SON DAKİKA

BEYNİMİZİN ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Bu haber 02 Juni 2017 - 22:10 'de eklendi ve 175 views kez görüntülendi.
cityhotel

Söz veriyorum… Paragrafı uzun tutmayacağım; biraz sabır lütfen.

“Beynin linguistik ve davranışsal faaliyetlerini anlayabilmek için, nesnelerin görsel, tonlamaların işitsel ve duyguların kinestedik ipuçlarını bilmemiz gerekir. Bu kanallarla beyne ulaşan bilgiler filitrelerden geçerek altsistemleri oluştururlar. Daha sonra da bunlar metaprogramlar dediğimiz kalıplara dönüşerek davranışlarımıza yansır….”

Anlayan beri gelsin… Eğer biraz daha uzatsaydım kesin başınız ağrımaya başlayacaktı! Sıfatı “iletşimci” olan kocaman kocaman adamlar çoğunu kendilerinin bile anlamadığı bu minval kavramlarla bizlere “Düzgün iletişim” ve “Beyninimizin Özellikleri” hakkında bilgiler sunmaya kalkarlar.

Hani yaygın hikayedir… Padişahın sarayından bir beyzade Anadolu’ya seyehate çıkar.Vasıta olarak da kendisine bir merkep tahsis edilir. Seyehatin belli bir aşamasında bir ağacın altında istirahat etmek için mola verir. Bu esnada otlaması için de merkebi serbest bırakır. Yolculukta yorgun düşen beyzademiz hesapta olmadığı halde uykuya dalıverir…Ve uyandığında merkep yerinde yoktur… Sağa sola koştururken bir köylüye rastlar. Durumu sorma cihetinde köylüye der ki; “Ben ağacın altında gafleti gamda iken, bizim düldül efendi terki firar eylmiş; acaba zatı alileriniz müşahade etmiş olabilirler mi?” Bu sözlerden hiç birşey anlamayan köylü, üstelik, kendisine hakaret edldiğini sanarak “ ne diyon lan sen!” diye beyzadenin üstüne yürümüş… “Dur! Dur!” diye bağıran beyzade “Eşşeğimi kaybettim…” deyince “Hah be!” demiş köylü; “öyle desene!..”

Sadete gelelim… Beynimizin en önemli özelliklerinden birisi “Bağlantı Kurma Yöntemi” dir. Kullandığımız her kelime kendisiyle bir çeşit ilişkide olan daha önce yaşanmış söz, durum ve olayları harekete geçirir. Günlük hayatımızda bu durumla çok karşılaşırız ama, üzerinde durmadığımız için, duygu ve davranışlarımızı olumlu yönde dönüştürmeye yarayacak bu yöntemi kullanamayız. Sadece bu da değil, hızlı ve kalıcı öğrenmenin de en etkili yoludur bu aynı zamanda!

Malatya… deyipte kaysıyı hatılamayan var mı? Eee daha başka? İsmet İnönü, Turgut Özal… Daha başka? Malatya ile igili bilinçaltındaki tüm rafine olmuş bigiler bir kaç dakika sonra su yüzüne çıkacaktır! Bu örnekten giderek başka bir kelime seçelim: Sivrisinek… Bilinçsiz halimizde bu kelime bizi nerelere ulaştırır kısaca bakalım: Bataklık… Hastalık… Ölüm… Üzüntü… Ve yüzlerce bunların yan bağlantıları, olumsuz durumlar ve duygular!.. Peki, bilinçli olarak “sivrisinek” sözcüğünü olumluya dönüştürebilir miyiz? Tabii ki, bu da mümkün. Ancak ben yazıyı uzatmamak için başka bir kelime üzerinden gideceğim. Arı… Size neyi hatırlattı? Bal… Bal neyi hatılattı? Lezzet, tat, şifa… Biraz daha gayret! Huzur iyilik, sekine… Biraz daha gayret! Bir hocadan Kur’an’da bal arısı (Nahl) isimli bir süre olduğunu duymuştum… Hadi, Kur’an’a bakalım… Evet, 16. Süreymiş…
Ve okumaya başlarsınız… Öyle bir yere gelirsiniz ki, donar kalırsınız; çünkü surenin 68. ayetinde Allah şöyle buyuruyor: “Rabbin bal arısına şöyle bildirdi: Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları çardaklarda kendine evler edin.”

Allah Allah… Demek kainatta her canlının görevi fıtratına kodlanmış… Sadece insana irade ve seçme hakkı verilmiş, dileyen sinek, der; dileyen Arı…

Ne diyor N. Fazıl: “Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”

Hidayet Kayaalp

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

facebook
error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen