Siyaset
Giriş Tarihi : 12-12-2020 12:02   Güncelleme : 12-12-2020 12:08

Almanya pandemide "örnek" konumunu nasıl kaybetti?

Almanya pandemide

Birinci korona dalgasıyla mücadelede etkin önlemler alan ve kısa süre içinde “yeni normale” dönüş yapan ilk ülke olarak tüm dünyanın takdirini kazanan Almanya, ikinci dalgayla birlikte “örnek ülke” konumunu kaybetti.

"Lockdown light” olarak adlandırılan kısmî kapanmanın, Ekim ayında katlanarak artan korona vakalarını tekrar kabul edilebilir bir aralığa çekmek için bir "dalgakıran" işlevi görmesi bekleniyordu. Tiyatrolar, sinemalar, spor salonları, geleneksel Noel panayırları, konserler ve insanların toplu halde bulunduğu daha birçok mekân, işletme ve etkinlik bu amaçla ya kapatıldı ya da yasaklandı. Gastronomi alanında faaliyet gösteren işyerlerine ise sadece "al götür” yöntemiyle satış ve paket servisi izni verildi. Diğer yandan AVM ve süpermarketlerin yanı sıra okul ve kreşler ise büyük ölçüde açık tutuldu.

Kısmî kapanma kapsamındaki bu önlemler, ekonomiyi olabildiğince ayakta tutma ve eğlence odaklı hemen her şeyi yasaklama fikrine dayanıyor: İnsanlar sadece çalışmalı ve geri kalan zamanlarını evlerinde geçirmeli!

Almanya'da vatandaşların pandemiye karşı korunmasında öncelikli sorumluluk, 16 eyalet yönetimine ait. Yani eyalet hükümetleri, neye nerede izin verildiğini ve neyin yasak olduğunu merkezî hükümetten ve birbirlerinden bağımsız olarak belirliyor. Federal hükümetin yetki ve etkisi ise son derece sınırlı.

Alman hükümetinin koronayla ilgili danışmanlık yapan Leopoldina Ulusal Bilim Akademisi, vaka sayılarının artışına dikkat çekerek hükümetten tam kapanma kararı almasını istedi.

Çok daha sıkı önlem ve kısıtlamaların gerekliliğini savunan Başbakan Angela Merkel ile çoğunluğu daha liberal tutumdan yana olan eyalet başbakanları arasında pandemi sürecinin başından beri defalarca yapılan görüşmelerde uzun süren hararetli tartışmalar yaşandı. Lâkin çoğu tartışma, Merkel'in yenilgiyi kabul etmek zorunda kalmasıyla sonuçlandı. Nitekim, önümüzdeki günlerde eyalet başbakanları ile Angela Merkel arasında yeni bir görüşmenin daha yapılması kuvvetle muhtemel.

Bavyera, Baden-Württemberg ve Saksonya eyaletlerinde sokağa çıkma kısıtlaması dahil, son derece geniş kapsamlı korona önlemleri alınırken, Berlin ve Kuzey Ren-Vestfalya'nın başını çektiği kimi eyaletler, şimdilik daha esnek tedbirlerle yetiniyor.

Eyaletler arasındaki farklı uygulamalar ve bazı vatandaşların katı disiplinden taviz vermeleri nedeniyle vaka sayıları hızla artmaya devam ediyor. Hâl böyle olunca, birinci korona dalgasıyla mücadelede etkin önlemler alan ve kısa süre içinde "yeni normale” dönüş yapan ilk ülke olarak tüm dünyanın takdirini kazanan Almanya, ikinci dalgayla birlikte "örnek ülke” konumunu da hızla kaybetti.

Almanya'daki yoğun bakım ünitelerinde halen 4 binin üzerinde Covid hastası tedavi görürken, Alman Yoğun Bakım ve Acil Tıp Derneği (DIVI), entübe durumdaki her iki korona hastasından birinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yoğun bakımlarda hastane başına ortalama üç boş yatak bulunuyor. Vaka sayılarındaki hızlı artış eğilimi durdurulamazsa, kısa süre içinde yoğun bakım ünitelerinde boş yatak kalmayacak gibi görünüyor.

Ölümler artık kanıksanıyor

Bavyera Başbakanı Markus Söder, Kasım ayında yaptığı bir mukayesede, Almanya'da her gün bir uçak kazasındaki kadar insanın korona nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, "Bu kadar çok ölümü kabul edemeyiz," demişti. Oysa şimdiki ölüm vakalarına bakıldığına, bu karşılaştırmanın bile tablonun ciddiyetini anlatmakta artık yetersiz kaldığı görülüyor.

Buna rağmen vatandaşların, ölümleri yavaş yavaş kanıksamaya başladığı izlenimi uyanıyor. Psikologlar, bu tutumu "duruma alışmak” şeklinde açıklıyor: "Bir şeyin sürekli hale gelmesi, bir noktadan sonra alışkanlığa yol açar – bu bir felaket olsa bile! İnsanlar sık ve yoğun şekilde olumsuz bir şeyle karşı karşıya kalırsa, sonunda ona karşı giderek duyarsız hale gelir.”

Öyleyse öngörülebilir bir gelecekte tekrar kısmen normal bir yaşama dönebilmek umuduyla, Almanya'nın yeniden tam bir kapanmaya gitmesi daha iyi olmaz mı? Ne de olsa bu radikal yola başvuran Fransa ve Belçika'da enfeksiyon sayısı önemli ölçüde azaldı. Tam kapanma İsrail'de de işe yaradı. (DW Türkçe)