TAKINTILAR DÜŞÜNCE MİDİR?

TAKINTILAR DÜŞÜNCE MİDİR?

Düşünmek…
Düşünmek aslı itibariyle “soylu” bir kavram olmasına rağmen biz çoğu kez ondan muzdarip olarak yaşarız.
Peki, niye öyle olur?
Basitçe anlatmak gerekirse; elmayla armutu birbirine katıştırırız da ondan!.. İster Rahmani olsun, isterse şeytani – Düşünmek; bilinmeyen yeni şeyleri keşfetme veya onlara kapı aralama çabasının zihinsel fonksiyonudur. Halbu ki biz çoğu kez bilinen şeyleri hatrlamayı düşünceyle karıştırarak kullandığımızdan “soylu” dediğimiz bu kavaramı da lekelemiş oluruz.
Peki, “düşünmek yeni şeyler keşfetme” çabasıysa biz düşünerek “kötü şeyler” de elde edemez miyiz? Tabi ki öyle!.. Kötülükte zirve yapanlar da ” düşünen insanlardır!”
Peki, “o zaman düşünce soylu bir kavramdır” iddiası askıda kalmış olmaz mı?
Hayır, olmaz!.. Biz Türkler, ata da “soylu hayvan deriz… Sahibinin onu yanlış yere sürmesi onun değerini azaltmaz!.. Aygaz tüpünü keşfeden kişi de, aygaz tüpünü bomba yapımında kullanan kişi de, “düşünce”yi kullanarak sonuca ulaşmıştır. Halbu ki birisi insanlığa hizmeti amaçlarken diğeri ise insanları öldürmeyi amaçlamaktadır. O zaman ortaya çıkan hakikat şudur: “işin sonucunu düşünce veya eylem değil, niyetimiz belirler!
Yanlışımız, önceden olup bitmiş şeyleri, daha çok olumsuz hatıraları kafamzıda döndürüp durmayı “düşünce” diye adlandırmamızdır.
” Mahallemdeki mülteci çocukların sorunlarını nasıl çözerim?” diye düşünen birisiyle, 20 yıl önce söylenmiş kaynanasının bir sözünü hatırlamadan bir gününü bile geçiremeyenler de kuşkusuz süreçte zihinlerini kullanıyorlar… Ancak bunların ikisini de “Düşünce” diye adlandırmanın pek de şık düşmediğini söylemeye çalışıyorum. Hep aynı sesi çıkaran, iğnesi takılmış bir plağa eskiden bozuk plak derlerdi. 20 yıldır her gece aynı olumsuz hatıraları “düşünmeden(!) uykuya dalamayanlar, bırakalım insanlığa kendilerine bile hiç bir fayda sağlayamazlar! Peki bu yapılana düşünce demiyelim de ne diyeli o zaman?
Evet… Buna da bi şey demek lazım, doğrusu… Ben Türk Dil Kurumu menensubu olsaydım bu tür zihinsel faaliyetlere “müşünce” olsun derdim ama öyle bir yetkim yok.
Unutmayalım! Bizler bulunduğumuz her halde dua halindeyiz… Halimizin duygusal diliyle Allah’ın evren tarlasına tohumlar saçarız. Kuantum fiziği bu konuyu, “teklif dalgaları” diye adlandırır, yani biz her halimizle istekte bulunuruz… Yine Kuantum fiziği bir de gelecekten geçmişe geri dönen “eko dalgaları”ndan bahseder. Bu ikili, yani istek ve eko dalgalarrının buluşup modüllenmesiyle istekler nesnel dünyaya taşınır. Ünlü düşünür Einstein bu konuyu şöyle formüle eder: “Gelecek geçmişle aynı anda mevcuttur.” (1)
Dünyada en çok basılan… En çok satılan-Ama en az okunup anlaşılan Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle buyurur: “Biz, sizin kaderlerinizi boynunuza astık.”

Hidayet Kayaalp

(1)Rezonans Kanunu/ Pierre Franckh