SON DAKİKA

REALPOLİTİKA VE ALMANYA’DA YAŞADIĞIMIZ GÜZEL ÖRNEKLER …

Bu haber 21 Oktober 2018 - 21:21 'de eklendi ve 293 views kez görüntülendi.
cityhotel

Saygıdeğer okurlarım,

Son günlerde şahit olduğumuz siyasi gelişmeler siyaset bilimlerinde “Realpolitik” kavramıyla anlatılır. “Realpolitik” kavramını tarif etmek istersek, en somut örneğini bu günlerde Almanya-Türkiye ilişkilerinde görmekteyiz. Realpolitika, herhangi bir ideale veya kurala bağlı olmadan tamamiyle mevcut gerçekler ile uyum içinde anlamında kullanılan Almanca terimdir. Bu açıdan baktığımızda kaybettiğimiz dostlukların yanı sıra ve komşuluk ilişkilerimizi de, tekrar bir gözden geçirmemiz lazım. Son yıllarda kutuplaşan bu söylemlerimizin son günlerde devlet yetkilileri tarafından nasıl “Realpolitik” sonucu yumuşadığına şahit olduk.

Evet dün kızdığımız ve konuşmadığımız farklı düşünen insanlarla bile en azından nezaket kuralları çerçevesinde tekrar irtibatları kurup bire bir ilişkilerimizi devam ettirmemizdir. Ayrıştıran değil, birleştiren bir üslupla tekrar yaşadığımız bu toplumla barışmalıyız.
Hepimizin yaşamış olduğu iyi veya kötü anıları vardır Almanlarla. Elinizi vicdanınıza koyarak bu anıları tek tek sıraladığınızda inanın güzel örnekler daha fazla olduğunu göreceksiniz. Kendi hayatımdan örnek verecek olursam, mahallemizin yaşlı Alman Oma’ları aklıma gelir. Savaşı ve yokluğu yaşamış bu Oma’lar bizlere yabancı olduğumuz halde çok iyi davranırlardı. Haftalık gazetelerini okurduk, onun için de bizlere iki Deutsche Mark ve çikolata verirlerdi. Ablamın Almanca öğretmeni okuldan sonra gelir ablama ek ders verirdi. Bizlere yüzmeyi öğreten de O olmuştur. Ablama derslerindeki başarısından dolayı yıllık kütüphane giriş kartı hediye etmişti. O’nun sayseinde kütüphanenin yolunu öğrenmiştik. Bunun gibi sizlerin de şahit olduğunuz hayatımızın her alanında; Alman doktoru, Alman komşumuz, Alman öğretmenimiz, Alman meisterimiz, Alman profesörümüzden gördüğümüz güzel örnekleri hatırlayalım. Babam 25 senelik çalıştığı fabrikanın jübile davetinde yapmış olduğu konuşmasında, Alman fabrika sahiblerine ve yöneticilerine; ekmeklerini bizlerle paylaştıkları için teşekkür etmişti. Fabrika genel müdürü babama gelip elini sıkıca tutup ve sarılıp babama teşekkür etmişti. Teşekkür ederken de „sizler olmasaydınız eğer ne fabrikamız ne de Almanya’mız bu hale gelemezdi“ demiş ve gözleri dolmuştu.

Bardağın dolu tarafını görüp, iyilikten ve doğruluktan ayrılmamalıyız. Yaşadığımız toplum bana ne verdi değil ben bu topluma ne verebildim ilkesiyle yaklaşılması bence daha uygundur.

Ne demiş Mevlana: „Mum olmak kolay değildir, Işık saçmak için önce yanmak gerek…“

Saygılarımla
Ramazan Kara
Basın ve Medya Uzmanı

Ramazan Kara
Ramazan Kararamazan.kara@kilimgazetesi.de

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen