Kilim Gazetesi
HV
20 MAYIS Cuma 00:10
Advert

Haricilik ve Avrupa’da Geleceğimiz

Kilim Gazetesi yazarlarından Doğan Tufan, “Haricilik ve Avrupa’da Geleceğimiz” başlıklı yazısında Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) tarafından gerçekleştirilen bir konferansla ilgili notları okuyucuları ile paylaştı.

Diğer Habeler
Giriş Tarihi : 13-04-2022 18:37
Haricilik ve Avrupa’da Geleceğimiz

Kilim Gazetesi yazarlarından Doğan Tufan, “Haricilik ve Avrupa’da Geleceğimiz” başlıklı yazısında Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) tarafından gerçekleştirilen bir konferansla ilgili notları okuyucuları ile paylaştı.

Baden-Württemberg Eyaleti'nin kentlerindeki Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) üyesi Herrenberg, Horb, Albsdat, Ebingen, Stuttgart, Kornwestheim, Salah, Plochingen ve Göppingen Türk Kültür Merkezilerinde "Haricilik ve Avrupa’da Geleceğimiz" konulu bir konferans düzenlenmişti.

Konuşmacı olarak ATIB Eski Gençlik Kolları ve daha sonra uzun yıllar Genel Başkanlığı yapan Fikret Ekin’in konuşmacı olarak davet edildiği konferanslar, orta yaş genellikle genç dinleyiciyle dolmuştu.

Yabancı Düşmanlığı, Ayrımcılık, Irkçılık ve İslamofobi konusunu dile getirerek başladığı konuşmasını Fikret Ekin şu şekilde sürdürdü;

“Yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve ırkçılığın, 11 Eylül sonrasında, din ekseni ve İslam karşıtlığı/korkusu (İslamofobi) ile yeni bir boyut kazandığı günümüzde bu yöndeki söylem ve uygulamalarda artış olduğu gözlenmektedir. Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk toplumu bu ülkelerdeki Müslüman nüfusun önemli bir bölümünü oluşturmakta ve bu olumsuz eğilimlerde doğrudan etkilenmektedir.

 

Son yıllarda, özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza yönelik saldırı ve yangınlarda artış gözlenmektedir. İlgili ülke makamlarıyla her vesileyle yapılan temaslarda, söz konusu saldırı ve yangınlara ilişkin soruşturmaların sonuçlandırılması, faili/nedeni bulunmadan soruşturma dosyalarının kapatılmaması, kasıtlı olayların faillerinin yakalanarak cezalandırılmaları ve benzer olayların tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin alınması beklentimiz dile getirilmektedir. Almanya devleti burada doğup büyüyen Müslümanlara gerçek Kur’an İslam’ını öğretmeli. İslam’ı Almanya'da din olarak kabul etmeli aksi halde, İslam ve Müslümanlık zannedilerek ırkçı ve yanlış İslami olmayan akımlara İslam adına katılmaların önüne geçilmez," dedi.

 

İslam tarihinden örnekler veren Fikret Ekin, "Bilindiği üzere Haricîlik, Hz. Ali zamanında Sıffîn savaşı sonunda hakeme müracaat edilmesi üzerine ortaya çıkmış bir mezheptir. Savaş tam Hz. Ali (r.a)'nin galibiyetiyle neticelenecekken, karşı tarafta Hz. Muaviye'nin sağ kolu -Ahmed Cevdet Paşa'nın zamanın Arap dâhilerinden biri olarak zikrettiği- Amr İbnül-Âs, Kur'ân sayfalarını mızrakların ucuna geçirterek, Hz. Ali'nin ordusunu Kur'ân'ı hakem yapmaya çağırır. Hz. Ali, bunun bir harp hilesi olduğunu söyleyip, ordusuna "savaşa devam" emri verdiyse de rivayetlerde 'kurrâ' -Kur'ân okuyucuları- olarak geçen önemli bir grup: "Ali ne yapmak istiyor? Kur'ân'a karşı mı savaşacağız? Savaşımız Kur'ân için olduğuna ve onlar da Kur'ân'a teslim olduğuna göre, ne için savaşı sürdüreceğiz" diye söylenir. Hz. Ali bunlara, "ben de Kur'ân için savaştığımı söylüyorum; bunlar, canlarını kurtarmak için böyle yapıyorlar" cevabını vermesine rağmen, sözünü dinletemez” dedi ve şöyle devam etti;

“Savaşın tam Hz. Ali (r.a) lehine döndüğü ve bitmek üzere olduğu bir zamanda Kur'ân okuyucularının bu tavrı, her şeyi tersine çevirir. "Biz Kur'ân 'a karşı savaşamayız; Kur'ân 'a karşı savaşanla savaşırız" şeklinde kendisine açıkça cephe alınması karşısında Hz. Ali, çaresiz, Kur'ân sayfalarının hakemliğine boyun eğer.  Neticede, Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasındaki savaşın Kur'ân'ın hakemliğiyle noktalanması kararlaştırıldı. Muaviye tarafı Amr İbnü'l-Âs'ı Kur'ân'ın hükmünü ortaya koyacak kişi olarak seçerken, Halife tarafı, Abdullah İbnü'l-Abbas'ı karşı tarafın kabul etmemesi ve kendi ordusundaki kurraların da ısrarıyla Ebû Musa el-Eş'arî'yi hakem tayin etmek mecburiyetinde kaldı.

 

Hakemler, Hz. Ali ile Muaviye savaşında içtihadında kimin haklı olduğunu Kur'ân'a göre tesbit edeceklerdi. Fakat, ikisi anlaşarak Hz. Ali'yi hilâfetten azl ile, biri Abdullah İbn Ömer'i hilâfete aday gösterirken, diğeri Muaviye'yi halife ilân etti ve neticede Hz. Muaviye, Sıffîn Savaşı'nın bir noktada galibi durumuna yükseldi.

Hâdiselerin vardığı noktayı gören 'Kur'ân okuyucuları', yanlışlarının savaşı durdurmak ve İbnü'l-Abbas'ın hakemliğinde ısrar etmemek olduğunu kabul ve itiraf edecekleri yerde, kişilerin 'hakem' olamayacağı ve "hükmün ancak Allah'a ait olduğu" teziyle ortaya çıkarak, ümmet içinde ayrı bir grup oluşturdular, yani 'haricî' oldular,” dedi.

Sorular ve cevaplarla devam eden sohbetler gece geç saatlere kadar devam etmişti.

Yukarıda isimlerini zikrettiğim teşkilat mensubu dostlarım bu eğitici, bilgilendirici sohbet ve konferansların tekrar başlanmasını benden istediler. Bende merkezi bulunan Federasyon ve Birlik genel başkanlarınıza buradan duyuruyorum.

 

Kudret AltındağKudret Altındağ

YORUMLAR