Eğitim
Giriş Tarihi : 07-12-2020 17:24   Güncelleme : 07-12-2020 20:05

“Mücadeleci ruhun yerini maddiyat almış”

Eğitimci-yazar Ali Sandıkçıoğlu’ndan Avrupalı Müslüman toplumuna ilişkin değerlendirme

“Mücadeleci ruhun yerini maddiyat almış”

ERTAN PEHLİVAN-KİLİM/ NECKARSULM

İslam Kültür Merkezleri Birliği (IKMB) Neckarsulm Camii’nde 25 yıl görev yapan ve 2016 yılında emekli olup Türkiye’ye dönen eğitimci-yazar Ali Sandıkçıoğlu uzun yıllar görev yaptığı Neckarsulm’ü tekrar ziyaret etti.

75 yaşındaki eğitimci yazar Ali Sandıkçıoğlu’nun bir aylık süre içinde kaldığı ev ziyaretçi akınına uğradı. Korona hastalığını dikkate alınarak yapılan ziyaretlerde eski yaşananlar zorluklar dile getirildi geçmiş yad edildi. Neckarsulm’da inşa edilen İKMB’ye bağlı Avrupa’nın sayılı modern külliyelerinden biri olan eserde büyük emeği olan, bölgenin sevilen insanlarından biri olan eğitimci yazar Ali Sandıkçıoğlu muhabirimiz Ertan Pehlivan’ın sorularını yanıtladı.

Hem Almanya hem de Türkiye’ye ile bağınızın hiç kesilmedi. Pandemi dolayısıyla dünyada neler değişti?

Şuanda koronadan dolayı tüm dünya büyük sıkıntı içinde. O büyük sanayisi, parası olan devletler çaresiz. Sebep gözle görülemeyen bir virus. Almanya’da benim kaldığım süre ile şuanki sürede bir hareketsizlik görüyorum, insanlar korku içinde ne yapacağını bilemiyorlar. Ziyaretler bitti. Eskiden hafta sonlarını bekleyemezdik. Hafta içinde bir kaç aile gece geç saatlere kadar birbirimizi ziyaret eder, birbirimize yardımcı olurduk. Sıkıntıları ve acıları azaltmaya çalışırdık. Bunlar bitti. Gerçi Türkiye’de de azaldı. Eskisi gibi saygı ve sevgi, muhabbet yok. Herkes işine daldı, paraya yöneldi. Dijitalleşeme bir çok maneviyatı aldı. Dine de herkes elinde geldiği kadar gayret ediyor. Burda da Türkiye’de de gayret gösteren gruplar var, Allah herkesten razı olsun, Allah kolaylık versin. En iyi gelişme ise eski yıllarda cemaatlar arasında bir ayrımcılık vardı, camiler arasında ziyaretler yoktu. Bizim dönemimizde bu çok olumlu yönde gelişti. Eskiye göre hacı da hoca da mal sevgisi arttı. Eski ruh, eski heyecan, eski mücadele, eski cihad ruhu kalmamış. Hocaların büyük bir kısmı elinde çanta esas vazifsini bırakmış, sokaklarda para topluyor. Bir gazetede her hafta konuları yazıyorum. Umudu kesmemek lazım, yılmamak, gayret etmek lazım.

Almanya’da 25 yıl aynı camide görev yaptınız. Neler yaşadınız bu süreçte?

Eski cami yerine çok kira veriyorduk, borcunun bitim tarihine 4 sene kala parasını ödedik. Elde bir sermeyemiz oldu. Bir kermes gününde belediye başkan yardımcısı Herr Graber ile tanıştım. Türk yemekleri ikram ettik ve bir tercüman aracılığıyla iletişime girdim. Bizler; Cuma ve bayram günleri ile Ramazan aylarında komşularımızı rahatsız ediyor, park sıkıntısı yaşıyoruz. Biz burayı size verelim bize başka bir alan verin dedim. Not aldı, epey bir zaman sonra şimdiki yeni caminin yerini gösterdi. Hr. Graber’e Allah iman nasip eylesin. Ben burada belediye başkanı olsaydım samimi söyleyeyim onun yaptığını yapamazdım. Herr Graber eski camiyi tahtalarla kaplamıştık, para vermeden bir arkadaşın iş yerinden almıştık. Bunlar el işi diyerek eski caminin değerini yüksek tuttu ve yeni yer ile birebir takas ettik. Biz yeni caminin inşaasına başladığımızda kimse biteceğine inanmadı. Destek olmak yerine köstek oldular. Ama bunların bir kısmı sonra yönetime girdi, o da ayrı bir konu.

Türkiye’ye dönüş kararını nasıl aldınız?

Eşim kalp hastasıydı, ‘geri dönüp geri kalan ömrümü çocuklar geçireyim’ diyordu. O yüzden İstanbul’a geri döndük. 56 senelik hayat arkadaşım Emine Hanım, 9 Mart 2018 yılında vefat etti. İşte o gün pasaportumu kaybettim. Ben eşim varken gece 22.00’da bir arkadaşa sormadan giderdik. Artık gidemez oldum, o nedenle pasaportumu kaybettim diyorum. Allah kimseye bu acıyı tattırmasın. Annam öldü, babam öldü, 3 tane benden küçük kardeşim öldü. Yanlış bir şey söylemeyeyim ama eşimin ölümünü hiç unutamıyorum. Aklımdan hiç çıkmıyor. Biz birbirimizi hiç kırmamışızdır. Çok saygılı bir beraberliğimiz vardı. İki oğlum ile aynı binada oturuyorum. Eşim vefatından bugüne onların mutfaklarında hiçbir yemek pişmemiştir. Hep benim mutfaktalar. İki gelin de yukarı gelip masayı hazırlarlar. Yatak saatinde aşağı inerler. Buna rağmen odama girip kapıyı kapayınca her şey değişiyor. Allah Rahmet eylesin. Herkese saygı çerçevesinde bir evlilik diliyorum. Bizim oralarda cenazeye düşmanın olsa da herkes katılır. Katılamayanlar, telefon açar. O gün yalnız bırakmayanlarda hiç unutulmuyor. Eşim sağ iken evde misafir eksik olmazdı, şimdi garip kaldım.

Almanya’da bulunduğum zamanda yakın dostlarım arkadaşlarım oldu. Herkese saygı ve sevgilerimi sunar, kapımın herkese açık olduğunu tekrar dile getiriyorum. Allah kimseyi imansız ve vatansız, dost ve arkadaşsız bırakmasın.”