SON DAKİKA

NSU DAVASINDAN İZLENİMLER (II)

Bu haber 10 April 2018 - 16:34 'de eklendi ve 207 views kez görüntülendi.
cityhotel

Saygıdeğer Okurcularım,
NSU davasının 411. duruşma günü, (8.Şubat 2018, Perşembe) davanın başlamasını beklerken yanımdaki yaşlı bir bayanla sohbete dalıyorum; Kendisi Schöffin (Sivil hakim, jüri üyesi) olarak Münih’de başka bir mahkemede görevli olduğunu anlatıyor bana. Bu tarihi davaya haftada bir kere de olsa katılıp tanıklık etmek istemiş. Takriben 2 senedir de geliyormuş. Schöffin bayanla takriben 4 saat boyunca tüm dava ve hukuksal yönleriyle bilgi alma fırsatı buldum.
NSU davasının bir numaralı sanığı Beate Zschäpe salona girdiğinde içimde bir şey cız etti. Bu kadın çok soğukkanlı ve çok rutin haline gelmiş hareketlerle yerine oturup avukatıyla fısıldaşmaya başladı. Kırmızı cübbesi olan 3 tane Federal Başsavcılar da yerlerini aldılar. Altımızda bugün duruşmaya gelen 60 davacı avukatlardan birkaç tanesi yerlerindeydi. Beş tane siyah cübbeli Hâkim salona girdiğinde tüm salon ayağa kalktı ve saygı duruşundan sonra dava başladı. Baş hâkim Peter Lang oturumu yönetti.
Bugünkü duruşmada 15.06.2005 tarihinde Münih’te NSU tarafından öldürülmüş olan Yunan Theodoros Boulgarides’in dul eşi Yvonne Boulgarides’in etkileyici ve dokunaklı mütalaası geldi. Bu Kadın yalnız başına iki kızını yetiştirmiş ve hayatın tüm zorluklarına rağmen ayakta kalmayı başarmış bir anne olarak toplantı salonundaydı. Konuşmasının başında Beate Zschäpe dönerek: „Bari son kez de olsa gözlerimin içine bak!“ dediğini hatırlıyorum. Beate uzun saçlarını yüzünün yarısını kapatıp ters tarafa bakmayı tercih etmişti. Annenin son feryadı ise hala kulaklarımdan gitimiyor: „Benim kocam size ne yaptı! Niye vurdunuz! Hiç mi acımadınız!“
Esas beni etkileyen konuşmayı ise Theodoros Boulgarides’in dul eşinin Avukatı Yavuz Narin yaptı. Hasta olmasına rağmen… Bu genç Türk avukatı NSU davasının en çilekeş ve azimlilerinden biri olarak tanıdım. Hem Federal Başsavcının yüzüne hem de Beate Zschäpe ve diğer sanıkların yüzüne gerçekleri nasıl söylediğine şahit oldum. Narin’e göre mahkeme salonundaki çok fazla soru yanıtsız kalmıştı. Açıklamalardan çoğuna bugün hala anlam verilemiyordu. Sayısız ipucunun peşinden yeterince gidilmemişti.
Yavuz Narin: „Meslek hayatımda çok sanık gördüm. İdeolojilerini savunan farklı farklı tanıklardı. Ama hepsinin bir özeliği vardı. Konu kendi şahısları değil de inandıkları davaları olduğunda hepsi inandıkları şeyin (davasının) arkasında olduklarını ve gerekirse bedel ödemeye hazır olduklarını söylerlerdi. Kendilerine göre bir onur ve dik duruşdu bu. Ama bunun yerine sorumluluklarından kaçan tanıklar da gördük. Beş senedir bu davada karşımızda oturan şahıslar kendilerini bize çevre dostu ve yardımsever insanlar olarak tanıtmalarına ne demek lazım. Hiç biri yaptığının ve fikirlerinin bir an da olsa arkasında durup „ben yaptım bunu“ diyemedi. Biz ve ben, burada çok sayıda meslektaşım adına konuşuyorum, elimizden geleni yaptık ama avukat olarak görevimiz kapsamında daha fazla bir etkimiz olamaz, çünkü biz bir ceza takibi makamı değiliz.“
Avukat Narin mütalaasını sonlandırırken heyete seslenerek onlara rahatlarını bozma çağrısında bulundu: „İddianamedeki suçlar konusunda Federal Savcılık ve meslektaşlarım her şeyi söyledi. Bu davanın eksik kalarak söylemeyi başaramadığı şeyleri söylemeye cesaretiniz olsun. Her şey yolundaymış gibi davranmamaya cesaretiniz olsun. Size çağrıda bulunuyorum: Tarih karşısında da tutarlı olacak bir karar verin!“

Ramazan Kara

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

facebook
error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen