Yaşam
Giriş Tarihi : 23-02-2021 12:59   Güncelleme : 23-02-2021 13:38

"Ben-Anadilim-Geleceğim“ yolumuzu aydınlatan ışık: Türkçe

Neden Türkçe? “Yaklaşık kırk yıldan beri iki dilli öğretim ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar, anadilin ve anadilin geliştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bunun, ikinci bir dilin öğrenilmesi yanında, birey ile ilgili önemli bir perspektifi vardır. Anadil dersi, göçmen çocuklarının sağlıklı bir benliğe sahip olmasını, sağlıklı bir kişilikle yetişmesini ve kendine güven duymasını sağlar.

Anadil dersleri, aynı zamanda nesiller arası karşılaşmalarda karşılıklı anlayışı ve güven duygusunu geliştirdiği bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bütün dünyada dil ile ilgili yapılan beynelminel bilimsel araştırmalar, anadilin öğretilmemesi ve geliştirilmemesi halinde, öğretilen ikinci dilin çok yetersiz düzeyde kalacağının delillerini ortaya koymaktadır. Baden-Württemberg eyaletinde çokkültürlü eğitim ve öğretim değerleri konusunda fikir üretecek, yeni ve yaratıcı buluşlar ortaya koyacak, uygulayacak öğretmenlerin yokluğunu aslında çekmiyoruz. Yok olan, yıllarca sürüp gelen oyalama, hatta tamamen durma noktasına gelen, bu konudaki politik irade ve kararlardır.

Toplumumuzdaki çokkültürlülük gerçeğini kabul eden kararların, dolayısıyla bu kararların okullara yansıyacak uygulamalarının yokluğunu çekiyoruz. 2007 yılında Memorandum‘ da yayınladığımız bu bilimsel gerçeklere rağmen, maalesef Türkçe‘ deki kan kaybı hızla devam ediyor. Eğitim Ataşeliklerinin ve Türk dili ve Kültürü ile ilgili çalışmalar yapan Sivil Toplum Örgütlerinin gayretlerine rağmen bir seferlik geçici etkinliklerin yerine ”sürdürülebilir etkinlikler“‘ in yapılması çok büyük önem taşıyor.

Duisburg/Essen üniversitesinin son verilerine göre de potansiyel Türk öğrencilerinin sayısı artmasına rağmen, Türkçe ve Türk Kültürü derslerine katılan öğrenci sayısı her eyalette hızla düşmektedir.

