Siyaset
Giriş Tarihi : 27-10-2020 10:04   Güncelleme : 27-10-2020 10:04

Yeneroğlu: Fransa’da Müslümanlara yönelik kurumsal ırkçılık son bulmalıdır

Güvenlikçi politikalarla azınlıkların hak ve özgürlükleri kısıtlanıyor

Yeneroğlu: Fransa’da Müslümanlara yönelik kurumsal ırkçılık son bulmalıdır

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, son yıllarda Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişe geçmesiyle artan Müslüman karşıtlığının ırkçı söylemi, ötekileştirmeyi ve hukuksuzluğu da beraberinde getirdiğini belirtti. Günden güne daha radikal bir hâl alan ötekileştirici politikaların, Avrupa’daki Müslüman toplumunu, yaşamlarının her alanında tehdit eder seviyeye geldiğine vurgu yaparak, “Avrupa’da yaşanılan terör olaylarının veya bireysel suçların Müslümanlara karşı hâlihazırda var olan ön yargıları daha da derinleştirdiğine şahit oluyoruz. Müslüman toplumunu asla temsil etmeyen aşırıcı söylem ve eylemler, Müslüman azınlığın tamamına mal edilmekte, güvenlikçi politikalarla azınlıkların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmaktadır” dedi.

Yeneroğlu, Fransa’da yaşananlara ilişkin açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Fransa’da 2020 yılının başından bugüne dek, “radikal İslamcılık ile mücadele” adı altında, 73 cami, özel okul ve işyeri kapatılmıştır. Radikalleştikleri gerekçesiyle 200’ün üstünde yabancı sınır dışı edilmekle tehdit edilmiştir. Marketlerde bulunan helal gıda reyonları dâhi hükümet yetkililerine rahatsızlık vermekte, mesnetsiz iddialarla gıdaya erişim özgürlüğünün önüne geçilmeye çalışılmıştır. Görülüyor ki, herhangi bir standardı olmayan “radikal” etiketler ile Fransa’daki Müslüman toplumunun gündelik yaşamına hukuksuz müdahaleler olmakta ve bunlar günden güne artmaktadır.

Fransa İçişleri Bakanı Gérald Darmanin’ın, son 20 yıldır Müslümanları hedef alan ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadelede rol alan, Fransa İslamofobi’ye Karşı Kolektifi’ni (CCIF) feshetme çağrısı ve benzeri yapılanmaların sesini kısma çabası; var olan toplumsal huzursuzluğu tırmandırmaya yönelik kışkırtıcı bir harekettir. Toplumsal huzur ve barış yolunda çaba gösteren sivil toplum kuruluşlarını engellemek, Fransa’nın korunacağını iddia ettiği “cumhuriyet değerleri” ile bağdaşmamaktadır. Liberal demokratik toplumlar, yapısal ırkçılıkla mücadele edip azınlıkların temel hak ve özgürlüklerini de garanti altına aldıkları müddetçe bu iddiayı yerine getirebilirler.

Tüm bu yaşanılanlar, Fransa’da devlet eliyle gerçekleştirilen kurumsal ırkçılığı gözler önüne sermektedir. Bu noktada, Fransız Hükümetini ırkçılığın önünde durmayı suç saymak ve barışçıl Müslüman azınlığın temel haklarını baltalamak yerine insan hakları ve temel özgürlüklere bağlı kalmaya ve Müslümanlara yönelik baskıyı sonlandırarak gerekli hoşgörü ortamını oluşturmaya davet ediyorum.”