Taraf olmak

Taraf olmak

Geçen ayki yazımı futbol takımı taraftarlığı üzerine yazmıştım. Biraz latife biraz ciddi olarak ele aldığım yazıdan sonra bu ay tekrar taraftarlık konusunu köşeme taşıyorum. Ancak bu seferki yazım futbol takımı değil, bu sefer hakkın, hakkaniyetin ve adaletin tarafı olmak üzere yazımı ele alıyorum.
Aslında hepimiz tarafız ve taraftarız. Bu tespit bilhassa kendini tarafsız ilan edenler için geçerlidir. Çünkü taraf olmamak elde değil. Ettiğimiz her söz, attığımız her adım, yediğimiz yemekler, tercih ettiğimiz diziler, inandığımız kutsallar, okuduğumuz kitaplar, cep telefonunda takip ettiğimiz kişiler, kendimizden çok sevdiğimiz çocuklarımız, kısacası herşeyimiz bizim hangi ve ne tarafta olduğumuzun kanıtıdır. Böyle olması da güzel ve iyidir. Lakin önemli olan taraf olmak değil, asıl önemli olan doğru tarafta ve hakka taraf olmaktır. Hem de kayıtsız ve şartsız bir şekilde.
Ne demek istediğimi örnekler ile somutlaştırmak istiyorum. Bir defa bildiğiniz doğrunun tarafında olacaksınız hem de hiç çekinmeden ve eğrilmeden. Eğer Almanya`da biz Türklere karşı bir haksızlık işleniyorsa bunun karşısında olacağız; ancak aynı zamanda bu haksızlık bir Almana, bir Araba, bir Afrikalıya yapılıyorsa, işte o zaman da bunun karşısında olacağız. Haksızlığa karşı olmanın ilk adımı vicdanen karşı olmanız, ancak bu yeterli değil. Hak için adalet için icraat gerekli – madden ve(ya) manen. Bu da okulda, iş hayatında, siyasette, kurumlarda, yani hayatın her alanında var olduğunuzu göstererek olur. Facebook’ta yorum yazarak veya gönderi beğenmekle olmaz.
Aynı şekilde doğruların ve iyiliğin yanında olmalıyız. Eğer Almanya`da insanlara iyilik işleniyorsa, insanların iyiliği ve menfaatleri için icraatlar yapılıyorsa, yani güzel şeyler oluyorsa, bunun yanında olacağız. Ve bunu dillendirmekten çekinmeyeceğiz utanmayacağız. Bazen taraf olmak hiç de öyle kolay olmayabilir. Bazen de çoğunluğun taraftarlığı ile kendi seçtiğiniz tarafın farklı olduğunu görebilirsiniz. Ancak bu sizi yıldırmamalı.
Nasıl ki Israil’in Filistin’deki zulmünü kınıyorsak, Çin’in Doğu Türkistan’daki zulmünü veya Rusya’nın Kafkasya’daki zulmünü kınamalıyız. Bununla beraber Slovakya, Macaristan ve Romanya’da Roman halkına yapılan insanlık dışı muameleri dile getireceğiz. Aynı zamanda Türkiye`de haksızlık yapılırsa onun da karşısında olmamız gerekecek çünkü biz kişi veya kurumların rizası için değil, hakkın rızası için böyle olmalıyız.
Yazımı ele aldığımda Türkiye Suriye’nin kuzeyinde teröristlere karşı bir hareket halinde idi. Her ne kadar savaş istemesek de ve savaşın en son çare olması gerektiğini vurgulasak da, bu durumda da taraftarız tabiiki. Allah milletimizin yar ve yardımcısı olsun. Yine de isterdik ki bu duruma hiç gelinmesin ve belki en önemlisi geçmişteki hataların tekrarı yapılmasın. Sonuçta o bölgeye dışarıdan gelen güçler kendi insanını ölüme göndermeksizin, yerli halkları birbirine karşı kışkırtıp silahlandırarak çatıştırıyor. Kendileri ise sıcak evlerinde keyf yapıyorlar. Bu konuda da tarafım ve taraf olmamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Yani taraf olmak demek akıllı olmak demektir. Taraf olmak için aklını kullanmak gerekir. Ancak öyle olunca nihayetinde hak ve hakkaniyet için taraf olabiliriz. Aksi takdirde ise bizi bir yere taraf(tar) yapanlar, maçı yönetirler ve bizler ancak ve ancak yedek oyuncu oluruz. Bu böyle olmamalı.

Yaşar Mert