Kilim Gazetesi
HV
23 MAYIS Pazartesi 15:09
Advert

Almanya’nın Başbakanı Kimdi?

Görülen köye kılavuz istemez sözünden yola çıkarak, şunu diyebiliriz: Almanya ve Avrupa refah seviyelerin zirvesini gerilerde bırakmak ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Öyle ki Alman aydınları arasında tartışılan konuların ilk sırasında gelmekte.

Diğer Habeler
Giriş Tarihi : 04-05-2022 14:24
Almanya’nın Başbakanı Kimdi?

Kilim Gazetesi yazarlarından Yaşar Mert, “Almanya’nın Başbakanı Kimdi? Olaf Scholz? O da Kim?” başlıklı köşe yazısında Almanya’da güçlü bir irade ortaya konulmadığı takdirde yaşanılan refah döneminin sona erebileceğini ifade eden bir makale yayınladı. Mert’in makalesi şöyle:

Yalnız Almanya için değil tüm dünya için, ancak Almanya ve Avrupa için özellikle belirleyici olacak tarihi bir sürecin şahidi oluyoruz.

Alman ve dünya basınında atılan başlıklara baktığımızda ne demek istediğim aşikâr oluyor: “Almanya, 2021 yılında yaklaşık 1 milyar 510 milyon Euro değerinde silah sattı. Bu silahların yüzde 60‘tan fazlasının NATO ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri dışındaki devletlere satıldığı öğrenildi,” ve “Almanya’da, enerji, telekomünikasyon, posta ve demir yolları gibi ülke için önemli altyapı alanlarında rekabet ve şeffaflık ilkeleri temelinde tedarikten ve piyasaların düzenlenmesinden sorumlu daire Federal Ağ Ajansı, doğalgazda ülkenin karşı karşıya kalabileceği en kötü senaryoya hazırlık için veri toplamaya başladı.” (DW Türkçe servisi)

Yukarıdaki haberlerin alıntılarını bundan birkaç yıl evvel değil okumak hayal bile edemezdiniz ve her ne kadar Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla ilişkili iseler, bunun ötesinde bir gerçek var ki, o da COVID sonrası dünya şekillenirken, Almanya’da bundan nasibini ister istemez alıyor. Bazıları bunu görüyor; örneğin şu haberde belirtildiği gibi: “Almanya’nın yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı var. Almanya’nın ekonomik başarısı büyük ölçüde ucuz enerjiye dayanıyor. Ancak Ukrayna savaşı buna ani bir son verdi. Avrupa’nın en büyük ekonomisi için çözümse, hızla yeni enerji alternatiflerine yönelmesi olabilir.” (DW Türkçe servisi)

Ancak....ve asıl sıkıntıyı şimdi belirtiyorum: tüm bunlar olurken, deyim yerindeyse patron ortada yok. Geçen yıl başbakan seçilen Olaf Scholz, Ukrayna savaşı başladığında son 70 yılın Alman siyasi kabulünü altüst ederek, bir gece yarısı kararıyla savunma bütçesini ikiye katlayarak 100 milyar Euro’ya yükseltti ve Almanya tarihine damgasını vurdu. Eyvallah.

Ancak ondan sonraki hal ve hareketleriyle, başbakan mi yoksa yüksek düzeyde bir memur mu olduğunu herkes şüpheyle sorgular hale geldi. Sayın Scholz hem kendi iktidar ortaklarına hem de Avrupa’ya liderlik yapamıyor; öyle ki Yeşiller partili ekonomi ve dış işleri bakanları Habeck ile Baerbock, kendisinden daha çok öne çıkıyorlar. Bu durum Almanya ve Avrupa için büyük ve trajikomik bir şanssızlık.

Görülen köye kılavuz istemez sözünden yola çıkarak, şunu diyebiliriz: Almanya ve Avrupa refah seviyelerin zirvesini gerilerde bırakmak ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Öyle ki Alman aydınları arasında tartışılan konuların ilk sırasında gelmekte. Şahsen en yüksek refah seviyesinin iki Almanya’nın birleşiminden evvel olduğuna inanıyorum; bunu buraya not edeyim.

Bu çıkmazdan ancak güçlü bir siyasi irade ile çıkabilirler ve bugün itibarıyla bu liderlik ne Almanya’da nede Fransa’da var; İngiltere zaten AB’den ayrılmış durumda. Böyle olmakla beraber, her tünelin sonunda bir ışık vardır. Evet, önümüzdeki aylar ve belki birkaç yıl sıkıntılı günler geçireceğiz; enflasyon giderek artacak, hayat pahalılığı burda da yükselecek, emlak piyasasında ani bir durgunluk olabilir ve bununla beraber ciddi bir ekonomik gerileme ve işsizliğin yükselmesi dahi söz konusu.

Tarihçiler bunları 1920’lerin son yıllarında yaşanan ekonomik buhran döneme benzetiyorlar. Ben o kadar kötümser değilim ancak sancılı geçeği kesin. Toplum ve kişi olarak hazırlıklı olmamız gerekiyor. Kişisel bazda örneğin, gereksiz harcamalar ve borçlanma yapmamak, yatırımlarınızı altın, arazi, hisse ve benzeri gibi kalemlere de yapmak bu hazırlığın bir parçası olabilir. Diğer yandan fırsatların olduğunu da görmeliyiz.

Almanya ve Avrupa’nın kaderi bundan daha evvel hiç olmadığı bir derecede göçmen kökenli insanların beceri ve gücüne bağlı. Bunu sadece inşaat veya sağlık alanları için söylemiyorum; devlet yönetimi ve siyaset alanında da böyle olduğuna inancım tamdır. Eğer bu fırsatı kaçırmasak, bakarsınız günün birinde Almanya’nın başbakanı kimdir sorusuna cevaben “Hasan Öztürk” diye cevap verirler. Eğer Almanya devlet aklını iyi kullanırsa, bu krizden aynı ikinci dünya savaşı sonrası gibi karlı çıkma imkânı var ve bu halde göçmenler bu başarının tam da merkezinde olacak. Bir hayal ve temenni olarak da görebilirsiniz. Ama demedi demeyin.

Kudret AltındağKudret Altındağ

YORUMLAR