Eli Kulağında

Eli Kulağında

Değerli Okuyucularım, yazılarımda ele aldığım konular arasında eğitim, geleceğe yönelik beklentiler ve anadilimiz olan Türkçe’mizin güzellikleri yer almaktadır. Bazen haftalar önce baskıya giren yazılarımın içeriği aniden manşet yaratıyor. Benim yazım değil, yazımın içeriği manşet yaratıyor. Haziran ayında fındık ve badem piyasası hakkında yazdıklarım Temmuz ve Ağustos aylarında acı gerçeğe dönüştü. Fındık fiyatları piyasada öyle bir düşüş gösterdi ki, üreticiler ve tüccarlar sanki hiç beklenmedik bir durumla karşılaşılmış gibi şok yaşadılar. Bu durumdan kendimize ders çıkarmalıyız. Bilgi alışverişinin, ileriye yönelik tasarıların ve uygulamaların önemini daha iyi kavramalıyız. Yaz aylarında Türkiye turizmine ciddi bir saldırı yapıldığını gördük. Bence 2017 yılı yaz sezonunu bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz.

Marka Olun
Dubai’nin turizm başarısına baktığımızda, Dubai’nin tümüyle doğru tasarlanmış bir iş modeli örneği olduğunu görebiliriz mesela. Neşeli, renkli, yaratıcı, yaşam sevinci saçan, iyi yemekten ve içkiden anlayan, sıcakkanlı, stil sahibi, şakacı ve biraz da çapkın İtalyan prototipi, her yıl milyonlarca turisti İtalya’ya çekmeyi başarır. Tabii ki bu da sadece İtalyan algısının beyinlerimizdeki yansımasıdır. ABD’nin tıp turizminin başarılı bir marka olmasının arkasında, Amerikan hastanelerinin gelişmişlik düzeyi kadar, yıllardır TV’lerde gösterilen Amerikalı doktor ve hastane dizilerinin de rolü olduğunu iddia ediyorum. Sürekli, farkında olarak veya hiç farkında olmadan beynimiz yıkanmakta. İzlediğimiz her dizi, her film, her eğlence proğramı belirli amaçlarla yüklüdür. Hiç fark ettiniz mi? Her Amerikan yapımı filmde, en az iki kez Amerikan bayrağı görünür, Amerikan milliyetçiliğini körükleyen bir marş çalar, kötüler hep Avrupa markalı arabalar kullanır, iyiler ise Amerikan yapımı araçlar kullanır. Polis araçlarının hepsi Amerikan arabalarıdır, bunlar ne kadar kurşunlansa, çarpılsa ve havalarda uçsa da hiç hasar görmezler, hep sağlam kalırlar. Tüm bunlar, bizim bilinç altımıza yerleştirilen algılardır. Chevrolet, Pontiac, General Motors, Buick gibi markaları işittiğimizde halâ bir hayal dünyasına dalarız. Yanlış anlaşılmak istemiyorum: Sadece beyinlerimizin bilinç altına başarıyla yerleştirilen algılardan söz ediyorum.

Peynir Gemisi
Yazımızın başlığı Eli Kulağında. Lafla Peynir gemisi yürümüyor da güzel bir başlık olabilirdi aslında. Neyse, eli kulağında sözünün kaynağını kısaca açıklayacağım. İslamiyet’in ilk yıllarında ezan okunurken Mekkeli müşrikler, yani İslamiyet’e inanmayanlar alay ettikleri ve ezan okuyanı şaşırttıkları için, ilk müezzin Bilal Habeşi, ezanı elleri ile kulaklarını tıkayarak okurdu. Eğer ezan vakti çok yakın ise, insanlar müezzini eli kulağında görebilirdi. Türkçe’mizde, olması çok yakın işler için, eli kulağında sözünün kullanılması buradan kalmıştır. Kısaca peynir gemisi sözlerini de açıklayım: İstanbul’da Aksi Yusuf adında çıkarcı ve cimri bir peynir tüccarı Trakya’dan getirdiği peynirleri İstanbul’da satar, artanını da deniz yoluyla İzmir’e gönderirmiş. İzmir’de peynir fiyatları yükseldikçe elindeki tüm peynirleri gemilere yükletirmiş, ama taşıma ücretini peşin ödemeyerek gemicileri yalanlarıyla oyalarmış. Peynirler sağ sâlim varsın, istediğiniz parayı fazlasıyla veririm diye vaatlerde bulunurmuş. Birkaç kez aldanan gemi kaptanlarından birisi yine İzmir’e doğru yola çıkmak üzere iken sinirlenmiş ve lâfla peynir gemisi yürümez, geminin yürümesi için kömür lâzım, yağ lâzım diyerek Aksi Yusuf’u azarlamış. O tarihten bu yana, iş yapmayıp sadece boş konuşanlar için söylenir bu anlamlı sözler. Ülke ve toplum olarak başarılı bir yapılanmamızın eli kulağında diyebileceğimiz mutlu yarınlar diliyorum.
Sevgiler ve Selamlar
Nejdet Niflioğlu