Katar İzlenimleri

Katar İzlenimleri

Stuttgart Başkonsolosluğu eski Din Hizmetleri Ataşesi, İzmir-Bayraklı İlçe Müftüsü Dr. Bilal Doğan, gerçekleştimiş olduğu KATAR gezisiyle alakalı izlenimlerini siz değerli okuyucularımız için kaleme aldı.

Dr. Bilâl Doğan

DOHA – Nisan ayının 2. Haftasında Uluslararası ilişkilerde Körfez’i inceleyen bir doktora çalışması yapan kızımı ziyaret etmek maksadıyla 10 günlüğüne Katar’a gittim. Yıllardır belki de 17-18 defa Arabistan’a gittim ve birçok ülke gezdim ancak ilk defa ülkesinin imkânlarını topyekûn kalkınmaya ve ilme harcayan, İslam ile çağdaş yaşamı bu denli iyi kullanan en önemlisi de ilk defa Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerinden farklı olarak gelirini halkı ile paylaşan bir ülke ile karşılaştım. Katar 1913 yılına kadar Basra Vilayetinin Lahsa Sancağına bağlı şimdiki Emir’in büyük dedeleri tarafından yönetilen bir Osmanlı kazasıydı. Yani bugün Katar’ı yöneten Sani ailesi o zamanda Osmanlının kaymakamıydı.

Katar, 1. Dünya Savaşıyla birlikte İngilizler tarafından işgal edildi ve 1971 yılına kadar İngiliz yönetimi altında kaldı. 1971 yılında ise bağımsızlığını ilan etti. Katar, özellikle 1990’ların ortasından itibaren büyük bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. 1996’da kurulan Al Jazeera kanalı, Katar’ın bölgedeki ve dünyadaki etkisini artırmıştır. Günümüzde kişi başı milli gelire göre Katar dünyanın en zengin ülkesidir. Tek sınır komşusu Suudi Arabistan olup diğer tarafları ise Basra Körfezi denizi ile çevrili. Bu nedenle petrol ve doğalgaz rezervleri keşfedilmeden önce balıkçılık ve inci avcılığı en önemli geçim kaynağıymış.

İnci Avcılarının Memleketi olan Katar’ın nüfusu 2,5 milyon olup bu nüfusun sadece 310 bini Katarlılardan oluşmaktadır. Nüfusun geri kalan kısmı ekmeğini kazanmaya gelen yabancı çalışanlardır. Katarlı nüfusunun iki katından fazla yani 650 bin civarı Hindistanlı yaşamaktadır. Asya ülkeleri Nepal, Bangladeş, Filipinler, Sri Lanka ve Afrika’dan da insanlar mevcuttur. Avrupa’dan gelenler genellikle yönetici ya da iş ortağı olduğu için durumları iyidir ancak yukarıda bahsedilen ülke insanları çok düşük ücretlere çalışıyor.

Orta seviyede 60 m2 küçük bir Ev’in kirasının yaklaşık 5-6 bin Katar riyalinden başladığı Doha’da uzaklardan çalışmak için gelen bu işçiler oldukça zor şartlar altında ve kıt imkânlarda 1,500-2000 riyale çalışmaktadır. Bu arada 1 Katar riyali 1 Türk lirasına eşittir. Bu nedenle alt seviyedeki işçi sınıfı, ya işçi kamplarında kalmakta ya da bir evde kalabalık olarak kalmaktadırlar.

Ekonomi, çok iyi durumda ve kişi baş yıllık milli geliri 120 bin dolardır. Şayet 310 bin arasına giren bir Katarlı iseniz hayat size güzel! Zira işsiz iseniz yüksek işsizlik maaşları, çalışan iseniz 20-25 bin civarı ya da işe ve makama göre daha da artan maaşlar söz konusudur. Bir Katarlı için maaşta alt sınır mevcut iken bir üst sınır bulunmamaktadır. Katarlılar genellikle üst düzey yönetici, bürokrat ya da bir şirket ve mal sahibidir. Bu nedenle her evin önünde en az 2-3 araba görmeniz mümkündür. Dünyanın en lüks motor gücü yüksek araçları Doha Cadde ve sokaklarında dolaşıyor. Zira benzin sudan ucuz… Özellikle 4×4 cip tarzı araçlar çok yaygın ve bu araçlarla çöl safarisi de yapmaktadırlar. Tekerlerin havasını indirerek bazı yerlerde 70 dereceyi bulan kum tepelerini inip çıkıyorlar.

Coğrafya, Katar’ın büyük bir kısmı çöl diyebiliriz. Doha’ya 80 km mesafedeki Sealine hem plajı hem de biraz içeri kısmındaki kum tepeleri ile meşhur. Biz de ATV’ler ile çölün ve kum safarisinin keyfini çıkardık. Çölün keyfi olur mu demeyin. Değişik bir dinginliği ve keyfi var. Çölden dönüşte ise deveye binme imkânı var. Bu işin ticaretini yapan Sudanlılar bizi görür görmez “Türkler hoş geldiniz” diyerek karşılıyor. Eğer Türk iseniz katarda da birçok Arap ve Afrika ülkesinde olduğu gibi büyük bir saygı görüyorsunuz. Hatta birçok yerde, binada ve arabalarda Türk bayrağı ile Katar bayrağı, Emir Tamim ile Tayyip Bey’in resmi yan yanadır.

Günlük hayat şu şekildedir: Katar’da haftalık resmî tatil Cuma ve cumartesi günleri olup pazar günü ilk iş günüdür. Cuma gününe ve namazına çok önem veriyorlar. Cuma namazı saatinde camiler dolup taşıyor. Bizde olduğu gibi sünnet olan namazları pek kılmadıkları için ezan okunduktan 15 dakika falan sonra imam hutbeye çıkıyor ve uzun bir hutbe veriyor. Daha sonra ise 2 rekât cuma namazı kılındıktan sonra o büyük kalabalık dağılıyor. Katar güvenlik açısından dünyanın en güvenli ülkelerinden birisi. Bunun nedeni kuralların çok sıkı olmasıdır. Yabancı çalışanların böylesine çok olduğu bir ülkede en ufak sorun çıkartan hemen sınır dışı edilmektedir. Bu nedenle kendinizi çok güvende ve evinizde gibi hissediyorsunuz. Hırsızlık gibi olaylar zaten görülmeyen şeyler. Katarda bulunduğum sürece sadece birkaç kez polis arabası gördüm.

Toplu taşıma neredeyse hiç yok ama metro inşaatı hızla devam ediyor. O da yerin altı taş olduğu için yüzeyden yapılıyor. Bu yüzden de olsa gerek araç sayısının ortalamanın çok üzerinde olduğu bir şehir olan Doha’da trafik kuralları çok sıkı. Her kavşakta bulunan kameralar trafiği denetliyor. Bizde olduğu gibi kurallar esnetilmiyor. Düzen ancak kurallara sıkı bir şekilde riayetle sağlanıyor.
Cuma namazını ne tesadüftür ki, Filistin liderlerinden Halid Meşal ile yan yana kıldık ve namaz sonrası Cami imamı, Halid Meşal ve ben tatlı bir sohbet ettik. Çok mütevazi bir insandı. Katar batı dünyası, İsrail ve Amerika’nın terörist dediği dini cemaatlere ve liderlerine terörist demiyor.

Bu noktada bilhassa Filistinin kurtuluşu için çalışan Hamas’ı ve Mısırda demokrasi adına mücadele verem İslami kardeşler örgütü hakkındaki tutumu da böyle. Türkiye de aynı düşündüğü için ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve bazı Batı ülkeleri bu iki ülkeye ters bakmaktadır. Türkiye ve katarın Arabistan ve körfez ülkeleri ile ilişkilerinin bozulması da bu yüzden. Körfez Amerika bun ülkeleri yanlış yönlendirmektedir. Aslında Katar hariç körfez ülkeleri ve Arabistan çok acıklı bir durumdadırlar.

Bu şu demek o kadar eminim yakından biliyorum ki, onların aile yönetimi ve zenginliğinin devamı için her yol meşru. Yani din, iman, ahlak ve insanlık hiç önemli değil yeterki onlar varlığını ve yönetimlerini devam ettirsinler. Ne gariptir ki, Amerika ve yandaşları buralardan cukkasını aldıkları için buralarda halkın çektiği zulme sessiz kalıyorlar ve buralar için hiç demokrasiden de bahsetmiyorlar. Arabistanlı bir mühendis dostum şu bilgileri vermişti;

Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri Amerika’nın dediğinin dışına çıkamazlar. Güvenlikleri, paraları ve her şeyleri buna bağlı. Bu yüzden Amerika para için onları kendi halkından bile koruyor. Katar ve Türkiye bu oyuna gelmediği ve Amerika’nın tam bir uydusu olmadıkları için Amerika bu iki ülkeyi onlara düşman göstermektedir. İşte Katarda olduğum süre içerisinde bunun çok doğru olduğunu gördüm. Katarın kadınlara bakışı, eğitim sistemi, kendi parasına hükmedişi ve bütün dünya ile iyi ilişki içerisinde olması sülale yönetimli Arap ülkelerinde bir ayrıcalıktır. Doğrusu da budur.

Doha: Katar’ın başkenti ve en büyük kentidir. Şehrin ismi yerel dilde “büyük ağaç” anlamına gelmektedir. Katar, sanki Doha’dan ibarettir. Zira ekonomik ve idari merkez olmanın yanında 2,5 milyonluk Katar nüfusunun yarıdan fazlası Doha’da yaşamaktadır. İklimi, genelde sıcaktır. Doha’da yaşamış bir inşaat mühendisi şu ifadeyi kullanmış; “Doha’da üç mevsim yaşanır. İlkbahar, yaz ve cehennem!” Biz Nisan da oradaydık. O da mühendisin tarifine göre buranın yazına denk geliyor.

Doha’nın şehir merkezi farklı mahalle ve yapılanma çeşitliliğine sahip. West Bay bölgesi Amerika ve Avrupa’daki bazı gökdelenlerin benzerlerine toplandığı bir yer. Bu bölge Doha’nın ekonomik olarak gelişmişliğinin göstergelerinden de biri. Ama gökdelenlerin bir kısmının boş olduğunu duydum. Bu durum ise bana göre çok normal. Çünkü gökdelen sayısına göre trafik o bölgede rahattı.

Corniche, West Bay bölgesinde bulunan güzel bir gezinti yeri ve aynı zamanda bir prestij caddesi. Eski Doha ile yeni Doha’yı birbirine bağlayan cadde de denilebilir. Yaklaşık 6-7kilometre uzunluğunda olan bu caddenin bir ucunda meşhur İslam Eserleri Müzesi diğer ucunda ise bu bölgenin ilk binalarından olan Sheraton Otel var. Burası Doha’nın en yeşil ve mesire bölgesi. Cadde boyunca Hurma ağaçları ve Palmiyelerin yanı sıra sıcak iklime uygun ağaçlar var. Kısacası burası Doha’nın nefes aldığı bir yer. Özellikle akşamüzeri piknik yapmaya gelenler ya da yürüyüşe gelenler dolduruyor bu hattı. Eğer AVM gezmek size göre değilse yapılabilecek en güzel aktivite Corniche’de gezmek olacaktır. En büyük camii Muhammed B. Abdullvahhab Camiidir.

Katarı anlatmaya devam ediyoruz ancak sonunda önemli ama acı konulara da parmak basmak zorundayız. Corniche’in diğer ucunda ise “vakıf çarşısı” anlamına gelen Souq Waqif yer alıyor. Burası Doha şehrinin kurulduğu ilk bölge ve şehrin tam ortasında bulunuyor. Bu çarşı yakın zamanda yenilenmiş olmasına rağmen 250 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hissedebiliyorsunuz. Zira bizim Kapalı Çarşı gibi buram buram tarih kokuyor.

Labirenti andıran dar yolları ile hediyelik eşya, el işçiliği ürünleri, baharatlar, renkli kumaşlar satın alabileceğiniz ve nargile tüttürebileceğiniz otantik bir yer. Ayrıca bu bölgede Türk, İtalyan, Yemen, İran, Suriye gibi farklı ülke mutfaklarına ait restoranlar bulunmaktadır. Ama genellikle Doha’da her şey gibi yeme içmede pahalı. Burada en dikkatimizi çeken husus Katar kültüründe önemli bir yere sahip olan şahin satan dükkânlardı. Buradaki bir bölgede satılık olan envai renkte kuş çeşidi harika.

Souq Waqif bölgesinin tam karşısında bulunan İslam Eserleri Müzesi (MIA) Doha’nın önemli müzelerinden ve sembol binalarından biri. Louvre Müzesindeki piramidi tasarlayan Çin asıllı Amerikalı mimar tarafından tasarlanmış. Uzaktan bakılınca burka giymiş kadını andıran müze binası yapay bir ada üzerine inşa edilmiş. Katar’ın çok eski bir tarihi olmadığı için Katar Emirinin ailesinin Türkiye, Mısır, İran, Irak, Hindistan ve Orta Asya’dan topladığı el yazmaları, dokumalar, mücevherata dair eserler burada sergilenmektedir. Fatih Sultan Mehmet’e ait portreye, Kanuniye ait bir fermana çok eski Kütahya seramiklerine, zırh giymiş bir Osmanlı subayına ya da eşi bulunmayan bir Türk halısına burada rastlayabilirsiniz. Müzeye ait çok güzel bir de kütüphane var. Ayrıca müze ücretsiz ve çok güzel bir manzaraya sahip seyir terası var.

The Pearl, Doha körfezinin üçüncü bölgesidir. Adından anlaşılacağı gibi burası Körfezin incisi olarak anılıyor. Daha önce söylediğim gibi inci Katar için petrol kadar önemli. Bu nedenle gayrimenkul projelerinin birbiriyle yarıştığı bölgeye ilham kaynağı olmuş. Yat marinaları, rezidans kuleler, lüks villalar, tatil köyleri, lüks mağazalar ve lüks mekanlara ev sahipliği yapan yapay bir ada burası. Lüks ve şatafatı iliklerinize kadar hissediyorsunuz burada. Dünyanın en önde gelen markaların butikleri ve Show roomlarını burada bulabilirsiniz. Burayı ilginç kılan bir diğer özelliği ise yapay bir ada olduğu için Katar vatandaşı olmayanlar buradan mülk edinebiliyor. Bu bölge dışında Katarlı olmayanların mülk edinmesi yasak bulunmaktadır.

Doha şehir merkezinin yaklaşık 20 kilometre dışında bulunan Şeyh Faysal bin Kasım Al Sani Müzesi de önemli. Dünyanın en önemli iş adamlarından olan Şeyh Faysal tarafından kurulan müze 530 bin metrekare üzerine inşa edilmiş. Müzenin girişinde sizi bir çita karşılıyor. Sergi kısmı düzensiz olsa da böylesine yoğun eserlere sahip bu müzenin başka bir eşi ve benzeri sanırım dünyada yoktur. Tanıtım broşüründeki bilgilere göre 50 yıl boyunca 4 kıtadan toplanan 15 bin parça eser bu müzede sergilenmektedir. Yaklaşık 700 tane antika araba, fosiller, el yazmaları, halılar, antik heykeller, nadir bulunan metaller, çok eski dönemlere ait Kur’anlar, sedef işlemeli eşyalar, eski dönemlere ait elbiseler gibi pek çok eseri görmeniz mümkün. Müze o kadar büyük ki birkaç defa dinlenmeden müzeyi tamamen gezmeniz mümkün değil.

Petrolün bir gün biteceğine inanan Katar, hatırı sayılır bir miktarda parayı eğitime ayırıyor. Doha’da inşa edilen Eğitim Şehri Müze, Carnegie Mellon, Georgetown Üniversitesi, Northwestern, Virginia Commonwealth Üniversiteleri, Weill Cornell Medical College, Texas A&M Üniversitesi gibi Amerikan üniversitelerinin yanı sıra HEC Paris ve College London gibi Fransız ve İngiliz Üniversitelerine de ev sahipliği yapıyor. Nihai hedef ise körfez bölgesinin eğitim üssü olmak. Eğitim şehri içerisinde farklı bir mimariye sahip Cami’si de kesinlikle görülmesi gereken bir yer.

“Katara Kültür Köyü” de görülmeye değer bir yer. Katar 18 yüzyılda “Katara” olarak anıldığı için bu kültür vadisinin ismi de buradan geliyor. Doha 2010 yılında Arap âleminin kültür başkenti seçilince inşa edilmiş bir yer. Katar kültürünü ve tarihini yakından tanımak isteyenlerin ziyaret etmesi gerekir. 5 bin kişilik amfi tiyatro, opera evi, sanat galerileri, kütüphane ve müzenin yanı sıra restoranlara ve kafelere ev sahipliği yapıyor. Hatta buraya güvercinlerin sıcaktan korunması için “Güvercin Kuleleri” inşa edilmiş. Bir de harika bir Tür Camii mevcuttur.

2022 Dünya Kupası Katar’da düzenleneceği için ülke şantiye gibi. Bütün büyük projeleri bu tarihten önce bitirmeyi hedefliyorlar. Doha bir diğer körfez şehri olan Dubai ile her alanda sıkı bir rekabet içerisinde. Fakat Doha’yı farklı kalan şey modernite ile muhafazakârlığı bir arada tutma çabasıdır. Bu konuda başarılı söylenebilir.

Doha şehri sakin, düzenli ve Yaz ayları haricinde oldukça yaşanılası bir yer. Şayet çok farklı milletlerden insan tanımak, tecrübe biriktirmek için oldukça verimli bir yer olacaktır. Ne yazıktır ki, Avrupa ülkelerinde birbirlerine geçiş serbest ve hatta geçtiğinizi bile anlamazken burada 5-6 ülke birbirine sınır kapılarını bile kapatmış durumda. 15 dakikalık komşu ülkeye başka ülkeler kanalıyla 6 saatte gidebiliyorsunuz. Bu ticarette de her şeyde böyle. Bu çok üzücü bir durumdu.