Kilim Gazetesi
HV
21 MAYIS Cumartesi 03:12
Advert

Baklan: Göçmenler Almanya’nın Geleceğinin Garantisi

Türk-Alman İş ve Eğitim Enstitüsü (DTI) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Baklan (SUNTAT), başta Türkiye olmak üzere farklı ülkelerden Almanya’ya gelen göçmenlerin ülkeyi canlı ve renkli hale getirdiğini belirterek, “Birlikte inşa ettiğimiz geleceğimizin garantisidir,” dedi.

Ekonomi
Giriş Tarihi : 09-04-2022 21:57
Baklan: Göçmenler Almanya’nın Geleceğinin Garantisi

Türk-Alman İş ve Eğitim Enstitüsü (DTI) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Baklan (SUNTAT), başta Türkiye olmak üzere farklı ülkelerden Almanya’ya gelen göçmenlerin ülkeyi canlı ve renkli hale getirdiğini belirterek, “Birlikte inşa ettiğimiz geleceğimizin garantisidir,” dedi.

DTI ile Mannheim Şehir Arşivi’nin (MARCHIVUM)’un 6 Nisan Çarşamba günü Friedrich-Walter-Saal’da düzenlenen “(Değeri Bilinmeyen) Değerli Göçmenler – Misafir İşçilik’ten Günümüze” başlıklı sempozyumda kültür ve ekonomi alanlarında uzman konuşmacılar, göçün eğitim alanına ve iş piyasasına etkilerinin yanı sıra siyasi yansımalarını, kültür ve etnik kökenin günümüzdeki değerini tartıştı.

Açılış konuşmasında kişisel göç hikayesine de değinen Baklan, göçün katkılarına vurguda bulunarak “Türkiye’den ve diğer memleketlerden göçmüş insanların, şehrimizi ve Almanya’yı daha çeşitli, renkli ve canlı bir hale getirdiğinden şüphe duyulamaz. Bu değerler, korumamız ve gözetmemiz gereken bir zenginlik ve birlikte inşa ettiğimiz geleceğimizin garantisidir” diye konuştu.

Mannheim 17. Yüzyıldan İtibaren Göç Merkezi

Şehir Arşivi Müdür Yardımcısı Dr. Harald Stockert, tarihi öğelerle zenginleştirdiği sunumunda, diğer çevre şehirlere göre görece genç sayılan Mannheim’ın 17. yüzyılda kuruluşundan bu yana hep bir göç merkezi olduğuna değinerek “Bunu daha o dönem şehir imtiyazlarını konu alan belgelerin dört ayrı dilde yayınlamasından da anlıyoruz” şeklinde konuştu.

Çeşitliliği Göz Ardı Etmek Vahim Sonuçlar Doğurur

Kültürlerarası yetkinlik ve kültürel çeşitlilik konularında uzman Prof. Dr. Bettina Franzke (HSPV NRW) ise konuşmasında “etnik köken ve kültür günümüz toplumu tarafından abartılıyor mu yoksa azımsanıyor mu?” sorusunda yanıt ararken, toplumların etnik kökenini inkâr etmenin insan ihtiyaçlarını inkâr etmekle eş “saçma bir düşünce” olduğunu kaydetti. Franzke, kişilerin etkin kökeni ve kültürünü tanımanın, değer vermenin ve çeşitliliklere karşı farkındalık kazanmanın insanın özgüveni ve çevresine karşı sorumlulukları için önemli olduğunun altını çizerek, “Çeşitliliği göz ardı etmek ve sağcı partilere eleştirel sorular sormaktan vazgeçmek toplum için vahim bir sonuç yaratır. Çeşitliliklere karşı sorumlu bir tutum için öncelikle bu konuda farkındalık kazanmak, kültürün ve etnik kökenin günlük hayattaki etkilerini hissedebilmek gerekir. Örneğin kültürel farklılıkları tespit edebilmek ama olumlu ya da olumsuz diye birbirleriyle yarıştırmamak kültürel yetkinlik için önemli bir yaklaşımdır,” dedi.

Nitelikli Göçmen, Ekonomiye Büyük Katkı Sağlıyor

Meslek araştırmaları ve iş piyasası uzmanı Dr. Michael Stops (IAB) konuşmasında “Göçmenler kendi yetenek ve niteliklerine uygun bir şekilde iş piyasasında yer bulduklarında, sadece kendi kariyerlerine değil aynı zamanda Alman ekonomisinin gelişimine de büyük katkı sağlıyorlar. Bunun için de göçmenlerin iş dünyasında kendilerini gerçekleştirebilmeleri adına hızlı ve geçerli mesleki denklik prosedürleri şart” diyerek mesleki alanda Alman bürokrasinin hafifletilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Türk İşverenler 800 Bin Kişiyi İstihdam Ediyor

Hochscule der Wirtschaft für Management’da Uluslararası İlişkiler alanında ders veren Prof. Dr. Savaş Genç “Göçmenlik ve İktisat Politikaları” konulu konuşmasında “Türkiye kökenli işletmeciler, Almanya’da 800 bin çalışana istihdam sağlıyor. Bu işverenler, yıllık yaklaşık 70 milyar Avroluk ciro ile özellikle orta sınıfın kalkındırılması için büyük bir değer taşıyor” dedi.

Uzun Mesailer Almanca Öğrenime Engel

Uzman sunumlarının ardından katılımcılar da söz alarak göçle ilgili tecrübelerini paylaştılar. Konuklardan biri Almanya’ya göç etmiş “misafir işçilerin” – özellikle birinci neslin – o dönemdeki ağır çalışma koşullarının ve yaşadıkları zorlukların hala yeterince vurgulanmadığına değinerek “Buraya ayak basan ilk nesil entegre olabilmek için ne yeterli destek gördü ne de vardiyalı çalışma saatlerinden dolayı dil öğrenebilmeye zaman ayırabildi. Özellikle kadın işçiler uzun çalışma saatlerinin yanı sıra bir de ev işleriyle ilgilendikleri için Almanca öğrenmede büyük sıkıntı yaşadılar’’ diye konuştu. Etkinliğin sunumunu, Türk-Alman İş ve Eğitim Ensitüsü Proje Koordinatörü Gizem Weber gerçekleştirdi.

 

Türk-Alman İş ve Eğitim Enstitüsü 2012 Yılından beri faaliyette iken Yönetim Bilimleri Yüksekokulu (Hochschule der Wirtschaft für Management – HdWM) bünyesinde 2012 yılında kurulan Türk-Alman İş ve Eğitim Enstitüsü (DTI) Mannheim ve RenNeckar Metropol Bölgesi başta olmak üzere eğitim ve katılım, iletişim ağı, bölgesel araştırma projeleri, göç ve uyum danışmanlığı alanlarında faaliyetler yürütüyor. DTI ise, Baden Württemberg Eyaleti genelinde gençleri gönüllü çalışmaya teşvik etmek ve sosyal yardım kuruluşlarına bağış toplamak amacıyla düzenlenen geleneksel ‘Mitmachen Ehrensache’ (Katılmak Gönül İşi) adlı eylemin Mannheim Temsilciliği’ni yürütüyor.

Kudret AltındağKudret Altındağ

YORUMLAR