Heilbronn`da mültecilere yapılan biçaklı saldırı ve Alman devletinin tavrı

Heilbronn`da mültecilere yapılan biçaklı saldırı ve Alman devletinin tavrı

Genel seçimler yapılalı yaklaşık yarım yıl geçmesine rağmen, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Almanya halen bir önceki iktidarın devamı niteliğindeki hükumet tarafından yönetilmekte; ve herkes bundan memnun gibi. Yoksa siz basında kriz tellakisi yapan birisini gördünüz mü? Lakin durum hiç de öyle göründüğü gibi sakin ve iyi değil. Bilhassa toplumsal barışa ciddi engeller çıkarılmakta. Bunlardan son haftalarda vuku bulanların birkaçına bakalım:
9 Şubat’ta Wuppertal kentinde bir eve baskın yapan özel tim, 44 yaşındaki Hamit Paksoy’u vurarak öldürdü. Ancak polis, Aksoy’un nasıl vurulduğuna ve kaç kez ateş edildiğine dair ayrıntıları vermedi. Gelen en son bilgilere göre, Hamit Paksoy’un silahsız olduğunu ve öldürülmesine dair ciddi şüpheler bulunduğu yönünde.
Irkçı ve toplumu ayrıştırma üzerinden bir siyaset izleyen AfD partisi ise hemen her toplantısında Türklere karşı kışkırtıcı söylemlerle Alman kamuoyunu ateşlemeye devam ediyor. Kısa bir süre önce AfD’li vekil Gottschalk Almanları Türk işyerlerinden alışveriş yapmamaya çağırmıştı. Aschermittwoch etkinliklerinde ise daha bu söyleme karşı öfke dinmeden, yeni bir küfürlü saldırı olayı daha yaşandı. AfD’nin Saksonya Anhalt Başkanı Poggenburg, Türk toplumu’nu hedef göstererek, “Bu deve güdücüler, defolup geldikleri yere geri gitsinler” dedi. (not: bu adamı savcılığa şikayet ettim; FETÖ’cülerin sahte şikayetlerini kabul eden makamlar bakalım benim şikayetimi kabul edecekler mi?)
Daha birkaç gün evvel ise, Heilbronn`da 70 yaşındaki bir Alman bir mülteci grubuna saldırarak biri ağır üç kişiyi yaraladı. Olay şehir merkezindeki Kilianskirche yakınlarında meydana geldi. Elindeki bir bıçağı orada bulunan üç gence rastgele sallayan saldırgan, çevredekiler tarafından etkisiz hale getirildikten sonra polise teslim edildi. Yapılan ilk soruşturmada saldırıyı mülteci siyasetine tepki olarak yaptığını söyleyerek kendini savundu.
Timeturk.com yazarı Mualla Kapusuz durumu özet olarak şöyle sunmuş: “Almanya anayasası din özgürlüğünü güvence altına alırken, bu özgürlük kapsamında İslam dinine mensup olan cemaatlere cami inşa etme hakkını da veriyor. 4.95 milyon Müslüman’ın yaşadığı Almanya’da cami ve mescit olarak kullanılan yaklaşık 2 bin 800 ibadethane bulunuyor. Ancak bu ibadethaneler uzun bir süredir kundaklama, gamalı haç çizme, domuz başı bırakma şeklinde tezahür eden çeşitli saldırılara maruz kalıyor. Yaşanan onca kabusa ve olayların vahametine karşın saldırılar ‐birkaç istisna dışında kamuoyunda yankı bulmadı.”
Durum böyle iken Birlik partileri (CDU, CSU) ve Sosyal Demokratlar (SPD) arasında imzalanan koalisyon protokolünde Müslümanlar ile ilgili yazılanlar ve yapılan vurgular da kayda değer ve eski – yeni iktidarın Müslümanlara bakış açısını göstermekte. Metnin içeriğini IGMG genel sekreteri Altaş şöyle özetliyor: “Koalisyon sözleşmesi Müslümanlar açısından tam bir hayal kırıklığıdır. Sözleşmede İslam ve Müslümanlar sadece iç güvenlik bahsi çerçevesinde zikredilmektedir. Müslümanların neden yalnızca bu olumsuz bağlamda konu edildiğini anlamak mümkün değildir. Sözleşme metninde İslam; terörizm, radikalizm ve aşırıcılık bahisleriyle anılmaktadır. Koalisyon sözleşmesini okuyan kişi kaçınılmaz olarak İslam’dan korku duyması gerektiği hissine kapılmaktadır. Bu kabul edilemez tutum, Almanya’da yaşayan milyonlarca Müslüman’a yoğun bir şekilde zarar vermektedir. Koalisyonun tarafları bu sözleşme ile Almanya’daki Müslümanlara çok büyük haksızlık yapmaktadırlar.”
Sonuç olarak şunu diyorum: Alman devleti ve bilhassa güvenlik güçleri akıllarını başlarına almalı.
Almanyalı Müslümanlar ve Türkler bu memleketin asli unsurları ve dostlarıdır. Aksi takdirini varsayan veya öyle sunan ve ona göre uygulamaya geçen her kim varsa, bu ülkenin huzurunu istememektir; bu böyle biline…