SON DAKİKA

Herşeyin suçlusu Mülteciler (mi)?

Bu haber 21 Juli 2019 - 13:12 'de eklendi ve 133 views kez görüntülendi.
cityhotel

 

Emine Hayıt Gezer

Yola düşmenin birçok sebebi vardır aslında. Bazen rızk peşine düşmek için, bazen yar için, bazen de hayatta kalabilmek için düşülür yola. Ki bu da en kötüsüdür.
Bazı insanlar hayat hakkını koruyabilmek için, nefes alabilmek için, en önemlisi yaşamak için yola düşerler.
Yaşamlarını bırakıp yola düşerler, evlerini barklarını bırakırlar, hatıralarını bırakırlar. Bırakmak zorundadırlar. Cünkü hiçbir insan, mecbur kalmadığı sürece yaşamını bırakıp göç etmez.
Bunları okuduğumuzda ilk aklımıza gelenler: Suriyeliler ( Mülteciler ) oluyordur.
Günümüz de en sık konuşulan ve tartışılan konulardandır, suriyeden göç edenler.
Onlar hakkında pozitif konuşmalara nadir şahit olmuşumdur. Ya kötülenirler veya haklarında yanlış bilgiler sarfedilir. Sanki herşeyin suçlusu onlarmış gibi.
Bu kişilerin unuttukları şey: Kimse mecbur kalmadığı sürece yaşamını terk edip, göç etmez.
Onlar, başlarının üstünde bombalar yağarken, yıkıntılar arasında vatanlarını terk etmek zorunda kaldılar. Köyleri basılmış, eşlerini, evlatlarını kaybetmiş onca İnsan. Kadın ve çocuklar bu zorunlu göçün gerçek mağdurları.
Göç, duygusal zorlukların yanısıra, fiziksel zorluklar da beraberinde getirir.
Aylan bebek, Valeria bebek… bunlar yaşamlarını terk etmek zorunda kalıp, yolda ölen binlerce mültecilerden sadece ikisi.
Unutulmamalı ki, mülteci olmak bir tercih değildir.
Göçmenleri kabul eden ülkelerin yapması gereken ilk esaslar, onların barınma, yemek, dil öğrenimi, sosyal ihtiyaçlarını karşılamalarıdır.
Bu ülkelerde yaşayan bireylerin ilk yapması gereken şey ise, empati kurmaktır. Empati nedir?
Başkasının bulunduğu durumu anlamak ve onu içselleştirmektir. Kimse yaşamını geride bırakıp göç etmek istemez, eğer empati kurmaya çalışırsak, onları daha iyi anlayabilir ve daha fazla yardımcı olabiliriz.
Hergün sosyal medyada veya haberlerde suriyeliler hakkında doğru olmayan bilgiler dolaşmaktadır.
Bu yanlış bilgiler Türklerin özünde olan yardımlaşma, sahip çıkma, misafirperverlik duygularını yok etme çabası içinde olanlar tarafından uydurulmuştur.

Burada sıksık karşılaştığımız birkaç örnek vermek istiyorum:
1. Suriyeliler Hastanede sıra beklemiyor iddiası
Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan genelgeye göre sadece: acil vakalar, engelliler, hamileleri gazi veya gazi/şehit yakınları ve 65+ ve 7 yaşından küçük çocuklara öncelik verilir. Suriyelilere öncelik kazanmıyorlar.
2. Devlet suriyeli öğrencilere 1200 Lira burs veriyor
Evet, suriyeli üniversite öğrencilerine 1200 Lira burs veriliyor, ancak bu 1200 Liranın %85’i Avrupa Birliği tarafından karşılanıyor. Yani 1200 Lira’nın sadece 180 Liras’ı devletin kendi kaynakların’dan karşılanıyor.
3. Suriyeliler 5 sene Türkiye de yaşadıkları zaman, Türk vatandaşı olabilecek iddiaları da asılsızdır.
Çünkü suriyeliler geçici koruma statüsüne sahiptirler. Bu kişiler 5 sene Türkiye de kalsalar, burda evlenseler bile buranın vatandaşı olamazlar.
4. Son olarak da değinmek istediğim iddia, suriyeliler devletten maaş alıyor mu?
Suriyeliler için SUY adlı bir destek programı vardır.

Belirli şartları sağlayan Suriyelilere Kızılaykartı verilir ve onlar bu kartın aracılığı ile harcama
yapabilmektedir. Ancak bu SUY desteğinin finansörü ise Türk hükümeti değil, Avrupa Birliği üye ülkeleridir.
Bu gibi birçok asılsız iddia heryer de dolaşmaktadır.
İnsan hak ve özgürlüklerin temeli olarak insan onuru, her durum ve koşulda mutlak olarak
korunması ve saygı gösterilmesi gereken temel bir değerdir.
İslam dininin, ahlak ve muamelat olarak ortaya koyduğu hükümlerinin hepsi, insan onurunu korumaya ve onurlu yaşamasına yöneliktir.
İktidar hırsı, bencillik, merhametsizlik, bunlar hak ve hukuku, ayrıca insan onurunu silip
süpürmektedir.
Halbuki İslam dini, insanların irz, namus, şeref, onur ve haysiyetlerine saygılı olunmasını emreder, onların onurlarını zedeleyici hakaret, alay, baskı gibi davranışları yasaklar.
Mültecileri bir problem olarak görmeye devam edersek, onlara her rasladığımız da huzursuz oluruz. Onları problem olarak görmeyi bırakıp, fırsat olarak görmemiz gerekiyor.
Avrupa ülkeleri, suriyelere uygun bir ortam sunuyor ve böylece onları topluma katkı sağlayacak bireylere çeviriyorlar.

Biz hem bu yönden onları fırsat bilmeli, ülkemiz için faydalı hale getirmemiz gerekiyor, hem de ahiret için fırsat bilmemiz gerekiyor. Cünkü Müslüman yardımsever, misafirperver ve merhametlidir. Biz kardeşlerimizin dertlerine derman olmak zorundayız, Komşumuz aç yatarken tok yatmak bizim hem örfümüz de hem dinimiz de yoktur.
Her duyarlı insan, bu kişilerin cığlıklarına kulak vermelidir.
Ne zaman ki insan bunlara karşı duyarsız kalırsa, işte o zaman kaybetmiş oluruz.

Emine Hayıt Gezer

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

facebook
error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen