ÇOCUKLARIMIZ BİZİMDİR… AMA BİZ DEĞİLDİRLER!..

ÇOCUKLARIMIZ BİZİMDİR… AMA BİZ DEĞİLDİRLER!..

“Öff… Çıldırtacak bu oğlan beni; bir insan bu kadar mı düzensiz olur?”

Sinirli anne, “ablası nasıl?” sorusuna, o bir harika; düzenli, temiz ve çalışkan” diye cevap veriyor. Büyük oğlunu ise “anlaşılmaz, tuhaf bir tip” olarak tanımlayan anne, “Allah var, okulda durumu iyi; kendisini çok iyi ifade ediyormuş, öğretmeni de çok memenun” diyor.
Dikkat edildiyse annenin bahsettiği çocuklar kendi çocukları… Birini düzensiz, diğerini anlaşılmaz bulan anne sadece birinden memnun! Sadece bu anne mi böyle? İtiraf etmeliyiz ki çoğu insan duruma böyle yaklaşıyor. Kendimizi merkeze alarak insanları değerlendirmeye kalktığımızda en yakınlarımızla bile problemler yaşamamız kaçınılmaz oluyor!

Peki neden böyle?
İnsanlar dünyaya değişik zihin modelleri ile doğarlar. Bu zihin kodlarını çözümleyip, onların tipolojilerini ve algı sistemlerini tanımaya çalışmak yerine, kendimize uymayanları “arızalı” sayarak işin içnden çıkmaya çalışıyoruz. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Maalesef eğitim sistemleri de bu konuda kablumbağa hızında ilerliyebiliyor ancak.
Sadece eğitim alanında değil, her alanda insanları kendi zaviyemizden değerlendirme saplantısı “evrensel bir yanılgı” olarak insanlığın önünde duruyor…
Davranış bilimlerinde “ön seçim eğitimden önce gelir” diye bir kaide vardır. Öncelikle insanların özellikleri tesbit edilerek ortaya konacak olan eğitim programları başarı kapılarını açmakla kalmayacak, aynı zamanda mutlu ve neşeli olmalarını da sağlayacaktır. Zira hayatta ancak fıtratlarına uygun işler yapanlar tebessüm ederek dolaşabiliyorlar…
Türkçeye “Zihin Kullanma Klavuzu” olarak tercüme edilen NLP bu alanda bizlere önemli ip uçları sunar. Bu modelden yola çıkarak yukarıda bahsi edilen annenin yakınmalarına şöyle açıklama getirebiliriz: O “düzensiz” diyerek şikayet ettiği oğlu aslında knestedik hafıza modeline sahiptir. Oyuncaklarını hemen aynı gün bozması, eşyalarını karmakarış yığması, yerinde duramaması onun meraklı ve araştırmacı yönünü ortaya koyar. Ama bu çocuklar, aileleri tarafından “haylaz”, okul tarafından da “problemli” görüldükleri için daha erken dönemlerde meraklarını kaybedip, mutsuzlar kervanına itilirler!
Okulla arası iyi olan ise muhtemelen sol beyin ağırlıklı ve işitsel hafıza modeline sahip olmalı. Düzenli olan kız büyük ihtimalle görsel modele sahip… Çünkü onu çok beğenen annesi de öyle…
Bu modellerin açılımları önemli. Her model kendi içinde farklı özellikler taşır. Ama en fazla haksızlığa uğrayanları eğitimci Dawno Markowa’mın “kurbanlar” diye nitelediği hareketli kinestediklerdir. Ama şunun da bilinmesini isterim: Rivayetler doğruysa eğer; çok kıpırdıyor diye kafasından cetvel yiyen Edison’da, aynı gerekçeyle disiplin cezası alan Albert Einstein’da aynı hafıza modeline sahip idiler!..

Hidayet Kayaalp