2007 yıllarındaki üniversite tahsili esnasında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Federal Alman Meclisi, Aşağı Saksonya İçişleri Bakanlığı, IMAP Siyaset ve Şirket Danışmanlığı Merkezi gibi önemli devlet ve sivil kurumlarında stajlar yaptı. Hannoversche Allgemeine Zeitung (HAZ) ve Neue Westfälische Zeitung (NWZ) gibi Almanya'nın tanınmış gazetelerinde de stajyerlik yaparak iş deneyimi kazanmış olan Baş, siyasetçi, milletvekilleri gazeteci ve yöneticilere danışmanlık yapıyor. Yasin Baş’ın ağırlık verdiği diğer çalışma alanları Türkiye-Almanya ilişkileri, Alman medyası, ayrımcılık, ırkçılık ve İslamofobya’nın yanı sıra göç, uyum, katılım ve Almanya'daki Türkler. Yasin Baş’ın yurtiçinde ve yurtdışında yayınlanan birçok kitap, makale ve araştırmaları bulunuyor.Almanyada yildiz gibi parlayan İ bu kıymetli değerimiz,geleceğimiz  Yasin Baş'la,içten samimi  bir söyleşimizi kıymetli okuyucularımız için yaptık.

Yasin bey, Avrupa'daki Türk kuruluşlarının sosyal ve kültürel hizmetlerini yeterli buluyor musunuz?

Avrupa'daki Türk kuruluşlarının birçoğunun gönüllülük esasında faaliyet gösterdiklerini göz önünde bulundurursak sosyal ve kültürel hizmetleri gayet iyi olarak değerlendiriyorum. Kendi kendimize şu soruyu yöneltmemiz gerekiyor: Elimizde mevcut olan neyimiz bulunuyor, ne veriyoruz, daha doğrusu ne gibi bir yatırım yapıyoruz ve buna karşılık ne bekliyoruz? Çoğunluğunu birinci ve ikinci nesil Türk göçmenlerinin hayata geçirmiş olduğu Türk kuruluşlarımız 1970’lerin sonlarında, 1980’lerde kurulan teşkilatlardan oluşuyor. Yani demir perdenin, iki kutuplu bir dünyanın bulunduğu bir döneme tekabül ediyor bu kuruluşların inşası. Maalesef bugün tek tük de olsa, hala o zamanda ve o dünyada takılı kalıp, kendini geliştirememiş teşkilatların varlığına da şahit olabiliyoruz zaman zaman. Bunu asla küçümseme amaçlı söylemiyorum. O dernekleri kuranlara minnet borçluyuz. Ve bugün biz üçüncü ve dördüncü nesil Türkiye kökenliler olarak o babalarımızın, annelerimizin, dedelerimiz ve ninelerimizin göstermiş olduğu başarıyı, o özveriyi, o fedakarlığı ve feragatı göstermede çok daha zorlanıyoruz. O günün şartlarında o hayata geçirilen yapıları kurmak vizyonerlik ve idealizm gerektiriyordu. Herkesin bir ideali, bir hedefi, bir ülküsü mevcuttu. On binlerin sığdığı statlar, arenalar, salonlar kolaylıkla doldurulabiliyordu. İnsanlar arasındaki bağlar, muhabbet, güven, sevgi sanki bugünkünden daha sıkı idi. O günlerde sosyal ve kültürel hizmetleri verebilecek pek çok kişi, yapı, platform da yoktu. Bugün ise çok şey değişti. Aradan neredeyse 50/60 yıl geçti. Bu süre zarfında ilk olarak teknik, medya araçları, yani televizyon, video gibi aletler yaygınlaştı. Sonra çanak antenler, Türk TV kanalları, her an ulaşılabilirliği sağlayan cep telefonları, internet, akıllı telefonlar ortaya çıktı. Bu aletlerin hepsi bir şekilde sosyal ve kültürel hizmetleri yaygınlaştırarak, medya üzerinden sunulabilir hale getirdi. Yani mevcut kuruluşların bazı sosyal ve kültürel hizmetleri teknik aletler ve o aletler üzerinden kullanılabilen bilgi taşıyıcıları tarafından sunulmaya başlandı. Dördüncü sanayi devrimi gerçekleştikten sonra, dijital dünyaya geçiş sürecinde ise bazılarına göre birçok kuruluşa artık gerek bile kalmadı. Dijital devrim ve bununla birlikte kovid-19 salgını uzaktan eğitim, uzaktan alışveriş, uzaktan sağlık, uzaktan iletişim, uzaktan turizm, uzaktan ibadet, uzaktan çalışma ve uzaktan hizmet gibi yenilikler ile günlük hayatımızın değişmesine vesile oldu. Kültürel ve sosyal hizmetler de buna dahil.

Ayrıca üçüncü ve dördüncü neslin bu ülkede doğup, sosyalleşmesi, eğitim ve öğrenimini burada alması da sosyal ve kültürel alanda bir değişimi bir arada getirdi. Başka türlü söylemek gerekirse: Burada büyüyen insanların sosyal ve kültürel talepleri ile yurtdışından göç etmiş olan kişilerin sosyal ve kültürel talepleri arasında fark görülmeye başlandı. İlk başta bu belki fazla göze çarpmadı. Ancak ilerleyen yıllarda kültürel çatışmalara varabilen, aile arası sarsıntılar ile sonuçlanabilen sorunların çıkması ile bu daha dikkat çekici hale geldi. Benim gözlemlediğim kadarıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci neslin mevcut Türk kuruluşları ile bir gönül bağı bulunsa bile çok sıkı kişisel bir bağı bulunmuyor. Organize edilen sosyal ve kültürel faaliyetlere katılan gençlerin sayıları malum. Dışarıya açılabilme konusunda da pek başarı elde edilmediğini gözlemliyorum. „Kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz” tabirini kullanırsam herhalde ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir. Yani derneklerimizde faaliyet, gayret, özveri var, kısacası hareket var ama bereket sınırlı. Bazı derneklerde görev almak isteyen gençlerin küstürülüp veya küsüp ayrıldığını gözlemliyoruz. Maalesef gençlere iyi örnek olmaları beklenen yetişkinler bile bu gibi sorunlar ile hem kendilerine hem mensup oldukları teşkilatlara büyük yaralar açabiliyorlar. Bazı dernekler özellikle gençlere sorumluluk vermek isterken, başka derneklerin de gelecek vaat etmeyen yaşlılar kulüplerine dönüştüğünü görebiliyoruz. Ama sonuç itibariyle derneklerimiz kendi kısıtlı imkanları ile güzel ve faydalı hizmetler sunma gayreti içerisindeler. Bu da o kısıtlı imkanlar göz önünde bulundurulduğunda takdire şayan aslında.

Gençlik için ne tür hizmetler istersiniz?

enstitüleri kurmaktan bahsediyor. Söze gelince kolay tabi bunları kurmak. Ama örneğin Alman siyasi vakıflarının toplam yıllık bütçelerinin 600 milyon Avro olduğunu, başka bir örnek vermek gerekirse Alman televizyon vergisi üzerinden 8,1 milyar(!) Avro gelir elde edildiğini biliyor musunuz? Alman gazetelerinin sahiplerinin milyarder olduklarını belki duymuşsunuzdur. Birçok Alman vakfının, ister siyasi olsun, ister özel veya şirket vakıfları, milyonlar ile desteklendiğini biliyor musunuz? Bunlar ile kıyasla Türk kuruluşları ve dernekler nasıl rekabet edebilir? Birileri şampiyonlar liginde oynuyor, diğerleri ise en alt mahalle takımında. Bu sebepten birileri ‘diaspora’, ‘lobi’, ‘vakıf’ kavramını kullandığında önce bunun için nelerin gerektiğine, yani altyapılarının olup olmadığına bakmalı. Ona göre hareket etmeli. Türk işverenleri, iş adamları biraz da kazançlarını buralara yatırabilirse Almanya'daki Türklerin geleceği için hayırlı bir adım atmış olacaklar. Afiş sponsorluğunu yatırım olarak gören iş adamlarını kastetmiyorum.

Cemiyet ve cami derneklerimizin ve vatandaşlarımızın sorunları  
DEVAM EDECEK

NELER SÖYLENDİ?
@
Doğan Tufan

Doğan Tufan

DİĞER YAZILARI ÇOCUKLARĮMIZA DİLİ'MİZİ, DİNİ'MİZİ ÖĞRETMELIYİZ 26-10-2020 23:10 Sırp-Türk kültürü bizi birbirimize bağlayacak 25-10-2020 18:10 Avrupa'da Türkçe geleceğimiz 24-10-2020 00:40 "Rum lider Anastasiadis’in kutlama yazısında yer alan “Kıbrıslı Türk vatandaşlarım” tanımı kabul edilemez." 23-10-2020 00:39 "Bizim nesil bir nevi entegre oldu fakat yeni nesil entegrasyondan ziyade daha çok asimilasyona uğradı." 22-10-2020 00:49 Bugün artık Türkler Avrupa'da işci statüsünden çıkıp işveren ve Akedemisyen oldular ve yerleşik düzene geçtiler 20-10-2020 00:14 "Gençler, ne yaparsanız yapın ama en iyiler arasında en iyisini, en kalitelisini yapmaya bakın." 18-10-2020 18:01 Gençlere önce güven, sonra bir görev veya meşguliyet verilmeli 15-10-2020 20:20 Kendi işinin patronu: ERDAL CENGİZ 13-10-2020 21:00 TURAN'A SEVDALI ŞAİR  12-10-2020 19:04 "Türk dilinin Avrupa Birliği’nde mutlaka resmi dil olarak kabul edilmesi sağlanmaldır." 11-10-2020 01:02 "Türk insanı Orta Asya'dan bu tarafa göçmendir." 08-10-2020 22:28 İNSANIN GÖBEK BAĞININ GÖMÜLÜ OLDUĞU TOPRAKLA BULUŞMASI  HEM HAZ HEM DE HUZUR VERİYOR. 05-10-2020 18:13 3 EKİM AÇIK KAPI GÜNÜ veya CAMİLER HAFTASI 02-10-2020 18:00 "Yozgatlılar olarak Avrupa'ya hatrı sayılır sayıda bir göç vermişiz." 30-09-2020 17:59 AVRUPA'DA GELECEĞİMİZ ÜMİT VERİYOR 27-09-2020 21:23 Nasihat'a değil örnek olmaya 25-09-2020 22:31 "Engelli kardeşlerimizin bir nebze de olsa yaralarını sardık" 24-09-2020 22:21 TÜRK İSE BİR YOLUNU BULUR, ÇARESİZE ÇARE OLUR!  20-09-2020 21:33 “12 EYLÜL”ÜN KIRKINCI YILINDA 17-09-2020 16:57 "Avrupa da, Avrupa türklüğü vadır 17-09-2020 16:50 "Göçmenlerin özelikle Türkler’in uğradığı ayrımcılığa karşı çok mücadele verdim" 15-09-2020 21:45 Avrupa Türklüğü varlığını güçlü bir şekilde koruyor 10-09-2020 00:56 GÜLE GÜLE SALİH HOCA 07-09-2020 10:59 AHDE VEFAYI UNUTMAYALIM 03-09-2020 17:23 Zeki Baran ile Göçün 59. yılını konuştuk 29-08-2020 15:57 Göçmen ve yabancı olarak ömrümüzü tükettik 23-08-2020 18:58 59 YIL DİLE KOLAY 20-08-2020 19:40
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor616
  • 2Fenerbahçe614
  • 3Galatasaray713
  • 4Fatih Karagümrük711
  • 5Kasımpaşa711
  • 6Çaykur Rizespor68
  • 7Gaziantep FK78
  • 8Antalyaspor68
  • 9Yeni Malatyaspor68
  • 10Göztepe67
  • 11Başakşehir FK67
  • 12Beşiktaş57
  • 13Sivasspor57
  • 14BB Erzurumspor67
  • 15Hatayspor47
  • 16Konyaspor56
  • 17Kayserispor56
  • 18Gençlerbirliği65
  • 19Trabzonspor75
  • 20Denizlispor65
  • 21MKE Ankaragücü51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA