Hukuk
Giriş Tarihi : 15-07-2021 19:14   Güncelleme : 15-07-2021 19:14

IGMG: Avrupa Adalet Divanı’nın Başörtüsü Kararı Kabul Edilemez

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Bekir Altaş, Avrupa Adalet Divanı’nın işverenlere başörtüsünü yasaklama yetkisi veren kararını eleştirerek, “Avrupa Adalet Divanı yine Müslüman kadınları dinî inançları ile işleri arasında seçim yapmaya zorlamıştır,” dedi.

IGMG: Avrupa Adalet Divanı’nın Başörtüsü Kararı Kabul Edilemez

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Bekir Altaş, Avrupa Adalet Divanı’nın işverenlere başörtüsünü yasaklama yetkisi veren kararını eleştirerek, “Avrupa Adalet Divanı yine Müslüman kadınları dinî inançları ile işleri arasında seçim yapmaya zorlamıştır,” dedi.

Avrupa Adalet Divanı’nın özgürlükçü demokratik bir düzende bu kararı alamaması gerektiğini dile getiren Altaş, “Avrupa Adalet Divanı şu ana kadar takip ettiği din karşıtı çizgiyi muhafaza etmiştir,” şeklinde konuştu.

Almanya'da iş yerinde başörtüsü takmalarına izin verilmeyen iki kadının açtığı davada görüş istenen Avrupa Adalet Divanı, belli şartlar altında başörtüsü yasağı uygulanabileceğine hükmetmişti.

Söz konusu karar ile Müslüman kadınların eşit yaşam koşullarında yaşama ve çalışma imkânlarının ellerinden alındığını vurgulayan Altaş, “Mahkeme vermiş olduğu kararın gerekçesinde sağlıksız bir karşılaştırma yapmaktadır, çünkü başörtüsü İslami yaşamın sabit bir parçasıdır. Herhangi bir takı takan kimselerin aksine başörtüsü takanlar isterseler bunu çıkarıp kenara koyamazlar çünkü dinî inançları buna engel teşkil etmektedir. Böylelikle de sadece Müslüman kadın kesim dinî inançları ile işleri arasında seçim yapmaya zorlanmaktadır. Bu ise anayasa hukuku açısından asla kabul edilemez bir durumdur,” dedi.

 

Almanya Kendi Kararını Din Özgürlüğünden Yana Kullanmalı

Alman mahkemelerinin bu noktadan sonra yapması gerekenin, Avrupa Adalet Divanı’nın ulusal mahkemelere kendi kararlarını verme noktasında bıraktığı açık kapıyı kullanmak ve kendi yollarını çizmek olduğunu söyleyen Altaş, “Bu yol, dinî inancı fark etmeksizin insanların ayrımcılığa uğramadan yaşayabilmelerini temin etmektir. Bu yol aynı zamanda toplumun tamamına ve siyasete şu sinyali vermelidir: Başörtülü kadınlar da bu toplumun herkesle aynı haklara sahip tabii birer parçasıdır,” şeklinde açıklamasını sürdürdü.

Altaş, “Bilimsel araştırmalar, başörtüsü takmayan her üç Müslüman kadından birinin başörtüsünü sosyal ve mesleki çevresi tarafından ayrımcılığa uğrayacağı endişesiyle takmadığını ortaya koymaktadır. Bu olumsuz atmosferin oluşmasında Müslüman kadınlar üzerinden yürütülen popülist ve İslam düşmanı tartışmaların çok büyük etkisi vardır,” diyerek, bu etkide yargısal kararların da azımsanamayacak bir payı bulunduğunun altını çizdi.

Altaş, “Azınlıkların baskı ve dışlanma korkusuyla özgürce gelişemeyecekleri bir atmosfer özgürlükçü demokratik bir düzenle asla bağdaşmamaktadır,” diyerek sözlerini noktaladı.