Diğer Habeler
Giriş Tarihi : 06-01-2022 09:48   Güncelleme : 06-01-2022 09:48

Bilgi Kirliliğinin Merkezindeki Aşı Şifa Mı, Zehir Mi?

Bilgi Kirliliğinin Merkezindeki Aşı Şifa Mı, Zehir Mi?

Geçmişi 18. yüzyıla kadar uzanan aşılama, uygulamaya başlandığı günden bu yana taraftar ve karşıt büyük bir kitle oluşturmaya devam ediyor. Teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızla ilerlediği günümüzde daha da yoğun hissedilen bilgi kirliliği aşı konusunda da insanları şüpheye düşürüyor. Doğru bilgiyi, yanlıştan ayırmak için büyük önem arz eden “şüphe”, bilimsel delil getirilmediği durumda kolayca kendini “komplo teorileri”nin kollarına teslim edebiliyor.

Güncel kullanımı ile pandemi, ya da dünyada birden fazla ülkede veya kıtada, çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklar, tarihte olduğu gibi bugün de milyonlarca can almaya devam ediyor. Aşı taraftarlarının ve karşıtlarının ayrıştığı şey salgın hastalıkların bulaşıcılığı veya öldürücü olması değil, salgınla mücadele konusunda aşının gerekli olup olmadığı.

Milyonları Öldüren Çiçek Hastalığı, Aşı ile Dünyadan Silindi

Edward Jenner 1796 yılında keşfettiği çiçek aşısı ile milyonlarca kişinin hayatının kurtulmasını sağladı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, yıllık 5 milyon kişinin ölümüne neden olan çiçek hastalığı, 1966 yıllında DSÖ’nün dünya çapında yürüttüğü aşı kampanyası ile 8 Mayıs 1980 tarihinde dünyadan tamamen kazınmış ve küresel ölçekte söz konusu hastalıkla ilgili yeni vaka bildirimi gerçekleşmemişti. Benzer şekilde, difteri, boğmaca, kızamık, hepatit B, çocuk felci gibi birçok hastalığın tedavisi aşılanma ile büyük ölçüde başarılı bir şekilde gerçekleştirildiği bilimsel verilerle ispat edildi.

Aşı Karşıtlarının 3 Temel Dayanağı

Dr. Jenner çiçek aşısını bulduğunda ona şiddetle karşı çıkan E. Massey isimli bir din adamı idi. Aşılamayı “şeytana uymak” olarak değerlendiren Massey, o dönemde oldukça büyük bir kitleyi yanına çekmeyi başarmıştı.

Aşı karşıtları, içeriğinde kullanılan haram ürünler veya hastalığın Yaratıcı tarafından ruhun arındırılması için hastalara verildiğini savunan dini gruplar, insanlığı aşılar vasıtasıyla mutasyona uğratarak nüfus planı ve köleleştirmek isteyen düşmanlara inanan komplo teorisyenleri ve aşılamanın kişisel özgürlük alanına müdahale olarak düşünen felsefi gruplar şeklinde üç grup altında toplandığı görülüyor.

Bazı aşıların içinde bulunan jelatin gibi maddelerin domuz ürünlerinden elde edilip edilmediği konusundaki şüpheler üzerine toplanan din alimleri, değişim geçiren haram ürünlerin ilaçlarda değişime uğratılarak kullanımı ile ilgili “mübah” fetvası verdi.

“İnsanların mutasyona uğratılması” konusundaki teoriler ise, söz konusu düşmanların kimler olduğu, nasıl olup da tüm dünya devletlerinin -hiçbir konuda anlaşamamalarına rağmen- salgın hastalıklarda iş birliğine giderek kendi nüfuslarına aşı yaptırdıklarını açıklayamıyor.

Zaman zaman aşıların yan etkilerinin büyütülmeleri nedeniyle bazı aşıların uygulamaları uğradı, ancak itirazların ilmi dayanağının olmaması nedeniyle birçok aşı yeniden yapılmaya devam etti.

Topyekûn Aşılanma Olmadan Hastalık Bitirilemiyor

DSÖ, yayınladığı bir bildiride, aşı karşıtlığını 2019 yılındaki en büyük 10 sağlık tehditlerinden biri olarak ifade etti. Bunun nedeni, nüfusun tamamına yakını aşı olmadığında hastalığın yer yüzünü terk etmemesi olarak belirtiliyor. Örneğin, çiçek aşısındaki yüzde 100 başarı ile hastalık dünyadan silinirken, kızamık aşısı milyonlarca kişinin hayatını kurtarsa da aşı karşıtları nedeniyle yüzde yüz başarıya ulaşamadığı için 2016’dan beri kızamık vakaları yüzde 50 arttı. Afrika’dan silinen ancak Afganistan ve Pakistan’ın çocuk felci aşılarına karşı çıkması nedeniyle yeniden kara kıtada çocuk felci vakalarının görülmesi, aşı meselesinde iş birliği olmadan başarılı olmanın imkansızlığını gösteriyor.

Uzmanlara göre, dünya nüfusunun en az yüzde 70’inin, bazı görüşlere göre ise yüzde 90’ının aşılanmadığı hiçbir salgın, tamamen yok edilmiş sayılmıyor.

Kovid-19’a Karşı Dünya Nüfusunun Çok Azı Aşılandı

DSÖ en üst karar alma organı Dünya Sağlık Asamblesi'nin (DSA) 74'üncüsü 24 Mayıs’ta Cenevre’de gerçekleşmişti.  Söz konusu toplantıda DSA Genel Direktör Tedros Adhanom Ghebreyesus, sadece 10 ülkede yüzde 75 aşılanmanın yapıldığını, dünya genelinde ise aşılanmanın çok çok gerisinde bulunulduğuna dikkat çekmişti. Bu da gösteriyor ki, Kovid-19 daha birçok varyasyonları ile hayatımızdan uzun yıllar daha çıkmayacak.

Milyonlarca insanın hayatını yüzyıllar öncesinde ve bugünde de kurtarmaya devam etse de, aşı taraftarlarının sunduğu ilmi delillere rağmen aşı karşıtlığı dün de yarın da devam edece benziyor.