Beş Köşeli Yıldız

Beş Köşeli Yıldız

Alınmadan, küsmeden, darılmadan, kavga etmeden konuşabilmek hayâl oldu. Öylesine bir gerilim içindeyizki, birbirimize korkarak selam veriyoruz.
“Çayınızı nasıl içersiniz sorusu” bile siyasi anlaşılıyor.
Milletçe parçalara bölündük.
Abim evetçi,babam kararsız, ablam hayırcı, annem tarafsız.
kelimeleri seçmekte saçmalamaya başladık ama olsun yoksa akrabayla aramıza kara kedi girecek yoksa.
Her cümlesinde tepki toplamaktan korkan yazarlar, sanatçılar köşesinde tozlanmaya devam ediyor.
Gazete köşelerinden birbirine sıkıyorlar, televizyon ekranları ringe dönüştü.
Diziler tutmuyor yenisi çevriliyor hemen.
yoğurtlar bile tutmaz oldu sanki
kardeşlik mayası hiç tutmuyor.
“Niçin Müslümansın, niçin Müslüman değilsin, niçin sağcı, niçin solcusun?” gibi saçmalıkların içine düştük.
insanları barıştırıp kucaklaştıracak aydınlar nerde yok mu?
Niçin yazarlar hedefe ateş etmeden geçimini sağlayamıyor?
Kötü bir yüzyılın başındayız. Yaralarımızı acilen sarıp helalleşmeli ve yine birbirimizin türküsünü dinlemeliyiz.
Birbirinin türküsünü dinleyemeyenler, birbirlerini sevemezler, ama sevmeliyiz…
Önümüzdeki yıllarda belki de işgale uğrayacak olan memleketimizi kurtarmak için barışmalıyız, dertleşmeliyiz.
Çocuklar empati yapamaz, kendisini başkasının yerine koyamadığı için zalim olurlar, tıbben böyle…
Galiba hepimiz çocuklaştık…
Şimdi yeniden bir Aşık Veysel türküsünde birleşmeli, barışmalıyız.
Bir Neşet Ertaş gibi
Engel girmesin araya
Dost merhem olsun yaraya
Dost için geldik dünyaya
Dost İle sohbet edelim
Diyelim…..
Musa Eroğlu gibi:
Bırak gam kederi yaralı gönlüm,
Yüce dağdan duman çekilir bir gün…. demeliyiz.
Ve yerince de;
Doğarken Farklı Doğmadık
Ayırma Bizi Kendinden
Yakışmaz Bize İkilik
Ayırma Bizi Kendinden diyen
Muhlis Akarsu olmalıyız…
Geç olmadan, yazık olmadan, dostluklar bitmeden, arkadaşlıklara nazar değmeden,
Kardeş kardeşe küsmeden, komşu taşınmadan, yaralar daha fazla deşilmeden….
Sevmek zorunda değiliz, birbirimizi anlamaya çalışalım, hepsi bu!

Saadet Barlık