TÜRKİYE KÖKENLİ GÖÇMEN İŞÇİ ÇOCUKLARININ EĞİTİM VE ÖĞRETİMDEKİ GENEL DURUMLARI

Baden-Württemberg eyaletinde, dolayısıyla Federal Almanya’da bilim adamları, pedagoglar ve medya, göçmen işçi çocuklarının sosyal ve eğitim problemlerinin ciddiyeti konusunda alarm vermektedir. Bu çocukların en büyük grubu ve en çok mağdur durumda olanı, Türk kökenli göçmen işçi çocuklarıdır. Eğitim ve öğretim, insana yaşama şansının adil dağıtımı yönünde merkezi bir rol oynamaktadır. Başarılı bir eğitim ve mesleki eğitim almak, insana gerek meslek hayatında, gerekse mesleki üst kademelerde kapıların açılması demektir. Başarılı bir eğitim, yalnız meslek ve iş dünyası için ön koşul olmakla kalmaz, geniş anlamda, kişinin toplum etkinlikleri içinde, hangi ölçüde etkin ve katılımcı olabileceğini de ortaya koyar. Bu nedenle göçmen isçi çocuklarının Alman eğitim sistemine uyum sağlamadaki başarı derecesi, onların genelde Alman toplumuna uyum sağlamada ne derece önemli olduğunun da bir göstergedir. Bugün bile kendisini göç alan değil ev sahibi ülke olarak kabul eden Almanya’nın, yabancılar politikasını işgücü temini üzerine kurması bugün gelinen noktanın temelini oluşturuyor. Aslında İsviçreli yazar Max Frisch’in, “işgücü istedik, ama insanlar geldi” tespiti durumu özetliyor. 1961 yılında iş gücü anlaşması ile başlayan bu durum popüler ifade şekliyle ülkedeki misafir işçilerin (Gastarbeiter) sosyolojik ve kültürel yapıları hiç dikkate alınmadığının kanıtı niteliğindedir. Gelinen bu durumu sadece Almanya‘nın dar görüşü ile sınırlamak doğru olmaz. Ne yazık ki Türkiye ‘de bu süreci gözlemleyememiş, iyi değerlendirememiştir. Sonuç olarak, Alman toplumu içinde büyüyen üçüncü ve dördüncü nesil Türkler, kamuoyunun ve yönetiminin desteğinden yoksun, Almanca dil bilgisine hakim olmayan anne ve babaların çocukları olarak eğitim hayatlarında tek başlarına bırakıldılar. Diğer taraftan, Alman basınında göçmenlerle ilgili hep başarısızlık hikayeleri işlendi. Eğitim hayatında beklenen başarıyı yakalayamayan göçmen çocukları ile ilgili pek çok istatistiki araştırma kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunulurken, başarılı göçmen çocuklarla ilgili veriler toplanmadı. Sorunları etnik kökene bağlama gibi büyük yanlışlar yapan siyasiler, bu yanlışların sadece göçmen kökenlilere değil, toplumun tüm dokusuna zarar vereceğini görememişlerdir. Halbuki sorunların temelinde ailelerin sosyoekonomik durumları ve sınıfsal olarak alt katmanlardan gelmeleri çocukların okul başarılarını, ve içinde yaşadığı topluma katılım ve katkılarını doğrudan etkilemektedir. Bu da en basit ifade ile, göçmen çocuklarının, Almanlara göre eğitim alanında dezavantajlı duruma göstermektedir. Halbuki Alman İstatistik kurumunun verilerine göre; a.) Her dört Alman‘ dan birisi göçmen kökenlidir. b.) Çocuklarda ise her üç Almandan birisi göç kökenlidir. Alman Göç Mülteci ve Entegrasyon Bakanı Widman Mauz‘ un Aralık 2019‘ da yaptığı açıklamaya göre: Hauptschule’ lerde a.) Yabancı kökenli öğrenci oranı % 20,80 b.) Alman öğrenci oranı % 6,30 Gymnasium’ da a.) Yabancı kökenli öğrenci oranı % 24,70 b.) Alman öğrenci oranı 49,49 dur.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR

Kendi kültür değerlerinden uzak kalan çocukların kişilik gelişimleri eksik olacak, toplumda içinde de başarısız olacaklardır. Dili besleyen en önemli faktör kültürdür. Bu sebeple evlatlarımızın sadece eğitim sistemi içinde başarılı olması, anadilini iyi kullanması yeterli değildir. Mutlaka ortak ölçeğinde kültür değerlerini bilmesi, öğrenmesi çok önemlidir. Bu vesile ile UNESCO ‘nun 12-27 kaşın 2019 tarihlerinde gerçekleştirdiği 40. Genel Konferansı ‘nda 40 C/15 sayılı belgesi çerçevesinde alınan karara binaen; “Hacı Bektaş Veli’nin Vefatının 750. Yıl Dönümü” Azerbaycan, İran, Kuzey Makedonya ve Romanya’nın desteğiyle 2021 UNESCO Anma ve Kutlama Yılı ‘nı “Yunus Emre’nin Vefatının 700. Yıl Dönümü” Azerbaycan, Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya ve Özbekistan’ın desteğiyle 2021 UNESCO Anma ve Kutlama Yılı ‘nı “Ahi Evran’ın Doğumunun 850. Yıl Dönümü” Kuzey Makedonya ve Romanya’nın desteğiyle İran ve Azerbaycan ile ortak dosya olarak 2021 UNESCO Anma ve Kutlama Yılı ‘nı kutlarız. Türkçe ve Türk derslerine katılımı, Türkçe derslerinin Alman eğitim sistemi içinde yerini almasını, dilin özenle ve düzgün kullanılmasını, Türkçe ‘nin öncelikle Avrupa’da yaşayan yaklaşık beş milyon vatandaşımız tarafından hakkettiği ilgi ve saygıyı görmesini hedeflemekteyiz. Bunun yanında evlatlarımızın yine Alman eğitim sistemi içinde de başarılarını, motivasyonlarını arttıracak, etkinlikler yapmayı önemsiyoruz. Bu basın açıklaması ile başlattığımız “sürdürülebilir etkinlikler“ çerçevesinde ilgi duyan tüm dernekleri beraber çalışma ortamına davet ediyoruz. Yapılan her desteği, verilen her emeği çok önemsiyoruz.