SON DAKİKA

Almanya’yı seviyorum

Bu haber 13 März 2019 - 20:19 'de eklendi ve 127 views kez görüntülendi.
cityhotel

Yaşadığınız ülkeyi sevseniz ne olur, sevmeseniz ne olur? Fark eder mi? Bunu hiç düşündünüz mü? Elbette aklınızdan geçmiştir. Ama sonuç nedir? Bizler – Almanyalı Türkler olarak – yaşadığımız bu memleketi seviyor muyuz? Sevebilir miyiz? Sevmeliyiz mi? Son zamanlarda bu soruları kendi kendime daha çok sorar oldum; kendi kendime demek belki yanlış olur, konuştuğum ve irtibatta bulunduğum insanlardan aldığım intiba beni bu soruları sormaya yöneltti desem daha doğru olur.

Yukarıdaki soruların tümüne cevap vermek durumunda değilim, yalnız son olarak söyleyeceğimi, şimdiden yazayım: Evet, ben bu ülkeyi seviyorum. Doğruları ve yanlışları ile, güzellikleri ve çirkinlikleri ile seviyorum. O halde Almanya’ın neyini seviyorum diye merak ediyor musunuz?
Güzel ve değişik kökenli insanlar ile tanış ve arkadaş olma imkanınız var. Bu zenginliğin değerini bilmek ve iyi değerlendirmek lazım. Her yönüyle oturmuş bir devlet düzeni olan bir sistemde yaşamak güzel ve belki de rahat verici bir durum. Bu tespit için adalet kurumu, altyapı, maliye kurumunu, temsili demokrasi gibi alanları örnek verebiliriz. Gerçi bu alanların bazen çok yavaş işlediğine şahit olsak da ve bazen insanı çileden çıkarsa bile. Bir konuda beceri ve ilgin varsa, devletin nerdeyse sonsuz imkanlar sunmasını seviyorum; örneğin, okumak isteyen bir genç, okuldan üniversiteye her türlü imkandan faydalanabilir; yeterki istesin! Aynı şekilde meslek edinme konusunda, Almanya’nın fırsatlar ülkesi olduğunu söylemem yanlış olmaz! Bir başka güzellik ise, Almanya’daki çevre bilincinin, dünyadaki ülkeler arasında ilk onda olması. Çevreyi kirletmeme gayreti takdire şayandır ve bir erdemdir – bu hem kurumsal hem de kişisel bazda böyledir. Bununla beraber ve belki bunun bir sonucu olarak, çok güzel bir doğası var bu memleketin. Güneydeki dağ ve ormanlardan tutun, kuzeydeki düz ova ve bozkırlara ve birçok yerde bulunun irili ufaklı göllerden, nehirlerden kuzeydeki denizlere kadar. Teneffüs ettiğimiz havanın genel itibari ile ve bilhassa başka ülkeler ile kıyaslandığında çok temiz olduğunu seviyorum ve sıralamama dahil etmeden edemiyorum. Son örnek ise, genel itibari ile fikir ayrılıklarının ve tartışmaların şiddete başvurulmaksızın gayet medeni bir şekilde çözülebilindiği için (not: zaman zaman bizlere basın yoluyla saldıranları bunun dışında tutarım).

Ancak sevdiğim için, gerektiğinde acımasızca tenkit de ediyorum. Dolayısıyla sevmediğim ve tenkit ettiğim yönleri nedir? Irkçılık denen hastalığın var olması ve giderek güçlenmesi, beni tiksindiriyor ve gelecek açısından endişelendiriyor. Bizi biz olarak kabul etmemeleri, hatta tam tersine özellikle basın yoluyla onlar gibi olmamızı dayatmaları. Bunu dilde ve dinde açık bir şekilde görüyoruz; öyleki Türkçe konuşulmasına müsamaha gösterilmiyor ve dinimiz Almanlaştırılmak isteniyor. Bu bağlamda kültürümüze gösterilen saygı ve sevginin çok düşük olması, Almanya’yı sevmemi zorlaştırıyor. Aile kurumunun giderek yok olmasını çok olumsuz bir gelişme olarak görüyorum. Kapitalist bir sistemde insanlar zaten yalnızlaşmaya mahkum ve aile dost akraba yerine kişisel çıkar ve amaçların öne çıkması toplumu insansızlaştırıyor. Keşke bizler bu konuda Alman toplumunun geneline benzemek yerine, kendi aile yapımızı ve toplumsal dayanışmamızı koruyabilsek ve toplumun tümüne örnek olabilsek. Türkçede olan bazı zenginliklerin, Almancada olmamasını sevmiyorum, örneğin “eline sağlık”, “gözlerinden öperim” veya “kurbanın olayım” gibi.

Birçok okuyucuma bulunduğumuz ortam ve şartlarda Almanya’yı sevmem belki ters gelecektir – çünkü bu intibayı insanlarımız ile irtibatta olduğunuzda ediniyorsunuz. Başta saydığım sorulara, herkesin kendine özgü bir cevabı olabilir, ama cevabı hakkaniyeti koruyarak ve adil bir şekilde vermemiz gerek. Bu sürecin sonunda benim için sevilecek yönleri daha ağır basıyor – en azından şimdilik. Hatta insanlar arası ilişkilerimizde buna benzer değil mi? Bir insanı sevmeniz, onun ile her konuda hemfikir olduğunuz anlamına gelmez. Benim Almanya sevgim, belki böyle bir sevgi. Ancak, ya sevmeseydim ne olurdu? En önemlisi, mutsuz olurdum. Her günüm, her saatım, her dakikam, hatta her saniyem, istemediğim ve sevmediğim bir ülkede yaşamak zulüm olurdu.
Sizin Almanya ile olan ilişkiniz nasıl? Bir düşünün. Hoşçakalın.

Yaşar Mert

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

facebook
error: Content is protected !!
Kilim Gazetesi

Kostenfrei
Ansehen