Kilim Gazetesi
HV
04 ŞUBAT Cumartesi 22:41
Advert
onwin yeni giriş canlı bahis siteleri bahis siteleri

Gazeteci Rüştü Kam’ın Değerlendirmesi

Gazeteci Arkadaşımız Rüştü Kam, Berlin’de ilk defa Berlin Büyükelçiliği tarafından düzenlenen ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ kutlaması ile ilgili haberi kaleme aldı.

Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 16-01-2023 14:38
Gazeteci Rüştü Kam’ın Değerlendirmesi

Kam yazısında;

“T.C. Berlin Büyükelçiliği bir ilkin daha altına imza attı. Büyükelçi Ahmet Başar Şen ve İletişim Müşaviri Hasan Kocabıyık’ı bu hassasiyetlerinden dolayı tebrik ederim. “Marifet iltifata tabidir” derler. Öyledir. Ben inanıyorum ki; Almanya ‘da gazetecilik yapan arkadaşların bundan sonra marifetleri artacaktır.

10 Ocak, Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanıyor. 1961 yılından beri sadece Türkiye’ de kutlanıyor. Büyükelçiliğin çatısı altında ise ilk defa kutlanıyor. Anlamlı bir kutlama. Almanya’nın her tarafından gelen gazeteciler vardı salonda. Birbirleriyle tanıştılar, kucaklaştılar, kaynaştılar. Kartvizit değiştirdiler. Temennim; ilki bu sene gerçekleştirilen bu hayırlı buluşmanın rutine bağlanmasıdır.

Kürsüye önce Berlin Büyükelçiliği Basın Müşaviri Hasan Kocabıyık geldi ve Türkiye sevdalısı olan gazetecileri rahatlatan ve fonlanan tetikçi gazetecileri huzursuz eden cümleler kurdu.

Göğsümüz kabardı:

“İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, medyanın rolü de şüphesiz önem kazanmaktadır. Demokrasilerde “Dördüncü Kuvvet” olarak tanımlanan medya, toplumun bilgilendirilmesinde tartışılmaz bir değere sahiptir. Bu kapsamda faaliyet gösteren yerel ve uluslararası basın organlarının, gündemdeki konular hakkında kamuoyu oluşmasına ve siyasi karar alma süreçlerine etkisi yadsınamaz.

Sosyal medyanın ve çevrimiçi platformların son yıllarda çok daha yoğun olarak kullanılması, hayatımızın merkezinde yer alması ve yaşadığımız dijital dönüşüm, şüphesiz gazetecilik mesleğini de değişime tabi tutmaktadır. Kâğıda basılı haberciliğin popülaritesini giderek yitirmesi, anlık haber ihtiyacı ve bilginin hızlı bir şekilde tüketilmesi, medya çalışanları için daha hızlı, daha esnek ve daha mobil bir çalışma temposunu da beraberinde getirmiştir. Günümüzde birçok kişi, sadece telefon, tablet veya bilgisayar üzerinden haberlere ulaşmaktadır. Gazete ve dergilerin internet portalları, geleneksel basılı nüshalarından daha ön plandadır. Birçok konuda, sadece atılan başlıklar üzerinden bile milyonlara ulaşmak ve algı oluşturmak mümkün hale gelmiştir. Ancak bu durum, gazetecilik mesleğinin öneminin azaldığı anlamına gelmemektedir. Tam aksine, araştırmacı gazetecilik önem kazanmış, anlık haber paylaşımları zaruri hale gelmiş ve kapsamlı analiz yeteneği gazetecilikte daha fazla aranan bir nitelik olmuştur. Çağın gerekliliklerine ayak uyduran, çok dilde yayın yapan, sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanan mecralara olan ilgi ve talep artmıştır.

Gazetecilik mesleğini icra ederken somut ve tarafsız bir anlayış benimsenmesi, gazetecilik etik ilkelerine uygun hareket edilmesi her ne kadar bu kutsal mesleğin temelini oluştursa da birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Alman medyasında da ülkemizle ilgili birçok konuda yapılan haberlerde taraflı ve önyargılı bir üslubun kullanıldığını üzülerek gözlemliyoruz. Devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Hükümetimize atıfla hazırlanan birçok haber ve içerik, yanlı bir tarzda yapılmakta olup, kamuoyuna olumsuz bağlamda servis edilmektedir. Bu noktada, her ne kadar ağırlıklı olarak Almanya’da Türkçe yayın yapan basın organlarını temsil etseniz de özellikle ülkemize ilişkin konularda doğru bilgileri hedef kitlelere aktarırken Almanca dilinde de yayın yapmanızı, sosyal medya hesaplarınızı aktif olarak kullanmanızı, Alman kurum ve yetkilileriyle yakın bir iletişim içinde olmanızı tavsiye ediyorum.

Nitekim devletimizi ilgilendiren konularda, özellikle de ülkemizde seçim yılı olması öngörülen 2023 yılında, içinde bulunduğumuz toplumu en doğru şekilde bilgilendirmemiz, polemikler ve söylentilerin aksine muhataplarımızı ilk ağızdan kaynaklara yönlendirmemiz, hem birçok konudaki tezlerimizi ve mesajlarımızı doğru iletmek, hem de ülkemize yönelik algıya katkı sunmak için önem taşımaktadır. Konuştuğumuz her insanın, ulaştığımız her kurumun ülkemize olan bakış açısına olumlu etki ettiğine emin olabilirsiniz.

Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Büyükelçilik ve 14 Başkonsolosluğumuzla sizlerle yakın işbirliği içinde olmaya ve faaliyetlerinize katkı sunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Kapımız sizlere her zaman açıktır.

Sözlerime son verirken, tüm basın mensuplarımızın Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha kutluyor, meslek onurundan taviz vermeyen ve halkın haber alma hakkına saygı duyan bütün basın emekçilerine şükranlarımı sunuyor, görevini icra ederken şehit olan gazetecilerimize Allah’tan rahmet diliyorum”.

Daha sonra Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen kürsüyü teşrif etti:

“Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak tanımlanan medya, toplumun bilgilendirilmesinde tartışılmaz bir değere sahiptir. Bu kapsamda faaliyet gösteren yerel ve uluslararası basın organlarının, gündemdeki konular hakkında kamuoyunun oluşmasına ve siyasi karar alma süreçlerine etkisi yadsınamaz.

Almanya’da Türkçe’nin yaşatılması, Türkçe haber kanallarının işlemesi, Türkçe basının yaşatılması önemlidir. Alman vatandaşlığına geçmiş olan bizim insanımızın kendi ana dilinde haber almasının sağlanması önemlidir. Basın çalışanları olarak bu konularda yaptığınız katkılar ve çabalar için, devletim adına, büyükelçiliğimiz ve kendi adıma hepinize tek tek teşekkür ediyorum.

Almanya Türk toplumunun Türkiye ile bağlılığının korunmasında buradaki Türk medyasının çok önemli bir işlevi vardır. Ancak basın çalışanlarının sıkıntıları da vardır. Bu sıkıntıları biliyoruz. Gazetecilerin çok zor koşullarda çalıştıklarını, Almanya’daki Türk basınının gelir kaynaklarının çok çeşitli ve çok büyük kaynaklar olmadığını da biliyoruz.

Türk girişimcilerin başarısı arttıkça Türkçe medyanın yaşamasını sağlayabilecek ekosistem istikrar kazanacaktır.

Bu yıl, bizim için çok özel bir yıldır. 2023 yılı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yılıdır. Cumhuriyetimizi hep birlikte farklı etkinliklerle kutlayacağız.

Artık diplomasi tek başına ikili ilişkileri yürütmek için yeterli değildir. İki ülke arasındaki ilişkileri bir üst seviyeye taşımak için Almanya’da Türk basınıyla el ele vererek çalışmayı devam ettirmek istiyoruz.

2023’te Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ile 28. dönem milletvekili seçimleri yapılacaktır. Almanya’da oy kullanacak seçmenler en doğru şekilde bilgilendirilmelidir. Bu konuda Türk basınına önemli görevler düşmektedir.

Alman medyasında Türk ve Türkiye’nin olumlu algısı için, Türk gazetecilerden isteğimiz, Alman gazeteciler ile yakın ilişki içinde olmanızdır.

Türk medyasına kapımız her zaman açıktır. Bundan sonra sizlerle birlikte olmaya, sizlerle birlikte çalışmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyorum. Almanya’daki tüm basın çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum".

 

Kısa Bir Değerlendirme

Gazetecilik ilk olarak MÖ. 59 yılında Romalılar zamanında başlamış. Amaç bazı konularda halkı bilgilendirmekmiş. O günden beri, gazeteciliğin amacı hiç değişmemiş. Kim gazete çıkarıyorsa amacının halkı bilgilendirmek olduğunu rahatlıkla söyleyebilmiş. Ama sadece söylemiş. Uygulama farklı olmuş. Tarihi süreç incelendiğinde bunu görebiliyoruz ve anlayabiliyoruz. Gazete dün olduğu gibi bugün de aynı amaç için kullanılmaktadır. Üzücüdür ama realite budur.

Almanya’nın kanatları altında yaşamlarını sürdüren bazı gazetecilerin ve Türkçe yayınlanan bazı gazetelerin ve dergilerin içinde, habercilikten ziyade provokatörlük yapanların var olduğunu duyuyoruz, okuyoruz, biliyoruz.

Almanya’da yaşayan, gazetesini ve dergisini Almanya’da çıkaran bazı gazetecilerimiz var. Amaçları okuyucusunu bilgilendirmekten ziyade provoke etmek olan gazeteciler bunlar. Türkiye’nin iç siyasetini malzeme olarak kullanan gazeteciler bunlar. Bunlar Türkiye’yi Almanya’ya tanıtmak için yazmıyorlar. Türkiye’yi itibarsızlaştırmak için kalem oynatıyorlar. Varlık sebepleri de budur zaten.

Bunlar gazeteci değil provokatördür. Kraldan fazla kralcı olan Türkiye düşmanlarıdır. Türk halkı bunların yabancısı değildir. Geçmişe kısa bir yolculuk yapan herkes Osmanlı’ya ve Türkiye’ye yapılan ihanetleri rahatlıkla öğrenebilir.

Mesela; yurtdışında ilk Türkçe gazete 1894 yılında Londra’da yayınlanmaya başlamıştır. Bunu Paris ve Cenevre başta olmak üzere çeşitli Avrupa merkezlerinde yayınlanan diğer gazete ve dergiler izlemiştir. Biraz gecikmeyle de olsa 1917’de Berlin’de aynı kervana dahil olmuştur. Bunlar fonlanan gazetecilerdir, gazetelerdir. O zaman hedefe Osmanlı imparatorluğu konulmuştur. Kızıl Sultan lakabıyla anılan II. Abdulhamit hedeften hiç inmemiştir. Nihayet 33 sene sonra başta İngiltere olmak üzere Osmanlı’ya düşman olan her imparatorluk amacına ulaşmıştır. Abdülhamid hal edilmiştir. Fon sahipleri amaçlarına ulaşmak için ihtiyaçları olan tetikçileri maalesef Osmanlı tebaasından bulmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasını hızlandıranlar onlardır.

100 yıldan beri Türkiye’deki halkları birbirine düşman yapmak için uğraşanlar da yine onlardır. Mezhep kavgalarını kışkırtanlar da onlardır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni terörist devlet gibi göstermek için insani yardım tırlarını mühimmat tırları olarak ihbar edenler de onlardır. Sex kasetleriyle makam ve mevki sahiplerini itibarsızlaştıranlar da onlardır. Her fırsatta bir vesile ihdas ederek Müslümanları, Müslümanların kurumlarını, vakıflarını hedefe koyanlar da onlardır. Onlar köle ruhlu insanlardır. Onların yuları her daim fon sahiplerinin elindedir.

Aynı tetikçiler bugün de vardır. Avrupa ülkeleri ve Almanya onlara rahat bir yaşam sunmuş olabilir. Onlar ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmadan krallar gibi yaşıyor da olabilirler. Bu tetikçiler çeşitli kaynaklardan fonlanıyor da olabilirler. Çünkü onlar tetikçidirler. O gün tetikçilerin hedeflerine “Kızıl Sultan“’ı koyanlar bugün hedeflerine bir “diktatör“ koymuş olabilirler. Amaç ne Kızıl Sultan’dır ne diktatördür; amaç çıkarlarına engel teşkil eden o kişileri bahane ederek Türkiye’yi zayıflatmaktır. Yol geçen hanı gibi kullanmaktır.

Ben derim ki; Türk halkının doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan, fonlanmayan, tetikçi olmayan basın mensuplarına ihtiyaç vardır. Onlar ehillerince devamlı hatırlanmalı ve desteklenmelidir. Bu çok önemli bir görevdir.

Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önyargılardan uzak ve kişilik haklarına saygılı, özverili gazetecilere her dönemde ihtiyaç vardır.

Gazetecinin işi, haber ve bilgi kaynağına çok çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlarına yorumsuz olarak manipüle etmeden sunmaktır. Tarafsız bir şekilde sunmaktır. Gazeteci budur.

Gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Ahlaksız insandan gazeteci olmaz, olmamalıdır. Gazeteci nokta kadar menfaati için virgül gibi eğilmemelidir.

Gazeteci, okuyucularına dünyada olup bitenlere ilişkin olabildiğince fazla ve doğru bilgi vermekle yükümlüdür.

Gazeteci, haberi doğru kaynaktan almakla ve doğru olarak servise koymakla yükümlüdür.

Gazeteci kanunlara saygılı, ahlaklı, namuslu, dürüst, çalışkan olmalıdır.

Gazetecilik kulaktan dolma bilgilerle yapılmaz. Gazetecinin haberi şantaj, karalama, kirletme, kaset, yalan haber, yıpratma gibi unsurları içermez, içermemelidir.

 

Gazetecinin nasıl bir ahlaka sahip olması gerektiğini Kur’an şöyle ifadeye koyar:

“Ey iman edenler, eğer bir fasık; harama ve yalana meyilli şahıslar, oluşumlar ve yayın organları, çıkar grupları size; kızdırıp kışkırtıcı veya oyalayıp aldatıcı bir haber getirip verirse, onu ’etraflıca araştırın’; her anlatılana hemen inanıp kanmayın. Yoksa bilmeden ve yanlış yönlendirme sonucu, bir topluluğa, bir millete ve bir kesime kötülükle sataşıp haklarına tecavüz etmiş duruma düşersiniz de ardından bu işlediklerinize pişman olursunuz.” (Hucurat 6)

“Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi insanların ayıbını aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin!” (Hucurat 12)

Umarım o akşam, Almanya’da hizmet veren gazetecilerin Kançılaryanın çatısı altında buluştukları o ilk akşam, ilk buluşma akşamı, on ocak akşamı, orada o çatının altında fonlanan gazetecilerden kimse yoktur.

Umarım o akşam resepsiyona davet edilen gazeteciler, kendilerine ikramda bulunulan gazeteciler, haber alma ve yayma konusunda, ‘sarp yokuşa’ tırmanmaya aday olan gazetecilerdir. Mevla’mızın sınırlarını çizdiği cirmin içinde kalan o yiğitlere selam olsun”.

 

 

Kaynak: Rüştü KAM (Berlin) / Ha-ber.com

Nihat SalmanNihat Salman

YORUMLAR