Yerinde Söylenmesi Gerekenler

Yerinde Söylenmesi Gerekenler

Değerli okurlarım, bazen söylenmesi gerekenleri ve söylenmemesi gerekenleri düşünmeyi seviyorum. Bir görüşmenin ardından, tüh keşke o an aklıma gelseydi de bunu bunu söyleseydim düşüncesi beni şahsen çok rahatsız ediyor. Her alanda olduğu gibi bu alanda da tecrübe edinmenin yolu çalışmaktan geçiyor.
Önce şu kaidelerden şaşmamayı alışkanlık edinmeliyiz: Günlük hayatımızda karşılaştığımız ve görüştüğümüz insanlar bizi anlamayabilir, bilmeyebilir, anlamak istemeyebilir, öğrenmek istemeyebilir. Bunu normal karşılamalıyız. Anlamayana aptal, bilmeyene de cahil yaftası yapıştırmamalıyız. Konuştuklarımız ikna etmek için, fikirlerimizi kabul ettirmek için değil, bağırıp çağırıp zayıfı susturmak için hiç değildir. Gerçek hüner, ortak noktalarda buluşamadan da anlaşabilmektir. Medeni tavır, en zıt fikirleri veriler eşliğinde, ama söz kesmeden, sabırla anlatıp, aynı sabırla ve daha bir dikkatle dinleyebilmektedir. Hepimiz insanız, kimse kimseye üstün değildir. Farklı olmak güzeldir, farklılıkları kaldırmak imkansızdır. Konuşurken hep, hiç, asla, tümü, hiçbiri gibi ifadeler kullanmamalıyız. Hem ispatı zordur hem de yanıldığımızda uzlaşmak istediğimiz kişinin güvenini yitiririz. Benim bildiğim kadarıyla, okuduğum bir yazıda, hafızam beni yanıltmıyorsa, gibi deyimler kullanmamız daha güvenli olur. Sabit fikirli kişilerin üzerine gitmek, ikna etmeye çalışmak yorucu olur. Biz farklı düşüncemizi kibarca ifade edelim; sonra da o konuyu kapatıp başka konulara geçelim. Bir konuya takılıp kalmadan insan kazanmaya, gönül almaya bakalım. Sonuçta kavga ve kırgınlık çare değildir.
Peki, söz konusu yeteneğimizi nasıl geliştireceğiz? Örneğin şu avukat fıkrası üzerinde çalışarak:
Adam iki kişiyi öldürmüş. Polis yakalamış, hemen ifadesini almışlar. Adam ifadesinde suçunu itiraf etmiş. Polis, görgü tanığı ifadeleri, parmak izi gibi delillerle birlikte sanığı savcılığa sevk etmiş. Adam orada da aynı ifadeyi vermiş. Hâkim huzuruna çıkarıldığında ise “avukat istiyorum” demiş.
Hâkim, “Suçunu itiraf etmişsin, görgü tanıkları var, cinayet silahı üzerinde parmak izlerin var. Silahın sana ait olduğu da tespit edildi. Avukat gelse ne diyecek?” diye sormuş. Sanık boynunu bükmüş: ‐Hâkim bey, ben de avukatın gelip burada ne söyleyeceğini merak ediyorum…
Avukat siz olsanız, ne söylerdiniz?
Sevgiler ve Selamlar
Nejdet Niflioğlu