SON DAKİKA

Sami Erkurt’un kuzey İran Türkmenistan izlenimleri

Bu haber 05 Mai 2019 - 9:41 'de eklendi ve 309 views kez görüntülendi.
cityhotel

Daha önce Özbekistan devletinin daveti üzerine, Özbekistan, Kazakistan, Buhara ve Semerkant’ı ziyaret ederek izlenimlerini siz değerli okuyucularımız için kaleme alan Sami Erkurt’un bu seferki yolculuğu 40 milyon civarında soydaşımızın yaşadığı kuzey İran Türkmenistan’a idi. Sami Erkurt bilinmeyen yönleriyle siz değerli okuyucularımız için kuzey İran Türkmenistan’ı kaleme aldı.

 

Ben , cevat şanlı , Orhan Sevim ve Celal Akpınar 29 Nisan 04 Mayıs arası Bozkurt’ların takımı  traktör – Persepolis macını seyredip ve Kuzey İran Türkistan’ında bir gezi gerçekleştirdik

İstanbul’dan kalkan uçağımız iki saatlik bir yolculuğun ardından Tebriz’e iniş yaptık.

Türk pasaportuna İran’da vize uygulanmıyor.

 

Basit bir giriş işleminden sonra mihmandarımız Reza bizi havaalanından alarak gece yarısı otelimize getirdi.

Sabah kalkıp kahvaltıdan sonra Reza ve minibüs şoförü Samet bizi otelden aldılar.
Türkiye’deki peribacalarının benzeri olan Kandovan turistik sehrini ziyaret ettik. Buralarda bu oyukların içinde halen ikamet etmekte olan insanlar mevcut. İlginç, güzel, temiz, turistik bir yer.

Daha sonra tekrar Tebriz’e dönüp Kapalı Çarşı’yı Ulu Cami’yi ve müzeyi, El Gori parkını gezdik.

Tebriz Kapalıçarşı’sı tıpkı bizim İstanbul’daki Mısır Çarşısı benzeri bir çarşı.

İran 80 milyonluk bir ülke.
Dünyanın 18. büyük ülkesi.
İran İslam Cumhuriyeti’nin idari olarak 30 eyaleti var.

İran asıllı Farsların yanı sıra, ülke nüfusunun önemli bir kısmını Türkler ve Türkmenler oluşturuyor.

Bunların Yanında Kürtler, Lorlar, Araplar, Beluçlar, Kaşgailer, Bahtiyariler ve başka etnik kökenli halklar var.

Türk kökenli halkların ise 40 milyon olduğu tahmin ediliyor.
Türkler, Başkent Tahran ve diğer bölgelerle birlikte, İran Türkleri kitlesel olarak Kuzey Batı bölgeleri, yani Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil, Zencan, Kazvin ve Hemedan eyaletlerinde ikamet etmekteler.

Doğu Azerbaycan’ın merkezi Tebriz.
Batı Azerbaycan’ın Merkezi Urumiye ve Erdebil. Bu doğrultuda İran’ın en önemli kentleri olmalarının yanında İran Türklerinin de kültürel ve ekonomik merkezleri konumundalar.

 

 

Halkın dili Azeri şivesinde Türkçe.
Tebriz, Nüfus açısından İran’ın Tahran, Meşhed ve İsfahan’dan sonra dördüncü en büyük şehri.
Sanayi bakımından İran’ın ikinci şehri.

791’de Abbasi Halifesi Harun Reşid’in ateşli hastalığa yakalanan eşi Zübeyde Hatun’un Tebriz’deki kaplıcalara girdikten sonra sağlığına kavuştuğı için buranın adına Tebriz (Ateş Döken) denmiş.
Evliya Çelebi de şehrin adını „sıtma dökücü“ olarak aktarmıştır.
Tebriz’in 5 bin yıllık bir geçmişi olduğu tahmin edilmektedir.

Bir depremde yerle bir olan şehir, Harun Reşit zamanında tekrar imar edilmiş, Karakoyunlular ve Akkoyunlulara başşehirlik yapmış, Çaldıran savaşı ile Osmanlı’ya geçmiş, daha sonra sık sık Osmanlı ile Safeviler arasında el değiştirmiş.

Zeferaniye, Pervaz, Veliye Eser gibi modern banliyöleri var.
Kentsel dönüşümünü başarıyla gerçekleştiren bu Türk kenti, bir köy olmaktan çıkmış modern bir şehir haline gelmiş
Dev kültür saraylarına, zengin müzelere, gökdelenlere, modern alışveriş merkezlerine kavuşan kent modern bir konuma gelmiş.

Kentte kurulu bulunan ulusal çaptaki dev sanayi tesisleri, traktör fabrikası, ağır makine sanayi ve diğer fabrikalar, petrol rafinerisi, üniversiteler, askeri birlikler, Hava Taktik Üstü, Devrim muhafızları ordusu ve benzeri kuruluşlar sayesinde çok stratejik bir konumda.

Ayrıca bu kentin İran-Türkiye-Avrupa ve Azerbaycan Cumhuriyeti yoluyla Kafkasya ve Rusya kara yolu üzerinde bulunması, Türkiye-İran demir yolunun bu kentten geçmesi kentin önemini artırmakta UNESCO tarafından korunması gereken dünya kültürel mirası listesinde yer alan dünyanın en büyük kapalı çarşısı konumundaki Tebriz’in Kapalı Çarşısı’ bünyesinde barındırdığı onlarca çarşı, han, cami, külliye ve başka tarihi kalıntılarıyla Ortadoğu’nun en önemli tarihi alışveriş merkezi ve görülecek tarihi yapılarından biri.

Megberetül Şüera (Şairler Anıtı) Tebriz Kapalı Çarşısı , Ulu Cami Mescidi Kebud (Göy Meçit) El Gölü ve Nöber Hamamı Tebriz’de mutlaka görülmesi gereken yerler.

Bu yolculuğumuzda Türk ürünlerinin Tebriz çarşılarında ve alışveriş merkezlerinde ve en çok beğenilen ve satın alınan malların başını çektiğini gördük.
Türk malı hazır giyim ürünleri, perde ve mefruşat, giyim, beyaz eşya, halı, mobilya, yiyecek, temizlik ürünleri, su ve elektrik mamulleri ve akla gelen her türlü sanayi ve ticari ürünleri Tebriz’deki tezgâhları doldurmuş.

Tebriz Fazla yeşilliği olmayan bozkır bir şehir.
Şehrin ortasında El Gori parkı var. Adeta Ankara’nın gençlik parkı gibi bir yer. Bu bozkır sehre hayat vermekte.
Tebriz İran Türklüğünün siyasi ve kültürel merkezi.

Ertesi sabah bizim bozkurt Reza yer kapmak için sabahtan stada gidip, bize dört kişilik yer ayırtmış. Bizler saat 15.00’e doğru stada geldiğimizde 70 bin kişilik stadyum hınca hınç dolmuştu.
Traktör takımı dünyada en fazla taraftarı olan bir takım. Zira İran’da yaşayan 40 milyon Türk’ün tamamı traktör takımını tutuyor.
Yani Traktör futbol takımı.
40 milyon taraftarı olan bir takım.

 

 

Traktör ile Persepolis takımları arasında oynanan maçta, tek bir Persepolis taraftarı yoktu.
Maç Tahran’da oynansa yine stadın yarısını traktör takımın taraftarı dolduruyormuş.

Maçın başlangıcında çoğunluğu genç olan taraftarlar bozkurt işareti yapıyorlar kurt gibi uluyorlar.

Karabağ’ın İşgal altında olmasına isyan edip;
“Karabağ Türktür, Türk kalacak “
diye sloganlar atıyorlar.

Zaman zaman Doğu Türkistan’daki uygulanan vahşeti protesto ediyorlar.

İran’da nüfusun yarısını teşkil etmeleri rağmen, Türkçe dilinde eğitim verilmiyor. Ama İran Anayasası’nın 15. maddesine göre halkların kendi dillerinde eğitim alma imkanları var. Fakat uygulanmıyor. İşte bunu protesto etmek için maçın 15. dakikasında;
“Türk Dilinde Medrese, Olmalıdır herkese “
diye haykırıyorlar

İran’da kadınlar maça giremiyor, yasak… Bunu protesto etmek için maçın 25. dakikasında
„Azerbaycan kızları, Göklerin yıldızları“
diye slogan atıyorlar.

Türkçülük duyguları özellikle Türk gençleri arasında çok gelişmiş.
„Bakü-Tebriz-Ankara, Bizler hara-Farslar Hara“
diye sloganlar atıyorlar

Güzel bir atmosferde maç 1-1 berabere sonuçlanıyor.
Maç çıkışında Cevat Başkan marşlar söylerek ilerlerken, gençlerin ilgi odağı oluyor. Gençlerle beraberce bozkurt işaretleri, marşlar söylerek, sloganlar atarak, hoş ortam içerisinde akan insan selinin içinden arabamıza ulaşmağa çalışıyoruz.

 

 

Ertesi sabah Erdebil’e doğru hareket ediyoruz. Tebriz’e 250 km. mesafede olan tarihi şehirde Şah İsmail’in kabrini ziyaret ediyoruz.
Şah İsmail Safevi devletinin kurucusu şair bir hükümdardır.
Hatai mahlasıyla şiirler yazmış. Aruz ve hece vezniyle yazdığı şiirler, Azerbaycan edebiyatının Nesimi ve Fuzuli arasındaki döneminin en güçlü temsilcisidir.
Özellikle heceyle yazdığı şiirler, Anadolu’da gelişen Alevi-Bektaşî edebiyatını büyük ölçüde etkilemiş.
Şah İsmail, 1487 tarihinde İran’ın Erdebil bölgesinde doğmuş, annesi Alemşah Halime Begüm, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’nın kızı, Babası ise dönemin ünlü devlet adamlarından Şeyh Haydar.

 

 

I. İsmail, Babası Şeyh Haydar’ın savaşta öldürülmesinin ardından ailesiyle birlikte Şiraz Valisi Mensur Pürnak Bey’in yanına tutsak olarak gönderilmiş.

Bu dönemde Akkoyunlu tahtı için Rüstem Bey, kardeşi Baysungur ile saltanat mücadelesi vermekte olduğundan kendisi ve ailesi hapiste tutulmuş.

Şah İsmail, 1500 yılında Çabani Meydan Muharebesi’nde Şirvanşah Ferruh Yesar’ın ordusunu yenerek Bakü’yü ele geçirmiş.

Şerur Savaşı’nda da İsmail Akkoyunlu hükümdarı Elvend Mirza’nın ordusunu yenerek galibiyetini kesinleştirmiş.

1501 senesinde de Tebriz’e girerek kendsini “Şah” ilan etmiş ve Safevi Devleti’ni kurmuş.

Daha sonra pek çok bölgeye seferler düzenleyerek ülke sınırlarını genişletmiş bir hükümdardır.

 

 

Şah İsmail, 1514 yılında gerçekleşen Çaldıran Muharebesi’nde Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim Han’a yenilmiş, savaş sonrasında da ruhsal bir çöküntü yaşayarak savaştan uzak durmaya başlamıştır.

24 Mayıs 1524 tarihinde 37 yaşında iç kanamadan vefat etmiş . Bugün kabri Erdebil’deki Safevi Türbesinde bulunmaktadır.

Erdebil’den sonra kaplıcalar kasabası olan şirinmi şirin bir kasaba olan Sarein’e gittik. Bir kaplıca otelde geceleyerek sabah Karabağ istikametine doğru yola çıktık.

Aras nehrine ulaştığımızda nehre paralel yoldan ilerleyerek Karabağ karşısına geldiğimizde, nehrin kıyısında durup üzgün üzgün şimdilerde kimselerin yaşamadığı Karabağ’ın Mincevan köyünü seyrediyoruz. Mincevan köyünün arkası vahşetin yaşandığını Hocalı kasabası.

 

 

Aras nehri kıvrıla kıvrıla akarken, İran ile Karabağ – Ermenistan -Nahçıvan sınırlarını belirliyor.

Aras kıyısından Ermenistan ve Nahçıvan’a geçerek Tebriz’e dogru hareket ediyoruz.

Cuma günleri İran’da tatil.

Akşam saatlerinde Tebriz’e girişte tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi, İstanbul’daki gibi bir trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Ben İran’a giderken ambargolardan dolayı yoksulluk fakirlik bıkkınlık göreceğimi zannetmiştim ancak hiç de öyle olmadığını gördüm. Tam aksine canlı, cıvıl cıvıl bir yaşam gördüm.

Dikkatimi çeken başka bir şey ise; her yerleşim yerine girişte, şehir olsun kasaba olsun, köy olsun; tabelalarda insanların resimleri ve isimleri var. Bunlar; İran-Irak savaşında o yerleşim yerinden şehit olan askerlerin resimleri.

Kuzeyde binlerce yerleşim yeri var. Beldenin, şehrin büyüklüğüne göre; 3-5-25-30 şehitleri var. Hesapladığınızda karşınıza 50 – 60 bin gencecik insanın savaşta ölmüş olduklarını görebiliyorsunuz.

İşin acı yanı, karşı taraf yani Irak tarafından savaşanlarla Saddam tarafından ön cepheye sürülen Türkmenlerdi. Her iki taraftan ölenler Türk’tü…

 

 

Gezimizin sonunda ÖZETLE

Kuzey İran Türkistan’ı gezilesi görülesi yerler.

Ahalisi; başı dik, onurlu, vakarlı ve mülayim, efendi insanlar. Hepsi de bakımlı giyimleri kuşamları yerinde.

Türkiye’den geldiğinizi anladıklarında yanınıza yanaşıyorlar, selamlıyorlar, tokalaşıyorlar, evlerine yemeğe davet ediyorlar. Yemek yedigimiz, alışveriş yaptığımız bir çok yerde ısrarla bizden para almak istemediler.

Gezimiz boyunca o tek bir menfi olaya hırsızlığa, yankesiciliğe üç kağıtçılığa rastlamadık.

Çok mülayim insanlar, yaya geçidinin olmadığı yerde yayalar gayet sakin, rahat ve yavaşça caddede karşıdan karşıya geçerken, arabalar sakince durup yayalara yol veriyorlar.

O an, Türkiye’de İnsanları ezmek için son süratle araçlarını yayaların üzerine süren şoförlerden canını kurtarmak için canhıraş kaçarak karşıya geçmeye çalışan yayalar aklıma geliyor.

Ben Kuzey İran Türkistanı‘ nda yabancılık duygusu hissetmedim. Sanki Ankara’dan Erzurum’a veya Bayburt’a gelmiş gibiydim. Gümrük memuruyla polislerde Askerlerle ahaliyle selamlaştık, sohbet ettik şakalaştık.

Her taraf otelleri, camileri, türbeleri tertemiz pırıl pırıl.

Hiç de öyle Amerikan ambargosuna maruz kalmış köhne virane fakir bir yer görmedik.

Ahalinin keyfi yerinde, kahveler lokantalar tıklım tıklım dolu, her taraf cıvıl dolup taşıyor. Tebriz’e cuma akşamı geri dönerken, tıpkı Batı Avrupa ülkelerindeki gibi tatilden dönen ve uzun süren araba kuyruğu vardı.

Ortalama aylık 120 € kazancın olduğu bu ülkede hayat pahalı değil, insanlar gayet iyi yaşamakta.

Benzin litresi: 0,8 cent,
Mazot: 0,3 cent
En klas oteller: 20-25€

Biz 6 kişilik akşam yemeğine yaklaşık 8€ hesap ödedik.

Kısaca gidip gezip görmeğe değer güzel yerler.

Sami Erkurt

     

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

facebook
error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen