SON DAKİKA

Cumali Ardin, açlık ve sefilliğin diyarı ÇAD’ı anlattı:

Bu haber 23 September 2017 - 18:48 'de eklendi ve 376 views kez görüntülendi.
cityhotel

Onlara; balık tutmayı öğretmek gerek!

Diyanet’in Kurban Organizasyonu görevlisi olarak her yıl Afrika’nın fakir bir ülkesine giden Cumali Ardin yetkililere seslendi: „Bu sorun her yıl kurban yardımı ile giderilemez. Onlara; balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmek gerek!..“

Cumali Ardin, gönüllü olarak her yıl katıldığı bu organizede bu yıl, Afrika’nın açlık ve yoksulluk ile mücadele eden ülkelerinden biri olan ÇAD’a gitti.

Ertan Pehlivan
HEİLBRONN – Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın ortaklaşa yürüttüğü 2017 yılı vekalet yoluyla kurban kesim organizasyonu’yla yurtdışında 135 ülkede ki, 400 ayrı noktadan birinde görev alan Cumali Ardin, gazetemize yaptığı değerlendirmelerde önemli noktalara değindi.
Neckarsulm Türkspor başkanlığını da yürüten Heilbronnlu işadamlarımızdan makina mühendisi Cumali Ardin, gönüllü olarak katıldığı bu organizede Afrika’nın açlık ve yoksulluk ile mücadele eden ülkelerinden biri olan ÇAD’a gitti.

Peki bu yeterli mi?
Yaşadıklarının bir kısmını gazetemizle paylaşan Ardin, şunları söyledi:
“Öncelikle şunu belirteyim ki; Diyanet vakfı, vekaleten kurban kesim ve organizesi için görev verdiği kişileri çok önemli sınavlardan geçirip, mükemmel bir organize ile kurban kesim işlemini yapıyor. Dini eğitimi tam olan ve macera aramayan kişileri seçtiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Ben ve ekip arkadaşlarım 3 gün boyunca yaklaşık 800 büyük baş kurbanın; sağlığını, boynuzunu ve dişlerini kontrol ederek, vekil veren kişilerin isimlerini okuyarak, kurban ibadetlerini yerine getirdik.

İnsanlar; aç, susuz, elektriksiz, evsiz ilkel bir ortamda hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.

Sömürü düzeni kurulmuş!
Benim değinmek istediğim konu bunların dışında. Gerçekten orada yaşayan insanlar; aç, susuz, elektriksiz, evsiz ilkel bir ortamda hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Her yıl kurban yardımı ile bu sorun giderilmez. Yanlış anlaşılmasın, kurban yardımı tabiki yapacağız. Ama yeraltı zenginliği yüksek olan bu ülke ile Türkiye arasında bir ticaret bağı kurulmalı. Nasıl mı? Şöyle: Şimdi Fransa‘nın yaptığı gibi. Fransa yetenekli gençleri tespit ediyor, ülkeye getirip eğitiyor. Bu gençleri eğitip tekrardan Çad’a geri gönderiyor. Bu eğitimli kişiler dilleri Fransızca olduğundan ve mevki sahibi olduklarından doğal olarak da daha iyi tanıdıkları bir ülke ile ticari ilişkiler kuruyor. Dolayısı ile alış verişlerini Fransa ile yapıyorlar. Neden zengin olamıyorlar mı? Çünkü Fransa gibi ülkeler, aldıkları malın karşılığını değil de, 20 kat daha düşük ödeme yapıyor. Yani kurulan bu sistem ile, bu ülkelerin özkaynaklarını sömürülüyor.

 

 

Yokluğun ülkesinde var olan tek şey ise: „Misafirperverlik“
Türkiye bir an önce, Afrika’da ki müslüman ülkelerle, kurbanda yaptıkları bu güzel organizenin kapsamını daha da genişleterek eğitime taşımalı. İnsanlar, bütün sene sabah akşam aynı şeyi yiyor. Gölge de 50 dereceyi bulan sıcaklıkta bir yaşam. Su yok… 200 metre derinlikte ki kuyulardan su çekmeye çalışıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı su kuyuları da açıyor ama bu kime yetsin. Türkiye‘nin 2 buçuk kat büyüklüğünde bir arazi… Yol yok, elektrik yok. İnsanlar bir solar el fenerine din değiştirme noktasında… 200 yüz aileye bir tuvalet düşüyor. Ama şu var ki, Avrupa‘da bu varlık içinde hiç birimizin yapamadığını onlar yapabiliyor. Bir misafire hürmet edebiliyor ve evlerinde neyi varsa misafire ikram edebiliyorlar. Keşke bu manzarayı herkesin görüp anlayabilme şansı olsaydı…

Löh adı verilen bir tahtayı; hem defter, hem de kitap olarak kullanıyorlar. Yazma aracı ise: Kömür…

Bizden uzak diye görmezden gelemeyiz!
Geri gelince ilk işim bölge işadamlarımızla temasa geçip, gelecek yıl için beşbin adet Türk bayraklı el feneri bölgeye ulaştırmak gibi bir proje başlattım. Çocukların, eğitim görecek defter ve kitapları yok. Löh adı verilen bir tahtayı; hem defter, hem de kitap olarak kullanıyorlar. Yazma aracı ise: Kömür… Yazılanı siliyor ve tekrardan mükemmel bir düzen içinde yazıyorlar. O müslümanlar orada doğdu diye ya da bizlerden uzak diye çektikleri eziyetleri görmezden gelmeyelim.. Şükür kıymet bilelim, insanlığa yardımcı olalım“ dedi.

 

Zor koşullarda eğitim imkanı sağlanmaya çalışılıyor.

 

Yoklukla savaşın yanı sıra eğitim sisteminde de kendilerine göre araç ve gereçler geliştirmişler.

Çok zor şartlarda yaiam mücadelesi veriyorlar.

Cumali Ardin: „Bu müslümanlar orada doğdu diye ya da bizlerden uzak diye çektikleri eziyetleri görmezden gelmeyelim.“

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

facebook
error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen